Türk toplumu olarak son derece misafirperver bir milletizdir, bilirsiniz. Bu zaten her zaman söylenen klişeleşmiş bir laftır. İnsan toplumun aynasıdır ya, benim annem de bu anlamda gerçekten toplumun aynası. Çok misafirperver bir annem var. Ben de öyleyim ama çalıştığım için açıkçası çoğu zaman kendi rahatlığımı düşünüyorum. Çok sık misafir gelsin istemiyorum. Sanırım bu konuda anneme çekmemişim. Konumuza geri dönecek olursak bugün annem özelinden genel Türk toplumu misafirperverliğinin olmazsa olmazı 10 ritüelini kendimce yorumlamak istedim. Eminim sizde "Evet ya, aynısını ben de yapıyorum." ya da "Tıpkı annem." diyeceksiniz.
Büyüklerimiz her zaman der ki; "Misafir nasibiyle gelir." , "Misafir evin bereketidir." Artık birçok kadının çalıştığı ve misafir ağırlama alışkanlıklarının değiştiği günümüzde az da olsa kalan akşam misafirliğini anlatmak istedim.
O sımsıcak aile toplantılarının olduğu, insanların kaynaştığı, komik olaylarında eksik olmadığı Türk toplumunun akşam misafirliği başlasın o halde :)
1- Ne kadar yorgun olunsa da misafir neşe ile kapıda karşılanır

Aslında ilk olarak misafir geleceğini öğrenip evin hanımının deli gibi temizlik ve pasta börek yapma aşaması ile başlamak gerekiyor ama ben orayı atlayıp hemen eve girişten başlamak istedim. Temizlik yapılmış, çayın yanında ikram edilecek birkaç çeşit pasta türü hazırlanmış ve çok yorulmuş da olsa, misafir kapıda ve her zaman neşe ve coşku ile karşılanır.
2- Sarılıp öpüşme ve çoğu zaman aynı anda hamle yaparak dudak dudağa gelme samimiyeti

Bu aşama gerçekten berbat bir durum. Hepimizin başına zaman zaman gelmiştir. Sarılıp yanaktan öpmek isterken her nasıl beceriyor isek aynı anda hamle yapıp dudak dudağa gelme, düzeltmeye çalışırken yine aynı anda hamle yapma, sonra şöyle bir sıkıca, sanki uzun zamandır görmüyor muşçasına "Vallahi ne iyi ettiniz de geldiniz. Özledik sizi." ile başlayıp "Biz de sizi özledik." ile devam eden, aşırı samimiyet kokan sözlerin havada dans etmesiyle, kapıda karşılama ve öpüşme, sarılma olayı sona erer.
3- Çeşit çeşit misafir terliği sunma ritüeli

Misafirlikte olmazsa olmazımız misafir terlikleri. Kadın için ayrı, erkek için ayrı, topuklu, topuksuz, ponponlu, sade, kapalı, açık gibi değişik çeşitlendirmeleri olan bilumum misafir terliği, özenle sıra sıra misafirin önüne büyük bir mutlulukla konur. Misafirin terlik alışkanlığı yoksa bile o terlik giyilecektir. Misafir terliksiz misafirlik ise, çaysız simit, kambersiz düğün, pilavsız kuru fasulye gibidir. Yani olur da o kadar olur. Usul böyledir.
4- Büyük bir döngü halinde herkesin birbirine tek tek "Nasılsın" deme ritüeli

Muhteşem karşılama yapılmış, misafir terlikleri giyilmiş ve herkes koltuktaki yerini almıştır. Yüzlerde gülümseme ve adapte olmak için gerekli birkaç dakikalık sürenin sonunda o harikulade ritüel başlar. O da ev sahibin gelen misafire tek tek, üstelik hiç üşenmeden, büyük bir döngü halinde hal hatır sorma faslıdır ki misafirliğin olmazsa olmazlarındandır.
-Nasılsın Arif abi?
-Çok şükür sağlığına duacıyız.
-Sen nasılsın yenge?
-Hamdolsun.
-Peki sen nasılsın Şükran?
-....... (bitmez) :)
5- Evin küçük çocuğunu halının üstünde oynaması ritüeli

Mutlaka siz de rast gelmişsinizdir. Ben sadece bir kez rast geldim bu duruma. Yani misafirlerin bir süre havadan sudan sohbet edip çayın gelmesi ve "Çay biraz daha demlesin." aşaması arasında kalan kısa zaman diliminde bir kurtarıcı olarak ortaya çıkarılan çocuk durumu. Önceden küçük erkek çocuklarına "Hadi evladım pipini göster." sorunsalı varmış ki Allah'tan artık yok. Evin küçük kız ya da erkek çocuğu çağrılır, önce" Ne kadar da büyümüş, ne tatlı da olmuş." gibi bilumum sevgi sözcükleri ile ortaya çıkar oynar. Tam da iyi demlenmiş bir çay ve ev sahibinin özenle yaptığı ikramlar öncesi neşeler yerine gelmiştir.
6- "Bir bardak daha içmezsen ölümü gör. Allah aşkına iç ya" diye ısrarların havada uçuştuğu çay faslı

Misafirliğimiz tüm coşkusuyla ve en güzel ritüelleriyle son hız devam etmektedir. Sohbetler başlamış, evin küçük oğlu en neşeli haliyle oyununu oynamış, o beklenen an gelmiştir. Oyun esnasında kaşla göz arasında mutfağa gidip demleyen çayı kontrol edip pasta tabaklarını özenle hazırlayan ev sahibi hanım, adeta sanat eserini icra eden bir sanatçı gururuyla ikramlarını hazırlamıştır. Misafir için özel saklanan, başka kimse için kullanılmayan gümüş tepsi çıkmış, dantel örtüsü konulmuştur. Çayın kokusu coşkuyu bir kez daha artırmış "Ay ne zahmet ettin.Biz yabancı mıyız?" söylemleri arasında çatal sesleri gelmeye başlamıştır. Mutlaka boşalan bardaklar yenilenirken "Allah aşkına bir bardak daha iç, ölümü gör." tehditleri arasında "Hadi madem varsa bir bardak daha içeyim." denilerek zafer ev sahibinin olmuştur.
7- "Bunların hepsi Amerika'nın oyunu" ana başlıklı derin devlet sorunları

Benim gittiğim tüm akşam misafirliklerinde ucundan kıyısından da olsa devlet ve siyasi konulara girilmiştir. Çaylar içilip, yapılan lezzetli ikramlar yenirken yavaş yavaş kıvamına gelen sohbette ailevi konular, çocukların okulları, iş güç derken ve nihayet siyasi konulara gelmiştir. Son günlerde yaşanan gelişmeler konuşulur, eleştirilir, enflasyondan bahsedilir ve "Dış güçler bizim birlik olmamızı istemiyor." ile başlayıp "Bunların hepsi Amerika'nın oyunu." ile devam ederek "Ben onu bunu bilmem. Türkün Türk'ten başka dostu yok." sözüyle zirveye ulaşan milli birlik beraberlik duygusu, akşam misafirliğine damgasını vurmuştur.
8- İnsana kendini suç işliyor hissiyatı veren ve kibarca çıkılan dantelli, fiyonklu tuvalet ritüeli

Benim için bir evin banyosu çok önemlidir. Ve bu konudaki gözlemlerime göre misafirliğe gidilen evin tuvaleti, kibarca lavabosu, aslında banyosu muhtemelen bu şekilde süslü, dantelli, renk uyumlu ve lavanta kokuludur. Coşku devam edip, çaylar içildikten sonra biraz da mahcubiyetle "Yenge lavabo neredeydi?" diye alçak sesle sorulur ve gösterilen yere gidildiğinde böyle bir manzara sizi karşılar. Belki sadece el yıkamaya gittiniz. Belki gelmekte olan uykunuzu açmak için yüzünüzü yıkamaya. Amma velakin görünen bu şahane sanat eseri gibi duran klozet, insanda garip bir suçluluk duygusu uyandırır. El yıkanır ve "Bir şey yapmayacağım." der gibi naif bir bakış atılan klozetle vedalaşılıp bol sohbetli salona geri dönülür.Yine kalabalığa karışmış, sebepsiz bir mutluluk duyulmaktadır. Tuvalet ritüeli çok önemlidir. :)
9- "Daha karpuz kesecektik" söylemi ile kararsız kalınan dakikalar ritüeli

Gece yavaş yavaş ilerlemiş, coşku yerini manevi ve duygusal konulara bırakmıştır. Misafir hanımın yardımı ile toplanan bardaklar, tabaklardan sonraki dakikalar artık uykunun da gelmek üzere olduğunun sinyallerini aldığınız dakikalardır. Misafir beyefendi hanımının gözüne bakar: Kalkalım demenin bir çeşididir bu hareket aynı zamanda. Hanımından yine aynı yöntemle onayı alan ve "Artık bize müsaade." diyen misafir beyefendinin bu atağına ani bir kontratak ve biraz da sitemle ev sahibi hanım anında karşılık verir. "Nereye? Daha karpuz keseceğiz." Oldukça etki yaratan bu kontratak tan sonra kalktıkları gibi yerlerine oturmak zorunda kalan misafirler "Zahmet etmeseydiniz." diyerek gelen karpuz ya da meyve ikramını da yedikten sonra, gönül rahatlığıyla kalkarlar. Ama henüz hiçbir şey daha bitmemiştir.
10- Bir türlü vedalaşamayıp kapıda yarım saat muhabbet edilen son ritüel

Geldik son aşamaya. Misafir gönül rahatlığı ile müsaade istemiş ve kapıya yönelmiştir. Herkes gülerek, şakalaşarak hatta o saate kadar konuşulmamış konular ile adeta yeni bir aşamaya geçmiştir. Bu aşama "kapıda vedalaş(ama)ma" aşamasıdır ki bir assolistin sahnedeki son şarkısı, bir yönetmenin son ve en iyi filmi gibidir. Özeldir. Finaldir. Ve bu misafirliğin finali de muhteşem olmalıdır. Önce daire kapısından çıkarken başlar sohbet. Biraz da ayakkabıları giyerken, merdiven boşluğunda yankılanan şen kahkahalar takip eder. Ve mutlaka aşağı inilir. Ev sahibi bey mutlaka büyük ihtimal hanım ile dışarıya çıkarlar. Salonda edilmeyen en tatlı dedikodular, futbol muhabbeti ve "Bunu saymıyoruz, yine gelin"e karşılık "Bu defa bizde toplanalım, arayı açmayalım." sözlerinin havada uçuşması ile doruğa ulaşan sevgi seli, uyuyakalan çocukların arabaya yatırılması ve uzun süre arkadan el sallanarak gece sona erer.

Biz Türk halkı olarak gerçekten çok farklıyız. Özeliz. Bizi biz yapan en büyük özelliklerin başında ise samimiyetimiz geliyor. Bırakın misafiri, kendi öz çocuğu için bile "18 yaşına girince ayrı eve taşınsın" diyen ebeveynlerin olduğu yabancı ülke insanlarına inat, samimiyiz. Misafiri baş tacı eden bir toplumuz ve ne mutluyuz. Misafiriniz, seveniniz, arayıp soranınız bol olsun.
Sevgiyle kalın :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar