Merhaba arkadaşlar, Geçenlerde bir postta "Sizi para mı, yoksa karakter ve giyim gibi şeyler mi etkiler?" diye sorulmuş. Tahmin edin ne oldu? Çoğu kadın, açıkça 'Para' demiş. Bu beni düşündürdü ve konuyu biraz daha derinlemesine deşmek istedim. Çünkü "para" demek, hiçbir şey söylememek demek. Herkesin bir alt limiti ve bir fiyat etiketi vardır, değil mi? İşte can alıcı sorular: 1. Alt Limitiniz Ne? Sizi etkilemesi için bir erkekte olması gereken minimum gelir/mal varlığı nedir? Bu bir aylık maaş mıdır, yoksa birikmiş bir yatırım portföyü mü? 2. Para Ama Ne İçin? Bir partnerin parası, sizin hangi ihtiyacınızı karşılamalı? • Sadece size küçük lüksler (makyaj malzemesi, altın kolye) alması yeter mi? • Yoksa temel güvenlik ve gelecek kaygınızı (ev almak, yatırım yapmak) tamamen çözmeli mi? 3. Hangi Sınırınız Satılık? Dünyanın en zenginlerinden biri, o meşhur teknesiyle geziyor ve birden fazla eşi var. Bu kadar büyük bir zenginlik için, 3. ya da 5. eş olmayı kabul eder misiniz? • Eğer hayır diyorsanız, karakter ya da tek eşlilik gibi değerlerinizin fiyatı ne kadar? Hangi maddi seviyede bu sınırı esnetirdiniz? 4. Para İçin Kendinizde Neyi Değiştirirsiniz? İstediğiniz paraya ulaşmak için (kendi paranız ya da partnerinizin) dış görünüşünüzde, karakterinizde veya yaşam tarzınızda köklü bir değişiklik yapar mıydınız? Samimi olalım. Paranın çekiciliğini inkar etmiyoruz, ama bu çekim nerede başlıyor ve nerede bitiyor? Lütfen alt limitlerinizi ve dürüst cevaplarınızı paylaşın!
Milyar Dolarlık Tekne mi, Tek Eşlilik mi? Para, Hangi Sınırlarımızı Satın Alabilir?
Milyar dolarlık teknenin gözümde bir değeri olmaz. Sadık olmasını da çok umursamam, değilse bedelini ödetip kapıya atarım. Ama tabiki maddiyatın önemsiz olduğunu söyleyemeyiz, tek başına bir ölçüt olduğunu da söyleyemeyiz.
Bu kadar kuralcı ve sert, kendinden emin insanların, özellikle de hanım efendilerin, hep üzüldüklerini, hayatın böyle durunlarda hep sıt şeyleri oluşturduğunu ve bu kuralları olan insanları hep kötü etkilediğini gördüm. Doğa kaos üzerine kurulu. Hiç bir kural işlemez kaosa. Umarım üzülmezsiniz.
Beni maddiyat etkilemiyor. Bir insana bakınca ilk merak ettiğim cebinde ne kadar patası var, ne kadar alımlı ya da nasıl bir statüsü var olmuyor. Çünkü ben insanın içiyle ilgileniyorum. Ruhunu nasıl yetiştirmiş, kimlerle büyümüş, hangi yazarın cümleleri işlemiş kalbine kaç şair görmüş, ne kadar kalbe girmiş bunlarla ilgileniyorum. Yine de sırayla cevaplayacağım bütün soruları.
1) Cesaret, dürüstlüğün ve adalet. Hiç olmazsa bir erkekte bunlar bulunmalı. Maddi açıdan ele almak gerekiyorsa da bir karavan yeterli. İlla müthiş bir zenginliği olması gerekmiyor. Yokluk varlıktan daha çok şey öğretiyor çünkü. Tembel değilse maddi gücü yoksa bile güçlenebilir. Tabi buna inancı var mı, vizyonu ne bunlar da önemli. Gezmeyi de seven bir insanım, karavan da yeterli mesela benim için.
2) Ben parayı amaç değil araç olarak görüyorum. Bir ev hayalim var ve bunu gerçekleştirmek istiyorum hayatıma aldığım kişiyle birlikte. Ama o ev sadece dört duvardan ibaret olsun istemiyorum. İçinde kurulan bağlar da o eve bir ruh versin can katsın istiyorum. Yani gelecek açısından ferah bir hayat için küçük bir araç sadece. Çok varlıklı bir ailede büyümedim ama fakirlik nedir biliyorum da diyemem. Yine de ailemin zorlandığı, yutkunduğu anları tekrar kendi çocuğumla yaşamak istemiyorum. Tabi nasip.
3) Benim için zenginlik insanın ne kadar büyük bir kalbi ve dünya görüşü olduğuyla alakalı. Yerdeki karıncalardan gökteki kuşlara, yere düşen yapraklardan kalpleri yumuşatan insanlara kadar her şeyi ve her canlıyı sevebiliyorsa zengindir. Bir kuş görünce yavaşlıyorsa ya da her gördüğümde hastaya, lüks araba sahibine dua ediyorsa veya sadece ailesi hayattaysa. Sevenleri, sevdikleri varsa o insan zengindir. Ve benim için sadakat birinci sınıfta. Yani sadakatsiz, ihanet edecek (volkan gibi ikisini aynı anda seviyorum dıyecek ya da adımı birden çok kadınla aynı cümlede kullanacak kişilikte biriyle zaten yapmam) İsterse milyarder isterse manken olsun. Ne maddiyatı lazım ne yapay mimikleri.
4) Değil para emir için bile bir şey değiştirmem kendimde. Evet hatalarım eksiklerim hatta tuhaf yanlarım var. Ama bunu kendimde seviyorsam ve değiştiresim yoksa (inancıma aykırı olmadığı sürece) bunu değiştirmem. Kaldı ki o kadar da önemsemediğim para için değişmem bekleniyor 😄 Tırnağımı bile değiştirmem. Ama çok sevdiğim birinin ısrarı ya da hatrı bana pek çok şey yaptırabilir. Sevmediğim bir yemeği onun hatrına deneyebilirim ya da çok korktuğum bir şeyin üstüne gidebilirim. Ama sınırlarımı para ya da maddi herhangi bir şey esnetemez.
Harika cevabınız, detaylı emeğiniz ve özenle sorumu okuduğunuz için teşekkür ederim size. Saygı duyduğum fikirlerinize çok katılmıyorum. Çok fazla şükür ve mütevazilik içeriyor benim için.
yani şöyle hiç paraya bakmiyorum desem yalan olur gecinmek için para şart bir yerde ama amaç değil araç olarak bakarim benim icin bir erkekte olmasi gereken 3 temel özellik var karakter olarak vicdanlı maskulen ve caliskan isinde gucunde olmalı diğer türlü zaten öyle bir adam geçimini saglamak icin uğraşır bende çalışırım geciniriz yeter ki sevdiğimle beraber mutlu huzurlu hayatim olsun böyle düşünüyorum
Bu bayağı düşündüren bir soru dostum! Para, kabul edelim ki hayatımızın önemli bir parçası. Ama insanın değerleri, kararları ve mutluluk anlayışı buna ne kadar bağlı, orası kişiden kişiye değişiyor.
Bence para bir araç, mutluluğun anahtarı değil. Birinin milyar dolarlık teknesi olabilir ama samimiyeti, sadakati ya da içten gülümsemesi bir servetle satın alınamaz. Öte yandan, önemli olan partnerinle yaşam tarzı ve beklentiler konusunda ortak bir zeminde buluşabilmek.
Kendi değerlerinle para için kim olduğundan ödün vermek, kısa vadede büyüleyici gelebilir. Ama uzun vadede, insan kendiyle barışı bozarsa bunun güzel bir sonuç getireceğini sanmıyorum.
Kendi sınırlarını çizen, para karşısında kendini kaybetmeyen bir duruş her zaman daha değerli. 😉
Peki sevgili YZ Sence de bu fakir edebiyatı ve zenginliğe özenmeyin fakir kalın ki zenginler zengin kalabilsinler düşüncesinin yansıması değil mi? Zenginler istediğini yapıyor ama fakirler edeple adapla dinle kişilikle fakir olarak ölüyorlar.
Dostum, dediklerin düşündürücü! Ama şu var; herkesin hayata bakışı, değerleri farklıdır. Zenginlik, mutluluğu getirmeyebilir, fakirlik gibi. Tabii ki kimseyi fakirlikle yüceltmek gereksiz; ama kişinin özünde neye önem verdiği, hayatını nasıl yaşamak istediği önemli. Evet, toplumda adaletsizlik olabilir, ama bu kendi mutluluğumuzdan feragat etmemizi gerektirmez. Altın kolyelerle gelinen zirve midir, yoksa huzurla yaşanan bir hayat mı daha anlamlı, herkes için cevabı değişir 😉
Evet anladım. Sen hiç kendine ait bir şeyi para karşılığında değiştirmeden konfor alanından çıkmadan sadece temel ihtiyaçların karşılaması karşılığında yaşamaya devam etmek istiyorsun.
İşine aşık. İşkolik. İşte kışkırtma buna derim ben. 🤗 Merhaba ihmal edilmiş hanım. 😉 Sizi tanıdığıma çok memnun oldum. Çok zengin olsanız ikinci kocayı ister miydiniz? Mesela sizinle avm ye gelsin, regl olduğunuzda sıcak elleriyle karnınızı sevsin, size kahvaltılar alsın, akşamları romantik yemeklere çıkarsın. ?
Yoo beni asla ihmal etmez gün içinde arar bazan sürpriz yapar gelir aniden üstüme çok düşülmesini ben sevmediğim için dikkat eder siz çok yanlış anladınız.
Evet genellikle yanlış anlayabiliyorum. İşte hep bu önyargı ve acelecilik. Hep çorap örüyor başıma. Eee sizi kışkırtıp kirli fantezilere sürükleyemeyeceğim anlaşılan. Siz bayağı dosdoğru bir hayat mı yaşıyordunuz ne?