Bugün mevzumuz çok renkli, oldukça ilham verici ve fazlasıyla iç ısıtan bir hikaye. Onun baş kahramanı olan genç bir adam, 'Hayallerim olmadan asla' sloganıyla yollara düşen bir gezginin, Gökhan'ın hikayesi. Kendisiyle çok samimi bir söyleşi gerçekleştirdim. Zira ortak noktamız vardı. Hikayenin doğduğu yer Uşak'tı. Ve ben de iki sene öncesine kadar orada yaşıyordum. Ortak mekanlar, ortak tanıdıklar derken, Uşak Üniversitesi İktisat son sınıfta okurken aldığı karar ile hikayenin baş kahramanı oluveren Gökhan vesilesiyle, bambaşka bir insan hikayesini daha aktarabilmenin heyecanı içindeyim. Uzun zamandır da yazmıyordum. Özledim sizi. Ya siz? :)

Baba mesleği simitçilik yaparak biriktirdiği para ile aldığı vosvos ve hayallerinin peşinden koşan 'Gezgin Derviş' ile söyleşimiz başlıyor.

Sevgili Gökhan merhaba. Öncelikle sitemize hoş geldin demek istiyorum. Senin gibi enteresan ve çok renkli bir gezgini tanımak güzel olacak. Seninle ortak noktamız da var ki o da Uşak. Sen üniversiteyi orada okumuşsun. Ben 2 sene öncesine kadar Uşak’ta yaşıyordum. Yani aynı dönemde aynı yerlerde bulunmuşuz ve ortak tanıdıklarımız da var. Yani aslında hikâye Uşak’ta başlıyor. Fikir orada doğdu. Seni tanıyalım ve hikâyenin başlangıcına gidelim derim?
Merhaba. Ben de sizinle birlikte olduğum için çok mutluyum. Kendimden biraz bahsedeyim tabi. Gökhan Karaarduç. 25 yaşındayım. Aslen Erzincanlıyım. Doğma büyüme İstanbulluyum. Babam 24 senedir simitçilik yapıyor. 10 senedir de ben yazdan yaza, okullar tatil oldukça simit tezgahında
babamla simit satardım. Liseden sonra Uşak üniversitesini kazandım. İdealim o okulu bitirip hayata atılmaktı aslında. Normal insanlar gibi evlenip çoluk çocuğa karışmaktı.

Fakat üniversitenin 2. sınıfında hayatıma bir kadın girdi. Birçok arkadaş girdi. Birçok olay gelişti. Üniversitenin son sınıfına doğru aslında bulunduğum hayata ait olmadığımı hissettim. Tabi bu bir anda gelişen bir olay değildi. Bu bir süreçti. Önce kız arkadaşımla aramız bozulmaya başladı. Daha sonra oyunculuk hayalim vardı. Girdiğim yapım şirketinin benimle dalga geçercesine küçük bir rol vermeleri beni tetikledi. Daha sonrasında etrafımdaki çıkarcı arkadaşlarımın bana verdiği zararlar tetikledi. Bu şekilde her şey üst üste gelince beni psikolojik olarak çöküntüye sürükledi.

Hayatımda bir şeyleri kaybetmeye başladım ve o şeyleri kaybetmeye başlayınca kendimi hayata karşı içsel sorgulamalarda buldum. Hayatımda bir şeyleri ilk kez sorgulamaya başladığımı fark ettim. Daha sonrasında sorguladığım hayata ait olmadığımı düşündüm. Ve bir çıkış yolu aradım. Her şeyini kaybetmiş bir adam daha fazla neyini kaybedebilir ki deyip bir sırt çantası hazırladım ve kendimi yollara attım. Yollar benim kaçış noktamdı ve bu kaçış noktamı ben hayallerim doğrultusunda gerçekleştirmek istiyordum. Çünkü hepimiz dünyayı gezmek istiyorduk ve bunun başlangıcı da bir sırt çantası alıp yola çıkmaktı benim gözümde. Üniversite eğitimimi bıraktım. Oyunculuk eğitimi alıyordum. Onu bıraktım. Kız arkadaşımla yollarım ayrıldı ve hayatımdaki bütün insanlarla yollarım ayrıldı. Baktım ki Gökhan Karaarduç öldü ve yeni bir insan doğdu.

Bu yeni insana da yeni bir isim gerekiyordu. Yeni bir kimlik gerekiyordu. Bu kimliği de ben şu şekilde buldum. Oyunculuk hayalimi çalan insanlar benimle iki sene emek vermeme rağmen küçücük bir figürasyon rolü vererek adını “Kampçı Derviş“ koyarak benimle adeta dalga geçiyorlardı. Ben de onlara şunu söyledim. Dedim ki “Ben size gerçek bir film yaratacağım. Bu filmin baş rolü de ‘Gezgin Derviş’ olacak." O gün baktım ki gezmeye başladım, adım ‘Gezgin Derviş’ olmalı. Bu gerçek bir film olacaktı. Hayalimi gerçekleştirmiş olacaktım. Fakat tek bir farkla. Bu film vizyonda değil yollarda olacaktı. Ve benim Uşak’tan kaçış ve Gökhan Karaarduç’tan ‘Gezgin Derviş’ e geçiş hikayem bu şekilde başlamış oldu.

İnanılmaz bir başlangıç hikayesi. Sen anlatırken aynen şunu dedim. ‘Vaayy be’ Harika gerçekten. Ya sonra nasıl gelişti. Para olayı ve o müthiş sempatik yol arkadaşın, üzerinde ‘Hayallerim olmadan asla’ yazan mavi vosvosun. Devamını da merakla bekliyorum?
İlk yola çıktıktan sonra ben iki sene otostop ile Türkiye tecrübesi yaşadım. Bu süreçte para harcamayı unutmuş haldeydim. Parayı nereye harcayacağımı öğrenmiştim en azından. Daha sonra ailemin yanına İstanbul’a geldim ve artık babamın simit tezgahında yaz kış çalışmaya başladım. Dedim ki ‘Ben yollara ne için çıktım? Hayallerim için. Ben şu anda para kazanıyorum. Bu parayı nerede harcayacağım? Kafelere değil, kıyafete değil veya ıvır zıvıra değil hayallerim için harcamam gerektiğini fark ettim.

Çünkü parayı harcama konusunda kendime bir şeyler kattım. Bu parayı da hayallerime yatırayım dedim. En büyük hayalim ve hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini düşündüğüm neydi benim için?
Bir vosvostu. Çünkü imkansıza yakındı. Madem ki para biriktirmeye başladım vosvos alayım dedim. Para biriktirmeye çalıştım ama bir hayli zorlandım. 9 bin lirayı biriktirirken. Zor da olsa biriktirip kendime bir vosvos aldıktan sonra ben bu vosvosa 16 bin lira daha yatırdığımı fark ettim. Yani 25 bin liraya bir vosvos sahibi oldum. Hedefim Türkiye’de vosvos ile biraz yol yapmaktı. Bunu da yaptım. Daha sonrasında vosvosu olan başka bir arkadaşımla karşılaştım ve hadi gel dedim. Hayatımızın macerasına çıkıp hayatımızın tatiline çıkacaktık birlikte.

Bu vosvos dünyayı gezer mi acaba dedik ve ilk olarak Avrupa’yı seçtik. Pasaportumuz vardı zaten. Vize gerekliydi. Birlikte vize başvurusu yaptık. Babamın parasını güvence olarak gösterip formaliteleri yerine getirdim ve başvurduk. Ancak bana vize çıktı arkadaşıma çıkmayınca ben yollara tek başıma çıkmak durumunda kaldım. Tabi biz bu tur planını yaparken cebimizde hiç paramız yoktu. Kaba taslak minimum bir parayla yola çıkmak istiyorduk. Asıl macera bu olacaktı. Zaten daha fazla bir para biriktirecek durumda değildik. O günlerde Euro 7.43’e kadar çıkınca bize insanlar ‘Ya deli misiniz, bu kadar yüksekken nasıl gideceksiniz filan. Biz inat ettik ve gitmek istiyorduk. Dediğim gibi arkadaşıma vize çıkmayınca ben tek kaldım. Ama gitmeye kararlıydım.

Hayal bilekliklerim vardı, onları satarak biraz gelir elde etmeye çalıştım ve biriktirdiğim para 5 bin 500 liraya tekabül ediyordu. Euronun 7.43 olmasından mütevellit ben 730 Euro gibi bir parayla ben Avrupa macerasına başladım. Para çok çabuk bitti tabi ki. Çok zorlansam da bu zor şartlar altında vosvosla 10 tane ülkeyi gezerek hayalimi gerçekleştirdim. Gezdiğim ülkeler Yunanistan, İtalya, Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, Çekya, Slovenya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan.

Maceralı bir yolculuk olduğu kesin. Neler yaşadın? Aksilikler ve güzellikler olarak? Aldığın zorluklar mı, keyif mi ağır bastı? Bir de seni ve plakanı gören gurbetçi Türkler ne tepki gösterdi?
Türk plakası ve vosvos gibi dikkat çeken bir arabayla yolculuk yapınca özellikle Avrupa’da yaşayan Türkler çok ilgi gösteriyor. Hemen yanımıza gelip ‘Aa Türk gelmiş. Bir ihtiyacın var mı, yemek vereyim, v.s' deyip sahiplenenler fazlasıyla oldu. Mesela Adanalı bir abi yolumu çevirdi. Korktum ‘Dayak yiyeceğim’ diye. Sonra ‘Vay gardaşım hoş geldin’ filan dedi. Mutlu oldum tabi ki. Gurbetteki Türkler birbirlerini inanılmaz sahipleniyorlar.

Türklerin dışında da yoğun ilgiyle karşılaştım. Özellikle fotoğraf çektirmek isteyenler olsun, gezgin olduğumu anlayıp benimle ilgilenenler olsun Türk plakası ve vosvostan dolayı baya dikkat çekiyordum. Bir de Avrupa’da Türk olmayan kişilerin de Türk plakasını görüp yaşadıkları sevinç de beni çok mutlu etti. Yaşadığım zorluklara gelince Euro'nun o dönem yüksek olması beni inanılmaz zora soktu. Sonrasında iki kişi yola çıkacakken arkadaşımın vizesi onaylamadı. Ayrı bir sorundu. Çünkü hep hazırlıklarımızı iki kişi için yapmış ve ruhen ona göre hazırlamıştım kendimi.

Yunanistan’a gidince frenim patladı ve Avrupa’yı komple frensiz gezdim. Ekipmanım çalındı ve tek ekipmanım kalan fotoğraf video çektiğim cep telefonum arabadan düştü ve parçalandı. İtalya’da otoban parası çok yüksekti ve benim param çok azdı. Rotamı İspanya’ya çevirdim ve asıl amacım olan Fransa Paris'e ulaştım. Çünkü hayalim Eyfel Kulesi'ydi.

Ancak arabam arızalandı, param bitti yolda kaldım. Usta ile iletişim kurup tamir ettim. Fransa‘da küçük işler yaparak para kazandım. Ardından Amsterdam, Hollanda, Almanya’yı terk etmek üzereyken aküm bozuldu. Ama tüm bu zorluklara rağmen aldığım keyif çok daha büyüktü. O an isyan etim. Hatta vazgeçip geri dönme noktasına geldim ancak şimdi ‘İyi ki’ diyorum.

Bundan sonraki hedef ne?
Ekim ayında Doğu Anadolu’daki köy okullarına yardım götürmeyi düşünüyorum. Oradan İran, Gürcistan, Azerbaycan ve dönüşte Karadeniz planlıyorum. Asıl amacım ise Japonya olacak. Japonya için çok ciddi bir hazırlık yapmam gerekecek. Hatta bulabilirsem bir sponsor arayışı içindeyim. Buradan duyurmuş olayım.

Kısa kısa son iki sorum
-- Her şeyin başlangıcı kız arkadaşın, seni internette çokça yer aldıktan sonra ulaşmaya çalıştı mı?
-- Son söz olarak seni ve hayallerini anlatan bir söz rica etsem bu ne olurdu?
Hayır. Ulaşmadı.
Sanırım en güzel söz ise şu olurdu;
Binlerce kilometrelik bir yolculuk, ilk adımın atılmasıyla başlar..
Lao Tzu

Kendi deyişiyle "Hayalperest bir adamın hikayesiydi' okuduklarınız. Ve yine kendi deyişiyle "Annelerin 'Onunla oynama' dediği çocuklardandı" Gezgin Derviş. Yolun açık, hayallerin gerçek olsun.. :)
Daha fazlası için;
Sevgiyle..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar