Herkese merhabalar!
Bugün burada sizlere dünyada en sevdiğim futbol takımını anlatacağım. İşin komik yanı dünyanın en iyi kulübü olmasına rağmen birçok insanın Real Madrid'in büyüklüğünün farkına varamaması. Real Madrid sadece bir futbol değil, bir futboldan daha fazlasıdır. Evet bu ironik söz, Barcelona'nın sözüydü. Bir futboldan daha fazlasıydılar. Ama sözler her zaman, evlatlık verildikleri yerle değil ait oldukları yerlerle birlikte yürürler. Real Madrid bir kulüpten daha fazlasıydı. Nasıl mı? Gelin birlikte göz atalım, benceyi beğeneceğinizi düşünüyor ve şimdiden keyifli okumalar diliyorum...

Tarihler 11 Aralık 2000, yer Roma. Dünya yeni bir döneme gireli 11 ay 11 gün olmuş. 2000 yılı aslında dünyada pek çok şey için yepyeni bir dönemdi. Fakat Roma'da farklı bir şeyler oluyordu. FIFA galası vardı ve burada 20. yüzyılın en iyi kulübünü seçeceklerdi. %42,35 oyla Real Madrid 20. yüzyılın en iyi kulübü seçildi. En yakın rakibi ise %9,69 ile Manchester United oldu. Ödülü o dönem Real Madrid başkanı olan Florentino Perez (şu an başkanlığına devam ediyor) ve Real Madrid efsanesi Alfredo Di Stéfano alıyor.

Amblemdeki Haç ve Kraliyet tacı meselesi:

Her şeyin başlangıcına dönelim. Birçok insan Real Madrid'i değerlendirirken bu takımın gelenekselliğinden bahseder. Eski ve köhnemiş olanın yani amblemindeki hacın aslında bir geleneğe ait olduğunu, krallığa ait olduğunu ve kralın takımı olduğunu savunur. Bu elbette Barcelona şehrinin kendilerini avutmak için bir ağıt türküsü olmaktan ötede bir koca yalandan ibaret. Aşağıdaki fotoğraf Real Madrid'in ambleminin 100 yıl içindeki değişimi gösteriyor. İspanyol Faşist Franco, iktidara geldiğinde yıllar 1939 yıllardı. Aşağıda Real Madrid'in 1920 yılındaki Haçlı ve Kraliyet ambleminin olduğunu görüyorsunuz. Franco öncesi 1. dünya savaşı hemen sonrası... üstüne üstlük Real Madrid'in kuruluşu aslında Oxford ve Cambridge'li üniversite öğrencilerinin ülkeye futbolu tanıtmasına kadar eski bir süreci kapsar.
Santiago Bernabéu ve Alfredo Di Stéfano ile Avrupa'da yükseliş!

Santiago Bernabéu 1943'te Real Madrid başkanı olur. Bugünkü Real Madrid'in de aynı zamanda stadının adıdır. Santiago Bernabéu, aslında Real Madrid'in bugünkü felsefesinin temellerini attı. İlk olarak İspanya iç savaşından sonra antrenman tesislerini yeniledi. Ve bugünkü ''Los Galacticos'' olarak tanımlayacağımız şeyin mimarisi de kendisiydi. O dönem Avrupa'daki tüm elit futbolcuları Real Madrid'e getirmeye çalıştı. Bunlardan en önemlisi ve sonraları Real Madrid efsanesi olacak olan Alfredo Di Stefano idi. Şimdi sıkı durun, UEFA şampiyonlar liginin Real Madrid'in girişimleri sayesinde kurulduğunu biliyor muydunuz? İşte bu zamandan sonra Real Madrid'in Avrupa'da asla öngörülemez bir yükselişi başladı. Bu aynı zamanda çok daha sonraları Euroleague kurulmasında öncü olacak ve bu turnuvanın şu an bile en başarılı takımı yine Real Madrid olacaktı.
2000'ler Florentino Perez döneminin resmi olarak başlangıcı:

Real Madrid buraya kadar olan dönemde zaten FIFA tarafından da seçilmiş dünyanı en iyi kulübü olmuştu. Fakat tuhaf giden şeyler vardı. Barcelona, Real Madrid rekabeti çok farklı bir boyuta tırmanmıştı. Barcelona, Johan Cruyff ile birlikte 90'lara adeta damga vurdu. Bu süreçte toplam 8 kupa aldılar ki bu süreçte 91-94 kadar 4 yıl boyunca art arda La Liga'yı aldılar. İşin ilginç yanı bu rekabet çok daha eskiydi fakat Barcelona 90'larda girdiği yeni yapılanma ve Real Madrid rekabeti ile birlikte bambaşka bir boyuta tırmanmıştı. İşte tam bu sırada başkan oldu Florentino Perez. Tuhaf dimi? 2000 yılında inşaat sektöründen bir adam Real Madrid başkanı oluyor. Yıllar 2021 gösteriyor, dile kolay 21 yıl... peki bu süreçte bizi neler bekledi? bize, aslında değişen dünyaya rağmen Real Madrid'i değiştirmeyen bir yıldız olarak kutsayacak olan sihirli dokunuşlar neydi?
Eğer başkan olursam, Barcelona'dan Figo'yu getireceğim...

Delilikti... bu tam bir çıldırmışlık haliydi. Figo 2000 yılında Avrupa'da yılın futbolcusu seçilmişti. Peki ama neden Figo? Figo o dönem Barcelona'daki 5. yılı bitmişti. Adeta bir Barcelona kaptanı gibiydi. Cesurdu, kontrollüydü, muhteşem bir futbolcuydu. Barcelona için çok fazla şey anlam taşıyordu. Belki de kimse bunun olacağına ihtimal vermedi, ama evet oldu! sözleşmesindeki serbest kalır maddesini ödeyerek, Figo artık Real Madrid'li olmuştu. O dönem aslında bir milat oldu. Perez her sezon dünyanın en iyi futbolcularını getirme stratejisi resmen başlamış oldu. Figo'yu getirmek aslında transferden çok daha fazlasıydı, bir güç gösterisiydi. Kimin daha güçlü olduğu konusuydu tüm mesele ve olanlar olmuştu... 2000'de Figo, 2001 Zidane, 2002 Ronaldo ve 2003 Beckham...
Yeni bir dönem 2009

Florentino Perez bu transferlere rağmen istediği dominasyonu yakalayamamıştı. Avrupa'da başarı sınırlıydı ve ligde işler her zaman yolunda gitmiyordu. Bu dönemde Florentino Perez alınan kötü sonuçlardan sonra başkanlığı 2006 yılında kaybetti. Ve 2009'da tekrar başkan seçildi. Aslında ben bu süreci 2000-2021 olarak değerlendirirken elbette Perezi yine bu işin işine dahil ediyordum. Çünkü Perez'in bir hayali vardı ve bu hayalde ısrarcıydı. 2009 yılına gelindiğinde ise her şey değişecekti. Perez 2010-2011 yılı için bir kadro planlaması hazırladı ve 2010-2011 yılında Real Madrid Kadrosu şu şekildeydi.
Bu transferler arasında temel nokta Cristiano Ronaldo'ydu. Cristiano Ronaldo Premier Lig'de adeta tüm dünyanın gözleri önünde yepyeni bir star doğuyordu ve tüm ada bu genç starı konuşuyordu. Ve aslında tüm dünya da konuşmaya başlamıştı, ta ki Real Madrid'in radarına girene kadar. Stada toplanan binlerce taraftarın önünde Real Madrid o döneme kadar ki en pahalı transferi gerçekleştiriyor ve bu kişi tüm dünya önünde adeta parlıyordu.
Sergio Ramos, Sevilla'dan alınmıştı. Önceleri sağ bek olarak görev aldı. Fakat sonraları stopere döndü. Higuain önceleri Benzema'dan daha fazla forma şansı buluyordu. Fakat Real Madrid daha sonraları bir seçim yaptı ve Benzema ile devam etti, Higuain ayrıldı. Bu kadroya iyi bir hoca da lazımdı. Real Madrid bir ara Pellegrini dönemi vardı, fakat bu takıma hocalık etmek için gerçek bir liderlere ihtiyaçlara vardı. Bu isim? elbette Jose Mourinho oldu. Mourinho ile yeni bir rekabet başlıyordu. Çünkü Barcelona'da kendi altyapısından yetişen dünyanın en iyi oyuncusu olarak gösterilen Lionel Messi ve Guardiola vardı. Tüm dünya aslında Real Madrid - Barcelona rekabetini 2010-2012 yıllarında iliklerine kadar hissetmişti. Bu rekabet aynı zamanda Mourinho- Guardiola, ve aynı zamanda Ronaldo-Messi rekabetiydi.

2014-2018 tekrar yükseliş...

Barcelona kısa süreli bir bahar yaşatmıştı dünyaya. İnsanların gözlerini boyamaktan öteye gitmeyecek bir bahardı bu. İnsanlar Barcelona'nın yükselişini adeta hiç bitmeyecek bir ilkbahar sabahı gibi izlediler, mutlu oldular, eğlendiler ve her güzel hikayenin sonu gibi bitti. Guardiola takımdan ayrılmış ve takımın kimyası bozulmuştu. Sancılar başlarken Real Madrid ilk olarak 2013/2014 yılında uzun yıllar sonunda 10. Şampiyonlar ligi kupasını almıştı. Bu alanda bile rekor ondaydı.
İşin tuhaf yanı bu asla bir son değildi. O dönem takımın başında Ancelotti vardı. Bir sonraki sezon şampiyonlar liginde beklenileni veremedi ve sonraki sezon ligde kötü bir başlangıç. O dönem yani yıllar 2015 gösterdiğinde takımın başına Zinedine Zidane geldi. Bir Real Madrid efsanesiydi ve ilk teknik direktörlük deneyimiydi. (Asistan menerjer ve altyapıyı saymazsak) bilen elbette hikayenin sonunu biliyor. Zidane ile Real Madrid üst üste tam 3 kez Şampiyonlar ligi kupasını aldılar. Bu kutsal takımın genel olarak ilk 11 kadrosu şuydu:

Kalede Navas vardı. Aslında hiçbir zaman çok iyi kaleci olmadı fakat çok kıvrak ve refleksleri iyi bir çevik kaleciydi. Önde oynayan Real Madrid için bu yeterliydi. Stoperlerde Sergio Ramos ve Varane vardı. Sergio Ramos bu süreçte dünya futbol tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Tıpkı kendinden önceki Stoper Hierro gibi, fakat ondan daha iyi olarak dünyanın gelmiş geçmiş en iyi stoperlerinden birisi oldu. Marcelo bir kanat bekti. Carvajal ise içeri doğru bindirmeler yapıyordu. Casemiro defansın önünde fakat topları geriden Modric ile Kross alıyordu. Burada ilginç olan şey bu 3'lü ortasahanın önünde Isco olmasıydı. Isco aslında 2'li forvetin gerisindeki serbest orta saha gibiydi. Forvette Benzema vardı fakat Benzema'nın amacı, ceza sahasına giren Ronaldo'yu markajdan kurtarmaktı. Bu sayede Real Madrid 3 sene üst üste şampiyonlar ligini kaldırdı. Bu elbette dünyada çok fazla ses getirmedi. Aynı şeyi Barcelona yapmış olsa tüm dünya ayağa kalkmıştı. Real Madrid'li olmak böyle bir şeydi. Yıllar sonra Varane şu an Manchester United forması giyerken şunları söyleyecekti:
Real Madrid'de Şampiyonlar Ligi'ni kazandıktan sonra taraftarlar sizi tebrik etmiyor. İlk kazandığımda bana şunu demişlerdi: ''Tamam, şimdi sıradaki!' ve ardından Dört Şampiyonlar Ligi! Ve bana "Tamam şimdi sıradakine geç!" diyorlar.
Peki ama Real Madrid'i efsaneleştiren ve Barcelona'dan daha büyük yapan şey neydi?

Real Madrid bir ikondu. Kurulduğundan bu yana bir vizyona sahipti ve o vizyon çerçevesinde ideolojilerine devam etti. Yalnızca çok sıkı takipçiler birazdan demek istediklerimi anlamlandırabilecek. Real Madrid kulüp geleneği acımasızdı. Yaşı gelen veya maaş zammı isteyen insanlara tahammülü yoktu. Bu takım Raul'u, Di Maria'yı, Özil'i, Kaka'yı, Cristiano Ronaldo'yu, Sergio Ramos'u, en önemlisi de Kaptan Casillas'ı gözünü bile kırpmadan harcayarak gönderdi. Bu oyunculardan Casillas, Sergio Ramos ve Ronaldo bir kulüp efsanesidir. Fakat Real Madrid, burada Barcelona'dan neden çok daha büyük bir kulüp olduğunu bir kez daha yineliyordu. Real Madrid'de bir oyuncu asla bir kulüpten daha fazlası olamazdı. Tüm oyuncular bu kulubün çıkarı için hizmet ederdi. Kralcılık olarak adlandırılan Real Madrid'in bu yaklaşımına karşılık, Barcelona gibi kendisini özgürlük ve halkın takımı olarak lanse eden bir takımın tüm takımı Messi etrafında kurması, ve Messi'yi takımında üzerinde bir konuma çıkartması, şu an geldikleri noktayı bize göstermekte gayet makul bir sebebidir.
Dünyada 2000 sonrası doğan her çocuğa sorarsanız hayalinin size bir gün mutlaka Real Madrid'de oynamak istediğini söyleyecektir. Çünkü Real Madrid bir oyuncuyla varolmadı, Real Madrid varolan en iyileri toplayıp insanlara bir görsel şölen sundu. Barcelona'yı elbette Messi var etmedi ama 2000'lerden sonra Real Madrid ile yarışabilecek konuma getiren kişi Messi'ydi. Günümüz futbolunun gelecek için altın oyuncularından Mbappe sıkı bir Real Madrid taraftarıdır. Paris ile sözleşmesini sırf Real Madrid'e gitmek için yenilemedi. Bu yaz büyük olasılıkla BEDELSİZ olarak katılacak. Sadece o değil Erling Haaland'ın da favori takımı Real Madrid.


Son sözler...
Real Madrid benim çocukluğumun takımıdır. O eflatun beyaz formayı üzerine giyen her yıldız oyuncu eminim küçüklüğünden beri Real Madrid forması giymeyi hayal ediyordu. Hiçbir takımla kıyaslanamayacak ölçütte olağanüstüdür. Barcelona başkan yardımcısı Eduard Romeu:
''Real Madrid, şu anda Mbappe ve Haaland'ı transfer edebilecek ekonomik yapıya ve bütçeye sahip. Çok büyük bir kulüp. Florentino Perez'in kulübü yönetim tarzına büyük saygı duyuyorum, onun İş dünyasında ona hayranıyım''
Dedi... bu bile aslında Real Madrid'in ne kadar büyük bir kulüp olduğunun tescillenmiş göstergesidir. Real Madrid bir devir kapatıp açan bir kulüptür. Bu bence burada ebediyen baki kalacak ve bir gün Avrupa Süper Kupası, Real Madrid öncülüğünde açılacaktır, çünkü tarih her zaman tekerrürden ibarettir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
18Cevap
Siz bilmezsiniz ben 1990 larda izlerdim her maçını
Hugo sanchez, butragenio, fernando hiero raul un çocukluğunu bilirim
Roberto carlos un tenerife maçında attığı efsane gölü o an tv de canlı izleyenlerden biriyim aşağın ya link bırakırım gerçekten real madrid izlemek büyük keyifti..
https://youtu.be/WhVDFEW5348
Barcelonanin ğölgesinde kalan madrid şehrinin ğüzide klüpü Real madrid çocukluğumuzun takımıydı Emilio butragueno Raul gonzales ve diğer futbolcular bize futbolu sevdirmisti şimdi Fifa tarafından simdi 20 Yüzyılın klüpü seçildi hakkiydi !!!
Winning Eleven oynarken küçükken en çok aldığım takımdı. Her ne kadar United taraftarı olsam da R. Madrid'e ayrı bir sempatim vardır. İlk Los Galacticos zamanı acayip seviyordum. Ronaldo, Zidane, Carlos, Figo, Beckham, Raul say say bitmez. :D
Barcelona sadece Messi, xavi, inniesta döneminde Real madrid hegemonyasını devirebildi. Onun dışında real ile aşık atamaz
Evet Real madrid tarihteki en iyi kulüp olabilir ama bir Liverpool'un ateşi hiçbir kulüpte yoktur
Bende bence yazmıştım baya uzun ama güme gitti bu konuda yazamazsın gibi bir şey demişti.
Çok doğru üst üste 3 kez şampiyonlar ligini almışlardı
Yazıyı zevkle okudum her zaman realciyim ancak Galatasaray ile olan süper kupa maçına da atıfta bulunsaydın daha hoş olurdu
Futbolu sevmesem de Real Madrid'e karşı çocukluğumdan gelen bir hayranlık var
Iste bu yuzden ronaldo
Hey gidi hey Madrid be
Futbola aşık adam gördüm ama bu kadar değil...
Futboldan zevk aldığım söylenemez
Çok kapsamlı olmuş ellerinize sağlık.
Real ronaldoyu kaçırmasaydı keşke.
Vaybe harika basaribu
Tebrikler
Real madridden gerisi yalan
Hastayım bu takıma
Hiç futbol sevmem
Ellerine sağlık 🤓
Tm kanka
elinee sağlıık :) :)
Güzel yazı olmuş
Emeğine sağlık.
Haketmişler