Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Hayat o kadar değişik olaylara gebe ki o yüzden dolayı da ne zaman kime ne tür süprrizler getireceği bilinmez. Hayat rengarenk bir dönme dolap gibi adeta.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Kimi yerde pembe, turuncu, mor renklerin neşesi, kimi yerde ise griden siyaha acı ve keder zamanları. Ama şunu hiçbir zaman unutmamak gerekiyor ki bunların hepsi gelip geçici. Hangi renkte ne kadar süre kalacağımız ise tamamen bize bağlı olan bir şey aslında.

Tabi ki bu süre ne kadar bize bağlı olsa da şartlar ve koşullarda etken. Ama bir şeyi yapmayı çok istersek şayet kalp sesimiz ile en sevdiğimiz renge dönüştürebiliriz hayatımız.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Şimdi size öyle bir öyküden bahsedeceğim ki herkes kesinlikle ama kesinlikle ayakta alkışlayacak bu şahane kadını. Bizlere yaşama olan azmi ve başardıkları ile çok büyük dersler veriyor aslında.

Marie Rose Balter isminde cesur, kararlı, sabırlı, azimli ve en önemlisi hayata tutku ile bağlı bir kadın.

Marie Amerikalı. Yaşam ile olan mücadelesi taaaa o henüz bebekken başlıyor ve bu mücadelesi tam tamına 34 yıl sürüyor.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Şimdi size biraz Marie'nin hayatından bahsedeceğim.

Alkolik bir annenin evlilik dışı beraberliği sonucunda dünyaya gelmiş. Ablası ve kız kardeşi ile yoksul bir hayata adım atmışlar. Marie 5 yaşında iken kardeşlerinden ayrılıp, annesi tarafından bir bakım yurduna verilmiş.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Bakım yurduna bırakılan Marie İtalyan kökenli oldukça varlıklı bir aileye evlatlık olarak verilir. Annesinin koymuş olduğu Patricia isminin yerine adını Marie koyar yeni ailesi.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Bu tabloya göre zengin bir aile ve tablo mükemmel gözüküyor bize. Her şeyin yolunda gitmesi gerekirken dönme dolabın siyah renginin içine düşmüş olarak buluyor kendini. Saygınlık perdesi adı altında, olmadık işkencelere başlıyor bu çift.

Günün büyük bir kısmını mahzende kapalı olarak geçiren, sürekli olarak bu çift tarafından eziyet ve işkence görüyor. Ve ne yazık ki bu durumda kimsenin de haberi olmamış.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Marie 17 yaşına gelene kadar bu eziyet ve işkence devam etmiş. Yıllar boyu yaşadığı acılar ve darbeler sonucunda felç geçirmiş. Bununla birlikte yaşadığı kalp spazmı, ağır astım ve halüsinasyonlar nedeni ile akıl hastanesi kaldırılmış.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Ve ne yazık ki rengarenk yaşamın içinde yine simsiyah gölgelerin altında ezilmiş kalmış Marie.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Belki bedeni iyileşmiş yıllar içerisinde ama ya ruhu daha çok yaralanmış, daha çok örselenmiş. Çünkü burada ağır akıl hastaları ile birlikte tamı tamına 17 yıl geçirmiş.

Yıllar boyu hiç hareket edememiş. Yemek yiyememiş doğru dürüst. Ve sürekli bir şekilde cenin pozisyonunda yatmış, ilaçla uyutularak geçirmiş bu zorlu süreci.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

34 yaşına geldiği zaman ise yaşamın renkli yüzü gülmüş Marie'ye. Çünkü doktorlar Marie'nin akıl sağlığının yerinde olduğu, tüm bu olumsuzluklara ise yaşadığı ağır depresyonun neden olduğunu söylemişler.

Ve bir karar alır Marie ve aldığı bu karar ile de özgürlüğüne kavuşur. Yaşadığı acılara rağmen, asıl yaşam savaşını bundan sonra verecektir, ve hayatın karmaşışı içerisindeki dönme dolaba yeniden sil baştan tekrar binmiştir.

Daha sonra neler mi oldu dersiniz.

Karanlık bir mahzende bitmek bilmeyen eziyetler, sevgiden yoksun kalan, hiç yaşayamadığı çocukluk yılları.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Akıl sağlığı yerinde olduğu halde, ağrı depresif akıl hastaları ile birlikte geçen genç kızlık dönemi. Ve bundan dolayı da ruhunu kaybedişi...

Tüm bu olanlardan ve uzun zamandan sonra dışarı çıktığı zaman onu bekleyen hayatı hiç tanımıyordur. Çünkü yaşamın albenili renklerinde hiç durmamıştır onun dönme dolabı. O yaşına kadar sadece griden siyaha bir yelpazedir onun için.

Tüm bu zaman içerisinde geçireceği yol zorludur Marie'nin. Karmakarışıktır ve verilecek bir ton kararlar ile dolu bir süreçtir.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Ancak Marie gördüğü haksızlıklara karşı dimdik ayakta durmayı başarmış ve yaşama dört elle sarılmayı seçmiştir.

Hakkında tüm söylenen sözlere kulaklarını tıkar ve sadece kalbinin sesini dinler. Üniversitenin Psikiyatri bölümünü kazanır. Azimle çalışır, didinir ve okur. O kadar çok çalışıyordur ki adeta kaybettiği yıllara inat çalışmaktadır gece ve gündüz.


Tabi ki hayat süprrizler ile dolu. Rehabilitasyon programı sırasında tanıştığı ve olduğu Joe Balter ile evlenir.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Hiç olmadığı kadar mutludur Marie. Maalesef bu mutlulukta çok kısa sürer. 6 yıl süren çok güzel evliliğin ardından çok sevdiği ona aşkı ve sevgiyi tattıran sevgili eşini kaybeder.

Eşinin ölümünden sonra gene bir yol ayrımı ile karşı karşıya gelir. Ama ne olursa olsun koşullar ve şartlar neyi getirirse getirsin Marie hiçbir şekilde hayata küsmez. İnatla direnmeyi seçer. Bu arada yakalandığı mesane kanserini de azmi ile yener.

Üniversiteyi bitirip doktor olduktan sonrada kendisini işine adar. Sadece hastaları ile değil, çevresindeki pek çok insana da yardım etmek en büyük amacı olmuştur.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Bir yandan çalışıyor, bir yandan da yüksek lisansını tamamlar. Konferanslarla renklendirdiği, umut ve sevgi aşılayan çalışmaları sayesinde insanların adeta idolü haline gelir. Ve tüm bunları 24 yılın içine sığdırır.

Daha sonra ne mi oldu dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi sıkı durun...

Bir zamanlar akıl hastası olarak girdiği Danvers State akıl hastanesine yönetici olarak atanır. Kendine güvenini ve umudunu hiç kaybetmeyen bu kadın artık dönme dolabında gökkuşağı misali renkler arasındadır.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

1986 yılında hayatını konu alan “Nobody’s Child” filmi 7 ödüle aday gösterilir. Üçünü kazanır. Bu vesile ile pek çok kalp ondan ve başarılarından haberdar olur.


“Sing No Sad Songs” isimli bir kitap yazar. Ve bu kitaptan elde edilen tüm geliri kendine ait olan Balter Enstitüsü'ne bağışlar.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

1996 yılının sıcak bir yaz günü ise sessiz sedasız bir şekilde hayata gözlerini yumar. Ve geride o kadar çok güzellikler bırakarak.

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!

Yaşadıkları ne kadar zor da olsa, AFFETMEYİ başaran en güzel örneklerinden bir tanesidir Marie. Alkışlanmaya değer...

Şimdi hepiniz şöyle bir düşünün, yeri geliyor minicik olayları içimizde büyütüyoruz. Hatta bununla da yetinmiyoruz hayata küsüyoruz. Ve ne yazık ki affetmeyi başaramıyoruz.

Ve hepimiz kendi dönme dolabımızın pembe çocuksuluğu içerisinde, yeşilin huzuruna, mavinin özgürlüğüne doğru dönüp duruyoruz. Ve ne yazık ki ne bize sunulan, ne de yaşamın bize armağan ettiklerini zerre kadar önemsemeden günlerimizi geçiriyoruz. Her şeye inat gözümüzü kapatıyor ve sonrasında da görmediğimizden yakınıp duruyoruz.

Bakıldığı zaman aslında affetmek bu kadar da zor olmamalı. Kendimizi seviyorsak ve saygı duyuyorsak şayet affetmek daha kolaylaşıyor. Affederek hafiflemek varken, yüklerin altında ezilmek gereksiz.

Bize ait olan dönme dolabımız hangi renkte durursa dursun ama sevgi ile, azim ile ve sabır ile en karanlık renkleri, sevdiğimiz albenili renklere dönüştürmek bizim elimizde.

Ve yazımı Oscar Wilde'nin çok güzel bir sözü ile bitirmek isterim.

"DüşmanIarınızı her zaman bağışIayın. Hiçbir şey onIarın bu kadar çok canını yakmaz."

Dostça ve sağlıcakla kalın...

Marıe Rose Balter'in Hazin Öyküsü!
Cevapla