1- Tıp kazanmak ve okumak başlı başına bir zorluktur.

Şimdi size burada sistem eleştirisi yapmak istemiyorum. Ancak şu da yadsınamaz bir gerçek ki ülkemizde tıp kazanmak gerçekten zor ve tıp isteyen gençlerimiz çoğu zaman akademik hayatları boyunca hiç de kullanmayacakları bir çok sınavdan geçiyorlar.
Zorlukların burada bittiğini sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Yanıldıklarını çoğu tıp öğrencisi de fakültelerinde geçirdikleri ilk günden anlarlar. Çünkü tıp bir okul değil, bir ilim değil tıp bir sanattır. Burada öğretmen öğrenci değil usta-çırak vardır. Ve o ustalarınızın elinde emek emek acı çeke çeke yoğurulurken size yüklenen her sorumluluğun altından kusursuzca kalkmak zorundasınızdır. Hata yapma lüksünüz çoğu zaman öğrenciyken elinizden alınır.
2- Hastaneye ilk giriş.

Birçok tıp öğrencisi için 4. sınıfta başlayan hastane serüveni hayatlarının en iz bırakan yılları olur. Hastane personelinin en alt tabakası olarak görülür, işleri olmayan birçok işi yapar birçok azar yerler. Ancak eğitimlerinin kalan 3 yıllarını tamamladıklarında artık donanımlı bir hekim olarak mesleğe ilk adımı atmış olurlar.
3- Bölüm sonu canavarı: Tus

Dönem 3'ten itibaren her tıp öğrencisinin uykularını kaçıran, 2011’de dünyanın en zor 2. sınavı kabul edilen Tus yani tıpta uzmanlık sınavı, hastanelerde gördüğünüz o uzman doktorlardan olmamız için aşmamız gereken zorlu bir bölüm sonu canavarıdır. Meslek adına emek emek öğrendiğiniz gecenizi
gündünüzüne katıp ev arkadaşınızı serum takmayı öğrenmek için kovaladığınız o pratik becerileriniz yazılı bir sınavla ölçülmeye çalışır, takdir edersiniz ki genelde bu iyi bir ölçüt olmaz. Mesleki becerileri yüksek, hasta iletişimi iyi bir çok doktor tam burada ezber yeteneklerinin yeterince iyi olmamasından dolayı elenirler.
4- Zor oldu ama başardınız, artık uzman bir doktorsunuz.

Birçok hocamızdan duyduğumuza göre hayat asıl o zaman tam olarak başlar. Günde yüzlerce hasta bakar, her biri ile ayrı ayrı ilgilenir, şifa bulmaları için canla başla çalışır, karşılığında günde onlarca kez şiddet ve adliyeyi yol edecek kadar davayla karşılaşırsınız. İşte mesleğinizi tam olarak burada sorgulamaya başlarsınız. Çünkü insanların bu kadar nankör olabileceğini hiç düşünmemişsinizdir.
5- Asla planlı bir hayatınız olmaz.

İnsanların ne zaman hasta olacağını seçemez, hiçbir planınızı da onların sağlıklarının önüne geçiremezsiniz. Bu yüzden meslek hayatınız boyunca bir çok aile tatiliniz, arkadaşlarınızla randevunuz, çocuklarınızın gösterileri siz olmadan devam etmek zorundadır.
6- Kaç yaşına gelirseniz gelin öğrenmeniz gerek bir şeyler hala vardır.

Tıp belki de görüp görebileceğiniz en dinamik bilimdir. Bir gece doğruluğuna herkesin inandığı gerçeği o gecenin sabahında yalanlıyor olabilirsiniz. Bu yüzden bilirsiniz ki 70 yaşına da gelseniz ders çalışmak, öğrenmek hala bitmemiştir, bitemez.
7- Hayatınızın 40 yılını adadığınız bu mesleği size öğreten (!) birileri her zaman çıkar.

Günde defalarca kez gelen hastaya istediği ilacı yazmadığınız için hakaretlere maruz kalır. Bunun onun sağlığı için olduğunu ona asla anlatamazsınız. Grip için antibiyotik yazmanızın ona zarardan başka bir şey getirmeyeceğini asla anlamaz, ve sizin bunca yıllık eğitim hayatınız ve iş tecrübeleriniz onun için gün arkadaşının ilaç tavsiyeleri yanında sıfır kalır.
8- İyileşen hasta Allah'ın hikmeti, ölen hasta ise sizin eserinizdir.

Tabi ki takdir-i İlahi diye bir şey olduğunu yalanlamıyorum. Ancak bu sadece iyileşen hastalar için geçerli değildir. Ölen hastada tüm suç doktora atılır. Eğer hastanız öldüyse bu ‘sizin suçunuz’dur. 17 saat ameliyatta kalmanız, canla başla hastayı kurtarmaya çalışmanız kimsenin umurunda olmaz.
9- Tüm işi hasta bakıcıların ve hemşirelerin yaptığı iddia edilir.

Doktolar yattığı yerden para kazanır.
İğne yapmıyor, kan almıyorsunuzdur. Herkese aynı ilaçları yazıp gönderiyor bir de ‘hayvan gibi’ para kaldırıyorsunuzdur. Oysa kimse sizin 36 saat nöbet tuttuğunuzu, 34 saat süren ameliyatlara girdiğinizi, bir insanın hayatı için aldığınız kararların altında nasıl ezildiğinizi umursamaz. Sizin maaşlarınız onların vergileriyle ödeniyordur. Siz ise bütün işleri hemşire ve hasta bakıcılara yaptırarak sadece onların vergilerini yiyorsunuzdur.
Ancak tüm bu zorluklara, yurdum insanının kafa yapısına rağmen parmaklarınızın arasında tuttuğunuz şifayı yurdun en ücra köşelerine kadar götürmekten geri durmuyorsunuzdur.
Hastaneye ağlayarak gelen bir hastanın gülerek çıkması sizin için en güzel ödül biliyoruz. Ancak bu tıp bayramında hala değerinizi bilen insanların olduğunu lütfen unutmayın. Tıp bayramınız kutlu olsun!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar