Bir cihazı ilk defa icat eden bir mucit, onu tekrar yapamaz mı?
Elbetteki yapar. Hatta bize göre bir şeyi ikinci defa yapmak ilk defa yapmaktan daha kolaydır
Alıntıdır
alıntıdır.
Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız. Onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe derilerini başka derilerle değiştiririz ki, acıyı duysunlar..." (en-Nisâ 4/56) meâlindeki âyet ile hesap sırasında insanın dil, el ve ayaklarının şahitlik yapacağını bildiren âyetler (en-Nûr 24/24-25), yeniden dirilişin, ruhbeden birlikteliği ile olacağının delilleridir.
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden (sperm), sonra alakadan (aşılanmış yumurta), sonra organları önce belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz. Sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder. Yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür, ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin..." (el-Hac 22/5).
Bir şeyi zıddına çeviren onu benzerine çevirebilir. Meselâ suyun bol miktarda bulunduğu yeşil ağaçtan ateşin çıkması, âdeta imkânsız iken, ateşi yeşil ağaçtan çıkaran Allah, insanı tekrar yaratabilir: "Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O'dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kådir değil midir? Evet elbette kådirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır" (Yâsîn 36/80-81).
Hz. Peygamber de çeşitli hadislerinde, öldükten sonra tekrar diriltme konusunda bilgi vermiştir. O bir hadiste şöyle buyurmuştur: "İnsanın kuyruk sokumu kemiği (acbü'z-zeneb) dışındaki her şeyi, ölümünden sonra çürüyüp yok olacaktır. Kıyamet günü tekrar diriltme bu çürümeyen parçadan olacaktır" (Buhârî, “Tefsîr”, 39/3; Müslim, “Fiten”, 141, 142). Yine bu konudaki hadislerde kıyamet gününde bütün insanların diriltileceği, kabirden de ilk defa Hz. Muhammed'in kalkacağı bildirilmektedir (Buhârî, “Tefsîr”, 39/3; İbn Mâce, “Cenâiz”, 58). Hz. Peygamber bir hadislerinde, insanların diriltilirken ilk yaratılışlarındaki gibi olacaklarını haber vermiş (Buhârî, “Rikak”, 45; Müslim, “Cennet”, 55-59), bir başka hadiste de "Her kul, öldüğü hal üzere diriltilir" buyurmuştur (Müslim, “Cennet”, 83).
ize bildirim gelmediği için kendi cevabımın altındaki yorumu burada tekrar edeceğim.
"Doğrudur...
Ancak, ikinci cümlenizi anlamadım..."
İzninizle, yazdıklarınıza karşı görüşlerimi bildirmek isterim: İlkin verdiğiniz surede ölümden sonra dirilme nerede (hoş olsa bile fark etmeyecekti, zira bir bilgi araştırılıp, test edilmeden bir kitapta yer alıyor ise, güvenilir değil, kişisel görüştür)? Bahsettiğiniz olayın mucizevi bir tarafı yoktur... Doğadaki her kimyasal ve biyokimyasal süreç...
...kadar normal ve doğaldır... Arz ederim: İbret almaya harcadığınız vakit kadar, nasıl gerçekleştiğini de araştırınız...
Ateş, ağaç ve su öreneğine gelir isek: Bahsettiğiniz durum yine ilk paragrafımdaki gibi açıklanabilir birşeydir: Bir; ağaçtaki su ile ateş arasında doğrudan temas yoktur... Elinizle ağaca dokunduğunuzda elinizin ıslanmaması gibi... İki; Ağaçtaki dağınık bulunan su, bütün bir ateş ile mücadele edemez... Küçük kıvılcımların vücudumuzu bütün olarak yakamaması gibi... Yani...
evet bildirim gelmemişti. Daha öncede bunu yazmıştık ve aynı yöne bakmayan iki düşünceyiz sanırım. Ortak paydamız olamamıştı. Olamazda. Araştırılıp test edilmesi ölümden sonra dönen biri ile mümkün olabilir ancak. ''Kim geri gelmiş ki'' tezi kadar sığ ama bu düşünce sistemi. .
Tabi buyurun ne yazacaksanız...
...yine, doğal bir srüeçten doğa üstü bir çıkarıma varmak hatalı bir yaklaşım olur.
Şunu merak ediyorum: Kuyruk sokumunun ayrıcalığı nedir? Tanrı neden bizi g*tümüzden (burada argo amaçlı kullanım olmayıp, "göt" kelimesinin has be has Türkçe oluşundan faydalanılmıştır) yaratmak istemektedir (inandığımdan değil, bir inanan gözü ile yaklaşarak sormak istediğimden)? Elbetteki tüm kemikler yeteri kadar vakit ve şart sağlandı ise çürüyecektir... Bunda istisna yoktur... Sizinki ancak inanç olur...
Tartışmalar, her daim, ortak payda ile sonuçlanmak zorunda değiller... Yeni görüşleri bilmek de bir faydadır...
Ben de bundan bahsetmekteyim... Bu ancak geri dönen (ki bu hiçe yakın bir ihtimal ile olmayacaktır) birisi aracalığı ile test edilebilir. Hatta KISMEN test edilebilir diyelim... Çünkü burada bile bahsettiğiniz diriliş değil yine biyolojik diriliş var olacaktır. Kişinin öbür tarafı gördüğü, görmüş olsa bile, görmüş olduklarının gerçekliği şüpheli olacaktır (rüya olabilir)...
Bana kalırsa sığ değil; bilakis bilim şüpheciliği dahilinde yapılmış bir sorgulamadır...
Az önce de bahsettiğim üzere: İnançlar kişi bazlıdır ve doğrulukları -çoğu kez- test edilemeyip inanç olarak kalacak şeylerdir. Bu yüzden yeni bir bilgi türü çıkana kadar (ki bu noktadan sonra imkansız olmasa da çok zor), sizi temin ederim, en güvenilir bilgi türü bilimdir...
bilim dini red etmiyor ama. Sizin baktığınız açıdan olanlar red ediyor. Kaldıki neden sizden, bizden iradesi çok daha büyük bir olgunun yaratmasını kabul edemiyorsunuz? Külli-cüzi iradeyi yok sayıyorsunuz? Bu arada tabi ki ortak paydada olmaz tartışmalar her zaman sonuç olarak. Siz neden kendinizi inanmamaya şartlamışsınız?
Bilim dini redetmez de kabul de etmez... İşi değildir çünkü... Durup, "Hmmm, şu dinin, şu kutsal kitabında şöyle bir şey yazıyor... Dur bir bakalım doğru mu acep?" demez... Bilim sadece ve sadece bilim için yapılır... İnsanlara doğruya en yakın bilgi türünü sunmak için...
"Benim baktığım açı" diye bir durum yok. Eğer bilim yapcak iseniz, öncelikle kişisel görüşlerinizde kendinizi soyutlayacaksınız (bilim işini yapar iken)... Bu tarafsızlık kuralıdır... Gerektiğinde, beklentilerinize zır sonuç
...elde edip, hayal kırıklıına uğramayı göze alacaksınız... Bilim budur...
Henüz ispatlanmamış bir şeyin varlığının kabul edilmesine gerke duymadığımdandır. Var ise bile, henüz kanıtlanmadığından ötürü sorumlu tutulamam... Böyle bir beklenti de olan tanrıyı kızdırdığım için sıkıntı duymuyorum (eğer bir tanrı var ise)...
Bahsettiğiniz terimlerin, hepsi ama hepsi, defalarca belirttiğim üzere inanç... Ben inanmak değil, bilmek isterim... Külli irade- Cüzi irade olması için önce bir tanrı...
...var olmalı (en azından kanıtlanabilirliği olan bir tanrı olmalı)...
"Şartlanma" meselesine gelince: Yukarıda nedenlerini açıkladığımı düşünüyorum. Ama bu şartlanma sözü sizce de yuvarlak değil mi? Ben size neden kendinizi inanmaya şartlandırdığınızı sorsam? Bu şartlandırma değil, bir tercihtir... Siz inandığınız için mutlu, ben merak edip, beynip kemrilene kadar sorgulamak ile mutluyum. Rahat batar bana tabiri caizse, düşünmez isem, her soruya tanrı jokerini sokar isem, kendimi zihnen...
...ölü kabul edebilirim...
Dediğim gibi; sizinki de tercih, benimki de tercih...
Eklemeyi unuttuğum için "bilim yapma" konusu ile ilgili şu alıntıyı sunmalıyım (daha önce sundum mu bilmiyorum): Aynı zamanda bir papaz olan Pasteur: "Laboraturıma indiğimde cübbemi çıkartırım" demiştir...
Bahsettiğiniz; ispatlanamayacak somut olguların neler olduklarını öğrenebilir miyim?
O zaman bir sıkıntı olacağını sanmıyorum... Cevabınızı da muhakkak ki bulmuşsunuzdur...
Bahsettiklerinizin hepsi açıklanabilmiş şeylerdir... İçlerinde hala açıklanmayan şeyler var olabilir... Nitekim hiçbir şeyi bir anda keşfetmedik...
Fakat bu durum hala bir tanrııyı ispatlamaz... Ne yani? İnsanların bilgi seviyesi arttıkça tanrı küçülecek midir?
Bilginin tanrıya ulaşmak gibi bir amacı yoktur... Ama siz ulaşmak için kullanabilirsiniz... Kimse zihninize ket vuramaz ya... Bilim açıklamak için vardır sadece... Kişilerin bu bilgiler ile ne yaptığına karışmaz...
"Bildikçe bir güç ve iradeye ulaşırız." buradan bildikçe tanrılaştığımızı anlıyorum biraz da...
Bu dünyada herkesin hakettiği değerde olduğuna inanmıyorum. Kimin gerçekten iyi, kimin ise gerçekten kötü olduğunu ancak ölümden sonra diriliş ile mümkün olabileceğini düşünüyorum.
''Ahiret'' in kelime anlamı, ''öteki, diğeri'' demektir. İnsanın içinin dışına çıkma dönemidir bence ahiret...
Dünya değerlerle anlamlıdır. Eğer, bu hayata değer yüklemezsek, yaşam, yeme, içme, çoğalma gibi biyolojik ihtiyaçlardan ibaret olacaktır. Ama, iş mana yüklemeye gelirse mesela, haksızlığın karşısında adalet için savaşmak, bir yoksula yardım etmek vs. gibi erdemlerle donanmak için uğraşan bir insanla hiç uğraşmayan bir insanın hak etttiği değerin mutlaka anlaşılması lazım.
Şu an, bilim, izafiyet teorisini reddetmiyor. Bu teori sebebiyle, adeta herkesin doğrusu kendisini bağlıyorken, gerçekten kesin olan tek bir doğru olmayacak mı bu evrende? İşte, ben daha da sayabileceğim birçok gerekçe sebebiyle, İslam'da ve diğer bazı dinlerde olduğu gibi, ahiretin varlığını kabul ediyorum.
Soruyu, 3 gün önce sordun ama ben bugün cevap vermek istedim. Cevaplara genel hatlarıyla baktım da arkadaşlar ahiretin varlığı ile ilgili tartışmaya girmişler. Bu gruplardan birisi doğruyu söylüyor ama hangisi? Ben inanıyorum ki, bir HAKİM kimin doğruyu söylediğine karar verecek...
El Hac Suresi 5. Ayet : Ey insanlar, ölümden sonra dirilme hakkında şüphedeyseniz bilin ki hiç şüphe yok, sizi topraktan yarattık biz, sonra bir katre sudan, sonra donmuş bir parça kandan, sonra yaratılışı tamamlanmış, tamamlanmamış bir et parçasından size apaçık gösterelim kudretimizi diye. Ve sizi, dilediğimiz muayyen bir zamana dek rahimlerde kararlaştırırız, sonra çocuk olarak çıkarırız sizi, sonra da ergenlik çağına getiririz ve sizden ölen olur, gene sizden, bilgisinden sonra hiçbir şey bilmez bir hale gelen ve ömrün en aşağılık devresine sürüklenen olur. Ve yeryüzünü kupkuru görürsün, fakat ona yağmur yağdırdığımız zaman harekete gelir, kabarır ve çeşitli, çifter çifter güzelim nebatlar bitirir.
Eyvallah brader.
Maşallah
Kalp krizi ile ölmüş bir insanın bir süre sonra hayata dönmesi muhtemel olabilir. Ki kalp kirizi geçirmiş bir insanı hemen defnetmezler. Ki bir çok gerçek haber duyduk defin sırasında canlanan insanları. Kimbilir belki de canlı canlı gömülen insanlar da var bu nedenle farkıdna olmadan.
Cevap
7Cevap
ya benim böyle Allaha inanmayanları gördükçe sinir sistemim bozuluyo yorumlara bak ya!
Allah bu kadar güzel bir denge kurmuş, etrafınıza baksanıza! bunları görmenize rağmen, dünyada bal börek yiyip yatmak yerine neden biraz kulluk etmiyoruz?
Nimetlerin en büyüğü, Yüce Allah'ın insanı yaratması, ona hayat vermesidir. Nitekim Kur'an'da bu durum şöyle açıklanmıştır: Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki; siz ölüler idiniz, sizi diriltti" (el-Bakara, 2/28).
Hadi inanmayanları geçtim.
5 vakit namaz biz inananlara zor geliyor, sorsan MÜSLÜMANIM DER. E hani ?
zekat, hac, oruç bunların bir bahanesi bulunabilir, sağlığın yerinde değildir, paran yoktur, ama namazda hasta olsan oturarak, felç olsan gözle , illa kılacaksın...
24saatin 1 saatini ayırmak bizim için DÜNYA DOLUSU YÜK.
yazık ki ne yazık
Allaha sorgusuz sualsiz inanırım. Şüpesiz ondan başka ilah yoktur. Şüpesiz Hz. Muhammet onun kulu ve elçisidir.
Bulgariaa Hanım,
Kendi cevabımın altında yazdım ilkin, cevabınızı görmeyerek... Tekrar yazıyorum:
Mükemmel dediğiniz nedir? Neye göre, kime göre? Bir şeyleri mükemmel görmek, bilgi eksikliğinin sonucudur... Siz bir portreye hayran kalırken, bir ressam için o portre olağandır...
"Utanma" meselesine gelince: Utanmıyorum... Olmayan (hadi sizin hatrınız için, şöyle diyeyim: Olmadığını düşündüğüm bir şey ya da varlıktan ötürü utanacak değilim...
Var ise etsin, benim için nemo problemo..
Siz sadece bakıp, ibret etmek ile yetine durun... Ben nasıllarını araştırmaktan keyif alırım...
Baktığım hiç bir şeyde, doğaya ve doğa kanunlarına aykırı, doğa üstü bir şey görmüyorum...
Siz görüyor iseniz, inanınız... Sıkıntı yok benim açımdan... Ama lütfen ve ne olur: "Utanmaz mısın?" gibi tabirler kullanmayın...
Size saygısızlık etmemeye çalışıyor ve aynı çabayı gözlüyorum.
Teşekkürler.
O k�firler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi o k�firlere bir konukluk olarak hazırladık. (KEHF/102)
Onlar, Allah'tan başka birtakım il�hlar edindiler. Güya yardım olunacaklar. (YASİN/74)
Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.
tamam, o vakit saygı duyuyorum ama kıyamet günü gerçekler yüzüne vurulduğunda inandığın şeyler yardımcın olsun
nema problema
Bir şeye inanmıyor ve bir şeyden yardım beklemiyorum...
Kur'an'dan ayet sunmanızın anlamı yok... Okuyup bitirip saçma bulduğum bir kitaptan cümleler sunuyorsunuz...
Dilerim sizin tanırınız doğrudur o vakit 6000 bin din ve tanrısı içinden... Gerçi bu bir nevi kumar oluyor ama... Neyse, dediğim gibi benim problemim değil. Ben kumar oynamam.
İyi günler...
Seni yobaz, bir ateist veya başka dinde olan birini görünce niye sinirleniyorsun? Hayatında başka dinden insan tanımamışsın ki işte. Bir de diyelim dünya yaratıldı, öyle olsa bile allahın yarattığı ne malum? Neden bir başka tanrı olmasın? O kuran denen kitabın insan yazması olduğu zaten her yerinden belli. Akılcı gözle bir kere okuyan zaten bunu anlar.
Eline koluna sağlık
Tanrı yok!
*Grabs popcorn*
sende sağolasın bulgaria
Ölüm Gerçeği
İnsanoğlunun çare bulamayacağı şeylerden birisi de ölümdür. Her canlının ölümü tatması Yüce Yaratıcı tarafından takdir edilmiştir. İster istemez canlılar, Allah'ın takdirine boyun eğecektir. İlahi iradeye karşı koymak, ölümden kaçıp kurtulmak mümkün değildir.
Alıntıdır
İnsanı yoktan var eden Yüce Allah, onu öldükten sonra tekrar diriltecektir. Bu diriliş ile ikinci ve sonsuz hayat başlayacaktır.
Öldükten sonra dirilmeye iman etmeyenler veya bunu aklına sığdıramayanların, insanın ilk defa nasıl yaratıldığını düşünmeleri gerekir.
Alıntıdır.
büyük ağacın ruh programını bir nokta gibi, küçücük bir çekirdeğe yerleştirip muhafaza eden Yüce Yaratan, vefat edenlerin ruhlarını nasıl muhafaza edebilir, aklım almıyor? denebilir mi
Alıntıdır
baharda ölen çiçekler vs. tüm canlılar bir çekirdeğin hayat bulması ile tekrar oluşuyor. İnsanda da kuyruk sokumunda bir kemik var ki bilimsel olarakta ispat edilmiştir, bu kemik asla çürümez. Buna Müslümanlar ‘’ Acbu’z Zeneb’’ derken Yahudiler ‘’ Luz Kemiği’’ derler. İşte bu kemikte, belki bizim çekirdeğimizdir ve bunun üzerinden hayat bulacağız.
alıntıdır
Öyle bir şey yok ki...
Nedir bu ölüm korkusu? (hayatta kalma içgüdüsü dışında) Bir yaşam neyinize yetmiyor? Nedir bu ikinci yaşam kaygısı? Yetmiyor, "sonsuz" olsun istiyorsunuz... O da yetmiyor, içinde sınırsız seks ve hurma istiyorsunuz...
Ölüp, yok olmak (daha doğrusu sinir sistemimimizi kaybettiğimizden ötürü, bilinç ve benliğimizi olmayışı), toprağa karışmak ve doğada diğer canlı, cansız varlıkların içine atomlarımızın karışmasının nesi gurur ve onur kırıcı..?
Bir kitap yazdı diye, nedir bu sorgusuz sualsiz kabul..?
İnsan hep ebed ebed der, eğer sizde o duygu yoksa nediyebilirimki.Allah ahireti yaratıp vermek istemese idi insandaki istemek duygusunu yaratmazdı.
Tuğra Bey,
Ünlem işareti kullanmanızdan biraz hınç ya da hırs dolu olduğunuz sonucuna varıyorum (yanılıyor olabilirim)... buna gerek yoktur, sakin de söyleşilebilir bir durumdayız.
Açıklamanıza cevap vermem gerekir ise; Dünya güneşe her mevsim yaklaşıp uzaklamakta ve, istisna durumlar hariç, bu insan sağlığında herhangi bir sıkıntıya yol açmamaktadır (çetin mevsim koşulları zorlasa da: Yaz ve kış gibi...)
Ek bilgi olarak şu iki şeyi eklemeliyim: Dünya güneşten her yıl uzaklamaktadır...
sorgulamak şeytanın işidir yaratılmış en büyük felsefeci şeytandır biz Allah cc kulları sadece bize gönderilen sorgusuz sualsiz itaat ederiz etmeyenler kendisinden sorumludur tartışmanın bir anlamı yok ama inanaların sınırlarını geçmeyin yoksa eytlerde yapılacaklar açıktır yapılmıştır ve yapılacaktır.
Cetincc Bey, aslında size hiç yazmamam gerekir ama lutfedip yazmak istedim:
Sorgusuz sualsiz itaat etmek en ama en kibar tabiri ile aptallıktır... Gayri sözüm yoktur.
İnanların sınırları umrumda değildir... İnanan inançsızın, inançsız inanın sınırını geçebilir ve geçmelidir...
Bulgariaa Hanım,
Mükemmel dediğiniz nedir? Neye göre, kime göre? Bir şeyleri mükemmel görmek, bilgi eksikliğinin sonucudur... Siz bir portreye hayran kalırken, bir ressam için o portre olağandır...
Helal ya işte bilgili ve kültürlü bir adam hemen kendini belli ediyor yorumlarından +1 verdim kardeşim. Yalnız şunu merak ediyorum, şimdi bu inananlar güneş dünyaya 1 cm yaklaşsa dünya yanar vs. diyorlar ya zaten güneş merkezimizde değil mi sürekli genişlemiyor mu güneş, ve böylece bize yaklaşmıyor mu? Bir de alttaki yorumda dünyanın sürekli uzaklaştığını yazmışsın, bu bilgiyi nerden aldın, doğru mu bu bilgi?
Güneş şişse bile kütle kaybı devam etmekte... Bu da merkezlerin birbirinden uzaklaşması demek...
Hatta şöyle bir belgesel var: link (sanırım burada geçiyordu, Dünya'nın bir günün önce 8, sonra 12, 16, 18 saat olduğunu, zamandan zamana giderken arttığını...) Bu sürenin artmasının nedeni uzaklaşmadır... Şu an 24 saattir ama torunlarımızın torunlarının torunlarının bile ömürlerinin görmeye yetmeyeceği bir dönemde bu saat artacaktır...
Çiçeklerin yeniden açması
Yaprakların yeniden çıkması
Meyvelerin yeniden çıkması
sen öyle zannet tatlım.aç birazda dini kitap okuu!
insan ölür, ruh yükselir, gömülür, sonra tekrar ruh bedene geri döner ve sorgu için yarı canlanır
Hz.İsa'nın tekrar dirilmesi
Örnek vermek gerekirsek?
teşekkür ederiz
Bir de bunun tanrının büyümesi ile ilgili yanı nedir?
Benim oradaki kullanımım, sürekli "Bu şöyle ve bilim bunu açıklayamıyor" diyenlere karşıdır...
Bilim, (biz avam insanlar olarak) bilmemiz gereken, hemen hemen, her şeyi açıklayabiliyor... Açıklanamayan kısımlar elbette vardır. sonuçta çok büyük ve hala keşfedilmesi gerekenler ile dolu bir evrende yaşıyoruz...
Benim orada kastım: "Bilim şunu açıklayamıyor" diyenlerin, buradan nasıl tanrının varlığını çıkarttıklarıdır...
uyumak ve uyanmak benim için ölüp dirilmek gibi.
teşekkür ederiz
Ölünce dirilcez tabi. yüce Muhammed sizleri kutsasın kardeşlerim.
Örnegin agaçlar kşın ölür yazın canlanır.
evet buda dirilmenin bir çeşidi teşekkürler
belki biyolojik olarak ölmezler birnevi uyuşurlar.fakat baharda et giydirilen dallar kışın kemik gibi durumdayken birbaşka baharda arzı endam ederler.burdan yola çıkarak kemik gibi kurumuş ağaçlara can veren Allah insanın kurumuş hatta un ufak olmuş kemiklerine bir başka boyutta can vermeye elbet kadirdir.baharda milyonlarca ağaç dirilir tekrar dirilme günündede milyarlarca insan dirilir.
İyi de bu o ağacın öyle yaparak kendisini kışa hazırlama durumudur... Yani bir nevi avantaj sağladığı için vardır...
Sırf benzetmek için eksiltili benzetmeler yapmayalım... Ağaçların yaprak dökmesi ölüm değildir ve öldükten sonra dirilmeye örnek verilemez... Öldükten sonra dirilmeye ancak; öldükten sonra GERÇEKTEN dirilme vakası örnek verilebilir... Ki varsa öyle bir vaka, ibret almak yerine: "Dur bakalım, nasıl oluyormuş?" diye araştırılır, incelenilir...
uyumak :)
bulutların dağılıp toplanması ,tekrar dağılıp tekrar toplanması:)
sonra insanın ölen duygularının bir anda dirilmesi:)
Mesela hücreler ölür hücreler dirilir vucudda.her akşam bir ölüş her sabah bir diriliş
sonbahar ve ilkbahar,
öldünmü her şey bitti bir daha dirilmeyi bekleme .
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
En İyi Cevaplar