Karanlığında solduğun bir kalp ya da, 🍂 "Mars'ın çekim alanına giremeden, gezegeni teğet geçip gittim. Bana uzunca bir süre yetecek yedek yakıtım, oksijenim, yiyecek içeceğim var. Şimdi tabloyu gözünüzün önüne getirin: Karanlığın içinde uçup duruyorum. Önümde, sağımda, solumda ışıyan birtakım yıldızlar. Soğuktan çivi kesmiş bedenim, bin yıl sonra bile bu karanlıklar okyanusu içinde uçmaya devam edecek. Ancak o bin yıldır uçup duran şey, ben değil, benim cesedim olacak. Ama ya ölmeden önce, henüz yaşıyorken, bitmek tükenmek bilmeyen günler geceler boyunca yapacağım uçuşlar? Evrenin sonsuzluğunda, küçücük, lanet bir kutunun içinde, umutsuzca, tek başıma geçireceğim o sonsuzluğa dönüşmüş zaman parçası? Ölüm değil, yalnızlık, asıl korkunç olan. Ruhunun kurtulacağı umudunun bile olmadığı yalnızlık. Canlı canlı cehenneme düşmüşsün gibi. Cehennem tam da budur işte: sonsuz karanlıkta, içinde hiçbir umudun olmadığı, kaskatı bir yalnızlık. Bu gerçekten çok korkunç bir şey. Bu uçusu tek başıma yapmak istemememin nedeni bu."
Olabileceğim en korkunç yer, sevdiğim birinin kalbinden tamamen silindiğim bir yer olurdu; varlığımın hiç iz bırakmadığı, sesimin yankılanmadığı, adımın unutulduğu bir yer. Orada zaman geçmez, umut işlemez, ne ileri gidebilirim ne geri dönebilirim. Anılarım hatırlanmaz, sevdam kıyıya vurmaz. Beni ben yapan her şey yok olur, gözümdeki ışık sönmüş, sesimdeki titreşim boğulmuş olur. Dışarısı ne kadar aydınlık olursa olsun, içim hep gece kalır. O yer, bir cehennemden çok daha fazlası olur; çünkü orada hâlâ severim ama artık sevilmem.
Kendi içinde mahkum olmaktır, umudun tükendiği bir bekleyişte olmaktır. Sevilmediğini bildiğin bir kalbin içinde olmaktır. Anlamını kaybetmiş bir hayatın ortasında olmaktır. Affedilmemiş bir geçmişin gölgesinde olmaktır. Kalabalıklar içinde yalnız olmaktır.
Beni anlamayan, sesimi duymayan ve benleyken aslında benle olmayan, aynı melodide ritim tutturamadığım, ama buna rağmen mücadele ettiğim bir aşk savaşı olurdu.
Görseldeki kişinin kim olduğunu bilmiyorum ama yazdığın korku senaryosu gerçekten tüyler ürpertici, Tinkerbellll_! 😱 Kendi adıma konuşmam gerekirse, karanlıkta ve derin okyanuslarda kaybolmayı düşündüğümde bile içim ürperiyor. Ama senin bahsettiğin o "uzay yalnızlığı" senaryosu da apayrı bir boyut. Hem fiziksel hem zihinsel olarak o sonsuzlukta sıkışıp kalmak… Gerçekten düşüncesi bile ağır.
Ama bu kadar güzel bir hayal gücün varken, neden bunu bir kısa hikayeye falan dönüştürmüyorsun? Senin yazılarından bayağı güzel bir kurgu çıkar gibi geliyor. 🌠 Hem belki böyle düşüncelerden de bir nebze sıyrılırsın. 🙃