Elbette. Dostoyevski'nin romanlarında kendi hayat hikâyesini görürüz. Mesela ''Kumarbaz'' adlı eserini, kendisinin kumarbaz olmasından yola çıkarak kaleme almıştır. Tolstoy, Maksim Gorki, Jose Mauro de Vasconcelos gibi yazarlar da kendi hayat hikâyelerinden esinlenerek romanlar yazmışlardır. Ancak yabancı yazarlarda bunu en çok yapan Dostoyevski'dir. Yerli yazarlarda ise hiç şüphesiz Peyami Safa'dır. Ancak gene de bunların yazdıkları eserler bir otobiyografi özelliğine sahip değildir.
Kimileri kendi hayat hikâyelerinden esinlenerek kaleme alır, kimileri yakınlarından, kimileri ise o dönemde yaşanmış olaylardan. Mesela İstanbul'un işgal yıllarını öğrenmek için akademik tarih kitapları okumana gerek yok. Aç Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Sodom&Gomore'sini çok güzel anlatır. Yanlış batılılaşmayı Halit Ziya Uşaklıgil, Reşat Nuri Güntekin'den oku bir de.
Ve ikinci soruna da evet diyorum. Her hayattan bir roman çıkar. Mesela Suriye'nin kuzeyinde yaşayan bir insanın çok güzel romanlar çıkarmak için elinde birçok malzemesi var. Khaled Hosseini'den farkları olmaz. Zaten bu iz bırakan eserler gerçek hayattan esinlenerek kaleme alınırlar, tabii J. R. R Tolkien kadar geniş bir hayal gücün yoksa.
Derine inildiğinde nice hayatlar var. Her yaşam bir ışık olduğu kadar karanlık bir zindandır da ses getirecek hikayeyi şairler şiirlerine, yazarlar romanlarına, senaristler filmlere aktarır.
Bu yüzden biyografi filmleri bir hayli ilgimi çekmiştir. Mesela en son Bursa'da yaşarken gerçek bir hayattan uyarlanan Ümit Ünal'ın teyzem filmini izlemiştim. Müjde Ar başrolde tavsiye ederim. 1986 yapımına göre güzel bir psikolojik gerilimdi. 🙂
Kesinlikle çıkar. Her insanın karakter gelişimi vardır. Çünkü yaşanmışlıkları vardır. Ve bu yaşanmışlıklar onun karakterini ve hayatını doğrudan etkiler. Ve bu da bir romanda anlatılabilir. Çok basit ve sıradan bir hayatı olan bir insandan bile roman çıkar bana göre.
Her insan kendi içinde bir romanın ana karakteridir. Yaşantılarımız, yaşanmışlıklar hayatımızdan gelip geçenler topyekün bir romanın sayfalarını özenle dolduracak kadar kelime haznesine fazlasıyla sahiptir.Öyle ki kimi romanlar sahipsiz kalır yazılmaz ama adaydır kimileri gün yüzüne çıkar birilerinin hüznü, birilerinim umudu olur geçip gider bu dünya serüveninde. Bende bir romanım olsun isterdim yazacak onca şey varken.
Evet her hayattan bir roman çıkar.. Çünkü herkesin apayrı bir hikayesi vardır. Bir ömürde neler yaşanmaz ki. Ama bazıları vardır işte onların hayatı gerçekten roman gibidir. Ne yazanın eli yazmaya gider ne de okurken okuyanın gözünde yaş eksik olmaz.
Herkesin bir hayat hikayesi vardır.. Fakat Türkiye acıdan beslendiği için.. Genellikle çok acı çekmiş insanların romanları popüler olurdu. Mesela diyelim ki çok iyi bir hayatın oldu, maddi manevi her açıdan çok rahat bir hayat sürdün, işte bunu kaleme alıp kimse roman yapmazdı. Acılı romanları seviyoruz sanırım..
Her hayattan Roman çıkmaz. Bazılarından hikaye kitabı olur, bazılarından şiir kitabı. Birilerinden felsefe kitabı olur, birilerinden ders kitabı.. Herkesin hayatında mutlaka vardır bir konu ama bazıları çok daha derindir.
Her hayattan çıkmaz belki ama çoğu hayattan esinlenilirse ya da bizzat o hayat kaleme alınırsa çok da kaliteli bir roman çıkabilir. Aslında bakarsak her insanın hayatı bir romandır zaten. Her insan kendi romanını yazıyor, çiziyor, oynuyor.