Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Her Türk genci zorunlu da olsa gönüllü olarak gitmeye hazır olduğu vatan görevini yapmak için can atar. Aileden ayrı, sevgiliden ayrı, özgür bir hayattan ayrı yaşanan askerlik, ilk zamanlarda çok sıkıcı ve zor gelir insana. Sizlerle askere gittiğim ilk günü paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz.

Atamız ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi "söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır." Böyle yetiştirildik, böyle gördük, böyle bildik.

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Ayrılık zordur

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Bakmayın 20 yaşıma geldiğime, anadan ayrı, babadan ayrı, kardeşlerden ayrı ve tabi ki yaşadığın yerden ayrı kalmak zordur. Büyük bir hüzün düşer yüreğinize, bir garip hissedersiniz. Tanımadığınız bir yere gidiyor olmanın stresi de üzerinize bir çığ gibi düşer. Babamın bana sarılıp ağladığı o anı asla unutamam.

Uğurlama zamanı

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Dedim ya, şereftir bir Türk genci için askere gitmek. Vatanı için ölümü göze almak. "Bu kişiler için ölmeye değer mi?" diye soranlar olacaktır. Evet bu vatan ve millet için ölmeye değer. Çünkü ben şahsım adıma söyleyeyim, benim için devlettir önemli olan, hükumetler gelir geçer baki kalan devlet olmalıdır. Çalgı çengiler, davullar zurnalar çalınır, asker gururla düğününü yaparcasına oynar çünkü ataları canını vererek emanet etmiştir bu toprakları ona. Beni soracak olursanız ben davul zurnayı pek sevmem. Evde arkadaşlarla oturduk zamanı gelince de bindik arabamıza çıktık otogarın yoluna. :)

Bitmez o yol

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Bitmez o uzun yolla, sabaha varana kadar uzar gider. Tam 14 saat sonra vardım birliğimin kapısına. Sabaha kadar gözüme uyku girmemişti heyecandan. Ne yapacağım? Nasıl geçecek zaman? Kim arkadaşım olacak? Bir sürü sorularla sabahı sabah etmiştim. Toplam 22 saattir uykusuzdum.

Nizamiyeye ilk adım

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Kapıdan girer girmez, artık ordunun bir askeri olduğunuz anlaşılmaya başlıyor. Sert bakışlar, sert emirler, nizami hareketler ve üniformalı bir sürü insan. Çantayı aç, ilaç, jilet, kolonya, ip v.s. zararlı olacaklarını düşündükleri her şeyi alıyorlar.

Kayıt işlemleri ve uzun kuyruklar

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Kalacağın koğuşu, yerleştirileceğin taburu, bölüğü her şeyi bu kayıt sırasında öğreniyorsun. Amfiler sıra sıra karşınızda. Bir giriyorsun içeri binlerce insan sırada. Oradan ötekine, ötekinden başka bir amfiye. En son yere gittiğimde "aç kollarını sıyır" emir sözüyle irkildim. Bir koluma bir iğne, ötekine bir iğneyi saplayıp aşılarımı yaptılar. Ellerimde valizim kollarımda iğnenin oluşturduğu sertlik ve şişlik zorlana zorlana gittim toplanma yerine. Uykusuzluk oldu 29 saat.

Ve sonunda koğuş göründü

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Artık yatarız uyuruz herhalde diye düşünmeye başlamıştım ki, saat gece 3 olmuş zaten. Çavuş "siz şimdi acıkmışsınızdır da" dedi. Uygun adım yemekhanenin yolunu tuttuk o saatte. Yemek faslı da bitince yatakhane geçtik. "Yataklar sabah da aynı bu şekilde olacak, dümdüz, üstüne para atarsam zıplayacak, bir tane kırışıklık istemiyorum" sözünü itinayla dinledikten sonra kıvrılıp uyudum. Uykusuzluğum 34 saat artık bitmek üzereyim.

Koğuş kalk

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Tam da böyle şuurumu kaybetmişcesine uyurken, tam da yatalı 2 saat olmuş, bir bağırtıyla zıpladım yatağımdan. "koğuşşş kaaaaaaaalllkkkk" dedim ne oluyor harp mi çıktı. :D Beynim kazan gibi, gözlerimde uyku akıyor, ama herkes zıplamış yatağından aşağı. Hızlıca tuvalete koşuyor, ellerinde tıraş bıçakları ve köpüklerle. Herkes tıraşını oldu, üstünü giyindi ve ayakkabılarını boyadı. Hazır bir vaziyette bölük toplanma alanına gittik.

Personelle tanışma

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Ben çavuş bilmem ne, ben onbaşı bilmem ne, ben uzman çavuş bilmem ne. Herkes kendini tanıtıyor elimizdeki küçük defterlere isimlerini kayıt ediyoruz. Kuralları anlatıyorlar, şunu yapamazsınız, bunu yapamazsınız, onu asla yapamazsınız. "Ulan hiç bir şeyi yapmayacağız tamam" dedim tabi içimden :D

Karavana kahvaltı

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim

Her şey nizami, her şey kurallar dahilinde yaşanıyordu." Al, geç, otur ye" komutlar havada uçuşuyordu. "Bitti kalk, aşağıda toplan, uygun adım marş" "ne oluyor nereye düştük biz dedim" :) Uykusuzluk oldu 45 saat.

Eğitim ve yürüme

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim
"Vur ayakları, vur yerden patlama sesi gelecek vur" çavuş bağırdıkça vuruyoruz ayakları yere. Ayak tabanlarının halini akşam koğuşa gittiğimizde gördük. Pek iç açıcı görüntü değildi :) Saatlerce yürüdük rap rap vura vura. Neyse ki akşam oldu sonunda, uykusuzluk da 50 saati buldu. Ben bitkin ben perişan, ben kendinden geçmiş bir vaziyette koğuşa gittim. Yatağa uzandım, "Allah'ım ne olur bana güç kuvvet ver, dayanma gücü ver, vatanım için her şeye razıyım lakın çok yoruldum" dedim ve uyumuşum.

İşte benim askerliğimin ilk günü böyleydi. Asla orada yaşadığım hiç bir şeyden pişman olmadım. İsteyerek gittim, yaşadım ve şerefimle tamamlayıp geldim. Darısı gitmeyen, kaçan ve askerlik daha da düşsün diye bekleyenlerin başına. Ha söylemeyi unuttum askerliği 18 ay yaptım. :)

Askere Gittiğim İlk Günüm ve Ruh Halim
Cevapla