Halbuki hershell'ın bacağını kesmeselerdi, onu ısıran çılgın bakışlı zombi tarafından ağrılı ve hızlı bir ölüm süreci geçirip, tekrar dirilecekti. Ama yine de, objektif yanımı reellikle beraber woodbury'e gömüyor, olaylara içinde bulunduğum depresyon halleri ve mutsuzlukların verdiği etkiyle daha sığ, daha pembeli mavili simli yaklaşıyor-inanıyorum.
Ne demişti hershell, hüzün mikrobu donunda sallar demişti. Sallıyor
Yaklaşık 1 ay önce, kanser olan kuzenime moral ve motivasyon vermek amacıyla arayıp sanki ertesi gün hiç ameliyat olmayacakmışcasına komikli şakalı gülücüklü konuşurken, telefonu kuzenimin yanında olup ortak tanıdığımız olan birine verdi. Keşke vermeseydi de, ben aşık olduğum adamla ilgili hayatımı bombok edecek bilgilere ulaşmasaydım.
O gün bugündür hüzün papağanı sol omzumda benimle beraber yaşamaya başladı diyebilirim. Yemin ederim ki teatral bir şey değil bakın. Gülmeme, sevinmeme hatta uyumama bile itiraz edip duruyor. Hüzün, insanı hasta ediyor.
Hüzünlü olduğumdan beridir, yüzümde pul pul dökülme, durduk yerde ayağımda burkulma ağrısı, ellerimde ise yersiz karıncalanma görülür oldu.
Öyle ki, beynimin mutlu olma lobuna hiç oksijen girmediğinide farkettim.
Neyse işte, hal böyle olunca tam bir savaş ay edasında internetten bazı araştırmalara göz gezdirdim. Nasıl mutlu olabilirdim?
Kafamı dağıtmak için uzaklaşmam, yalnız kalmamam, yakışıklı bir erkekle de sevişmem gerekiyormuş. Ben de bunu fırsat bilip öncesinde flörtleştiğimiz ama içimde ukte bırakan, ayrıca gerçek anlamda yakışıklı olan münasebetimi aradım. Biraz konuştuk ve "sana kaçayım mı" dedim. "İsit miyim ben bebeğim" diye cevap vermeseydi keşke. Artık hüznüme bir tansık eklendi. Ağır ağır debeleniyor böyle.
Soru şu; gözlemlediğim hastalıkvari bulgular psikolojik mi dersiniz? Hayır yani soyuluyorum. Halüsinasyon değil, bildiğin gözlerimin önünde sökülüp gidiyor deriler.
Ne demişti hershell, hüzün mikrobu donunda sallar demişti. Sallıyor
Yaklaşık 1 ay önce, kanser olan kuzenime moral ve motivasyon vermek amacıyla arayıp sanki ertesi gün hiç ameliyat olmayacakmışcasına komikli şakalı gülücüklü konuşurken, telefonu kuzenimin yanında olup ortak tanıdığımız olan birine verdi. Keşke vermeseydi de, ben aşık olduğum adamla ilgili hayatımı bombok edecek bilgilere ulaşmasaydım.
O gün bugündür hüzün papağanı sol omzumda benimle beraber yaşamaya başladı diyebilirim. Yemin ederim ki teatral bir şey değil bakın. Gülmeme, sevinmeme hatta uyumama bile itiraz edip duruyor. Hüzün, insanı hasta ediyor.
Hüzünlü olduğumdan beridir, yüzümde pul pul dökülme, durduk yerde ayağımda burkulma ağrısı, ellerimde ise yersiz karıncalanma görülür oldu.
Öyle ki, beynimin mutlu olma lobuna hiç oksijen girmediğinide farkettim.
Neyse işte, hal böyle olunca tam bir savaş ay edasında internetten bazı araştırmalara göz gezdirdim. Nasıl mutlu olabilirdim?
Kafamı dağıtmak için uzaklaşmam, yalnız kalmamam, yakışıklı bir erkekle de sevişmem gerekiyormuş. Ben de bunu fırsat bilip öncesinde flörtleştiğimiz ama içimde ukte bırakan, ayrıca gerçek anlamda yakışıklı olan münasebetimi aradım. Biraz konuştuk ve "sana kaçayım mı" dedim. "İsit miyim ben bebeğim" diye cevap vermeseydi keşke. Artık hüznüme bir tansık eklendi. Ağır ağır debeleniyor böyle.
Soru şu; gözlemlediğim hastalıkvari bulgular psikolojik mi dersiniz? Hayır yani soyuluyorum. Halüsinasyon değil, bildiğin gözlerimin önünde sökülüp gidiyor deriler.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar