Anthony Burgess'in kitabı olup Stanley Kubrick yönetmenliğinde filmi de vardır. Filmini izleyenler için filmi hakkında genel anlamda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler 😄
Otomatik Portakal kitabı hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce nasıl bir kitaptır?
Otomatik Portakal, Körlük gibi eserlerin sıhhatli zihinlerin eserleri olduğunu düşünmüyorum. Kitaplarını da filmlerini de izlemiş biriyim.
Bir karakter, nasıl oluyor da toplum içerisinde aklınıza gelebilecek her türlü sapıklığı ve meziyetsizliği yapabiliyor, '' bu bir deneydi, bakalım sonuç ne olacak?'' safsatasıyla başına hiçbir şey gelmediği gibi bir de ödüllendirilir gibi finallerle süsleniyor? Burada bir edep ve ahlak hatası var.
Açıkçası ; filmi es geçebilirim; kitapların daima kaliteli edinimler sunması taraftarı biriyim. Otomatik Portakal'ı hiçbir gence yahut erişkin bireye önermem, Alex'e maruz kalmasın diye. Hassasiyeti olanlar da şiddetli derecelerde rahatsız olacaktır zaten. Bu '' müsvetteler '' yerine Dönüşüm, İnsan ne ile Yaşar, Fareler ve İnsanlar, Martı - Johnathon Livingston, Gazam Üzümleri, Dişi Kurdun Rüyaları yahut Sebahaattin Ali eserleri gibi müthiş eslerin okunması gerektiğini düşünmekteyim...
Ayrıntılı yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bu tarz şiddet içeren, sapkınlık içeren kitapların okunmaması filmlerin topluma faydası açısından izlenmesinin doğru olmadığını mı düşünüyorsunuz?:-)
Otomatik Portakal neden yasaklanmamış mesela? Çok merak ediyorum bu sorunun cevabını. Bir kurgusal karakter de olsa, eserin karakteri nasıl yaşamı boyu herkese tecavüz edebilir, nasıl aklına esen her türlü sapkınlığı ve suç unsuru taşıyan durumu yapar da hikaye sonunda mükafatlandırılır? Bu benim mantığıma uymuyor ve evet, bu tip eserler ne okunmalı ne de izlenmeli. Ki bahsettiğim iki eseri de okumuş ve izlemiş biriyim.
Acı, keder, dram yahut dillendirmesi zor duygu ve düşünceleri eserler anlatabilir, buna asla karşı değilim. Ama dünyaca ünlü sayısız eser varken; ki ben hala okuyup yetişmeye çalışıyorum; neden bizler bu tip eserlere takılı kalalım ki?
Estağfurullah, okuyup da kıymet vermenizden ötürü ben teşekkür ederim.
Yani evet sizin tarafınızdan baktığımda da hak veriyorum. Bu eserdeki karakterin psikolojik gelişimi aslında işlenmiş. Filmini izledim sadece. Filmde yanlış davranışlar sergileyen bir karakterin gelişimi söz konusu olunca ve bunun güzel işlenmiş olması ilgimi çekmişti. Tabikide her insan farklı yorumlar. Fakat asıl eleştirdiğiniz şey sanırım şu: Bir karakter bunca kötülük yapmasına rağmen cezalandırılmadan affedilmesi, ödüllendirilmesi. Asıl yanlış msjın burada olduğunu düşünüyorsunuz doğru mu?:-)
Aynen öyle... Bu eserden sonra hangi kişilerin içerisinde '' Alex olmalıyım '' ateş yandı kim bilir...
Ben hayatta gördüğüm toplumu ilgilendiren ve topluma nüfuzu olan şeylere daima '' kimlere kötü, kimlere iyi örnek olup, etkiliyor acaba bu eser?'' gözüyle bakarım...
Aslında çok da doğru bakıyorsunuz çünkü her kitabın, her eserin, her filmin belli bir bunlardan etkilenen kitlesi var. Bu yönden aslında çokta doğru bakıyorsunuz:-)
Estağfurullah... Ben kişisel gelişime, topluma örnek olmaya, feyz alınan kişi olabilmeye çok dikkat eden biriyim. Bakış açım daima o yönde. Bu yüzden de izlediğimde, okuduğumda ve edindiğim herhangi bir şeyde bu düsturda olmaya gayret ediyorum.
Hep eksiğiz aslında, hiç de tam olmadık, olamayacağız ama bu pervasız yaşamalıyız sonucunu doğurmamalı.
Gerçekten güzel bir yerdesiniz. "Hegel'e göre de evrenin yasası zorunlu gelişim yasasıdır. Ve gelişim akıl ile olur. Akıl ise ancak insanda bulunur. Hegel'e göre akıl insanın en doğal özelliğidir." Kişisel gelişime açık olmanızı takdir ediyorum. Ve dediğiniz gibi mantığa uymayan şeyleri sorgulamak gerekiyor 😄
Yaaa, "bilincin özgürleşmesi" değil mi? Bence Maslow ile benzerler, ikisi de işin nihayetinde kişinin kişilik gelişimi ve kendini gerçekleştirme yolculuğuna dair fikirlerini anlatmış ama elbette bambaşka yollarla...
Ben hep ileriye gitmeyi arzu eden biriyim ve şükür ki netim. Netlik kadar huzur veren bir şey yoktur. Kıymet görüyorsan kal ve yeşer. Üzülüyorsan ve değer görmüyorsan terk et...
Kesinlikle. Kişiliğin gelişiminin insan psikolojisinin öneminin ve kendini gerçekleştirme yolunda gelişimin önemi insanı hep bir adım üste taşıdığı bir gerçek. Ayrıca netlik ve şeffaflık insanın anlaşılabilir olmasında da büyük etkiye sahiptir. Anlaşılabilmek fikrimce en büyük nimettir. Rica ederim ne demek 😄
Bundandır zaten anlaşılabildiğimiz, ileriye gidebildiğimiz zeminlerde ancak mutlu olabiliriz, çünkü bu tip zeminlerde bizler dünden daha iyi, yarınki halimize de aç oluruz.
Ama gelin görün ki bugünün yaşam ve ikili ilişkilerinde insanlar kapris, huysuzluk, hala ben merkezci hâller ve daima empatiden yoksun durumlarla boğuşuyor. Burada bırakın kendini geliştirmeyi, ilerlemeyi, insan bir parça huzura hasret kalıyor, Allah korusun...
Bir ortamda dilediğim kıymeti görmüyor, verdiğim değeri bilemiyorlar, saygıyla sevgiyle yoğuramıyorlar ve "ben"den sıyrılıp da empati yapamıyor ise birileri uzaklaşırım. Ben eminim ki kibirli, egoist olarak görüyorlardır ama zerrece umurumda değil. Çünkü ne zaman insanlıktan taviz veriyoruz, işte o zaman derin mutsuzluklara sürüklüyor insanlar bizi :))
Kalabalıklardan ziyade tenha bir zeminde çok kıymetli iletişim ve muhabbet, âdeta terapi, huzur aşısı gibidir...
Nezaket, saygı, empati yapabilmek aslında önemli olan. Yani önem verilmesi gereken. Bunların olmadığı yerde kalabalıktan uzaklaşmak en sağlıklısı kesinlikle 😄