Minik Albert'in Hazin Ölümü!

Bugün ben sizlere çok ilginç bulduğum bir olaydan bahsedeceğim. Yazı bitiminden sonra bunun ne kadar doğru ya da yanlış olduğunu tartışabiliriz isterseniz?

John B. Watson adında davranış psikolojisi üzerine eğitim almış. Birçok alanda yaptığı araştırmaları sonucunda insanların korkularının sonradan kazanıldığını dair bir gözlem yapar. Bu tezini de araştırma laboratuvarında devam ettirmeye karar verir. Tabii ki bu araştırmaları yapmak için deneklere ihtiyaç duyuyorlar. Ve ne yazık ki denek olarak belki hiçbirimizin seçmeyeceği bir kişiyi seçer 8 aylık olan Küçük Albert’i.

John Watson'un koşullanma deneyi

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

Rus Psikolog Ivan Pavlov’un köpeklerdeki koşullama sürecini incelemek için yaptığı deneyler, ünlü psikolog John Watson’un dikkatani çekiyor. Watson, Pavlov’un araştırmalarını kullanarak, “korku, insanlarda sonradan edinilen bir refleks mi yoksa doğuştan gelen bir dürtü mü?” sorusunun cevabını aramaya başlar. Davranışçı psikolog John Watson, sahada yaptığı araştırmalarda insanın korkularının sonradan kazanıldığına dair bir gözlem yapınca, bu çalışmaları küçük bir denek üzerinde denemek ister.

Denek olarak 8 aylık bir bebek seçiliyor

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

John Watson ve asistanı Rosalie Rayner, çalıştıkları John Hopkins hastanesinin kreşinde oynayan çocukları uzaktan inceleme altına alıyorlar. Ama, “korku” hakkındaki sorularına kesin cevapları bu şekilde ne yazık ki alamıyorlar. Bu yanıtların kesin cevaplarını alabilmek için testler yapmaları gerekiyor. Watson ve asistanı, şefkatten nasibi almamış bu neyed için 8 aylık sağlıklı bir bebek olan Albert ile bir deney tasarlamaya karar verirler. Albert’in annesi geçimini her gün bu hastaneye gelerek sütünün para karşılığı satarak geçinen bir kadındır. Albert ise annesinin işi bitinceye kadar kreşte çocuklarlar ile oynuyordu.

Küçük Albert Deneyi Başlıyor

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

Bu olay tarih sayfalarında en önemli psikolojik deney olarak kabul edilir. Bu küçük Albert deneyine başlamadan önce küçük Albert’e duygusal test uygulanır. Minik bebeğin önüne sırayla beyaz bir fare, tavşan, yanan kağıt parçaları, peluş bebekler, maske gibi hayatında ilk kez karşılaşacağı nesneleri gösterirler. Amaçları aslında Albert’in bunlara koşulsuz olarak nasıl tepki verip vereceğini görmekti. Tabii ki 8 aylık bir bebek henüz korkunun ne olduğunu bile bilmediğinden ona gösterdiği her şeye gülümseyerek yanıt verir.

Albert'in yanına beyaz bir fare salıyorlar

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

İlk başlarda bu masumanece görünen deneylerden sonra minik Albert’i boş bir odaya alıyorlar. Odanın içinde sadece bir yatak ve bu yatağın üzerine Albert’i oturtuyorlar. Ve odadan çıkıp Albert’i odada yalnız bırakıyorlar. İlk önce Albert’in yanına beyaz bir fare yolluyorlar. Albert, fareden korkmadığı gibi, tam tersi bir tepki göstererek fareyi sevmeye ve onunla oyunlar oynamaya başlıyor.

Fare odaya yine salınır, fakat...

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

Şu ana kadar baktığınızda aslında bu deneyde bir şey olmadığını düşünebilirsiniz. Ama asıl deneyin korkutucu bölümü bu aşamadan sonra devreye giriyor. Onlara göre Albert bir sonraki aşama için hazırdır. Fareyi gene odaya salarlar, fakat tek bir fark ile. Albert, fareye her dokunduğunda biri çekiş, biri çelik çubuk olan iki demir çubuğu birbirine vurarak rahatsız edici sesler çıkartırlar. Bu sese aşina olmayan Albert, haklı olarak korkar ve ağlamaya başlar. Bir müddet sonra ortam sessizleşir. Albert gene fare ile oynayama devam eder ama tek bir fark ile. Fareye her dokunduğunda ekibin çıkardığı o korkunç gürültü ile karşı karşıya gelir. Ağlaması yatışıp, aklı tekrar fareye kaydığında Albert, fareye her dokunmaya çalıştığında aynı ses ile karşılaşır ve fareye dokunmaktan korkmaya başlar.

Albert'in korkusu hafızasına kazınmıştır

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

Bu deneyi birkaç gün boyuca tekrarlarlar. Albert ne zaman tüylü ve özellikle beyaz renkli bir şey görse korkuyor ve ağlamaya başlıyordur artık. Deneyin sonunda ise Albert, ona gösterilen pamuk, beyaz tavşan ve benzer her türlü nesneden o korkunç ses çıkmasa bile aynı reaksiyonu göstermeye başlamıştır. Korkuyor ve ağlıyordur. Elde edilen bu sonuçla yetinmeyen Watson ve asistanı, son olarak da beyaz sakallı ve tüylü kostümler giyerek odaya girerler. Böylelikle Albert’in kafasında git gide büyüyen tüylü nesneler karşısında iyice şartlanmış olan Albert’in korku hafızasına iyice kazınmıştır.

Watson ve asistanı hastaneden ayrılır

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

Bu yapılan deneyler klasik koşullanma konusunda bilim adına çok büyük bir başarı sağlamış olsa da, kesinlikle ama kesinlikle hiçbir ahlaki değerler ile bağdaşmayan bir olaya imza atmıştır. Watson bu deneyler sayesinde koşullu korkuyu kanıtlamıştır. Ama düşünülmeyen bir yön ise bu deneylerin Albert bebeğin üzerinde ki psikolojik etkisi idi. Minik bebek tek başına bırakıldığı her koşulda tetiktedir. Ve işin en kötü yanı ise deney bittikten sonra iyileştirme sürecine başlamıyorlar ve hastaneden işleri bitince ayrılıyorlar. Bu yapılan deneyler insanların çok büyük tepkisini çekmiştir ama olan olmuş yapılan yapılmıştır. Yani kısacası iş işten geçmiştir.

Albert'in ölümü

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

Deneyden sonra küçük Albert’in neler yaşadığını, psikoloji tarihinin en gizemli olaylarından biri olarak sayılıyor. Psikolog Hall P. Beck bu konu ile ilgili bir araştırma yapar ve acı bir sonucun habercisi de olmuş olur. Gerçek adı Doğuglas Merritte olan Küçük Albert beyaz ve tüylü nesnelere karşı fobileri olan sağlıksız bir çocuk olarak 7 yaşına kadar hayatını sürdürmüştür. 7. Yaş gününü kutlayamadan hidrosefali’den (beyinde su toplanması) dolayını hayatını kaybetmiştir.

Deney sonucu

Minik Albert'in Hazin Ölümü!

Bu deneyden sonra çok önemli bilgiler edinilmiş oldu. Watson, tüm korkularımızın ve içgüdüsel saydığımız tüm davranışlarımızın bu şekilde koşullamalar sonucunda oluşmuş olduğunu kanıtlamış oldu.

Özellikle de korkunun sonradan edinilen bir refleks olma konusunda önemli veriler elde etmiş olmasına rağmen bilim adamlarına göre yapılan deneylerin ahlaki kavramlara yakışır bir davranış şeklinde olması gerekiyordu. Her şeyden önce, kurallara göre bir deney yapılmadan önce deneğin rızası gerekirken, 8 aylık bir bebekten rıza bekliyor olmak tamamen mantık dışı bir olaydı. Annesinin bu olaya rıza vermiş olması bile bu durumu makul kılmamaktadır. Minik Albert bu deneyin sonucundaki travmayı tek başına göğüslemiştir. Yıllar sonra ise bu strese daha fazla dayanamayıp ölmüştür.

Dostça ve sağlıcakla kalın...

Minik Albert'in Hazin Ölümü!
Cevapla