Televizyon, gazete, magazin, radyo, internet.. Her yönden medya ile çevrilmiş durumdayız. Onlarca gazetemiz, televizyonlarımızda onlarca kanal her kanalda yüzlerce yapım var.
Sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde insanlar günde birkaç saatini medya ile haşır neşir olarak geçirmekte. Bu süre kişinin ekonomik durumu, kültürü ve eğitim seviyesine bağlı olarak değişkenlik gösterirken istatistiklere ortalama 4-5 saat olarak yansımaktadır.
Eskiden fazla bir eğlence çeşidi olmadığından radyo ve televizyon baş sıradaydı. Bizlere de bir seçim hakkı verilmediğinden medya tenceresinde ne pişirilirse onu yiyorduk.
İlerleyen yıllarla birlikte izleyici profilimiz de değişti artık neyi, nerede ve nasıl izleyeceğimize kendimiz karar vermeye başladık. Bunu farkeden medya, yapımlarını ona göre hazırlayıp sunarken arada kendi spesiyalitelerini de pişirip servis etmeye devam etti.

Medya özel tarif yapımlarla kitleleri yönetme gücünü elinde tutmaya çalışırken bir yandan da değişen toplumdan gelen talebe yanıt vermek zorunda kaldı.
Bunun sonucunda ekranlarımız, gazete ve magazin sayfalarımız yüzlerce ucuz, kalitesiz yapım ve haberlerle dolmuş vaziyette.
En yüksek reytingleri nedense hep evlilik programları, başrolde ucuz kahramanları olan yapımlar, gevezelik yapılan talk showlar, göğüs, bacak görselliğinden öte bir anlam ifade etmeyen teenager diziler, basit eğlence programları ile açgözlülüğü ve hırsı empoze eden güce dayalı yarışma programları alırken tecavüz, darp, sosyete özel hayatı ile kimin eli kimin cebinde haberleri de en çok okunanlar arasında ..
Medyanın savunması;
Çok tutulan yapımlara ağırlık veriyoruz..
Hadi oradan! Gladyatörleri arenaya çıkarıp dövüştüren ve kana susamış kalabalığa alkışlatan sen değil miydin?

Ya bütün bir haftayı 'Liseli Aslı, Cem ile öpüşecek mi?', 'Mehmet Bey, Şükran Hanım'ın evlilik teklifine ne cevap verecek?', 'Banu-Tekin çifti bütün topları sepete atıp ipi göğüsleyecek mi?' sorularına cevap arayarak kalitesiz yapımları hayatının merkezine koyan topluma ne demeli?
Seyredecek doğru düzgün birşey bulamıyoruz ki başka seçeneğimiz yok!
Hayır var! Belgeseller, bilgi yarışmaları ve açık oturumlar ne güne duruyor. Kalitesiz yapımların reytingini uzaylılar mı arttırıyor da ekranlarda en fazla yer alan yapımlar oluyorlar..Reyting denen şey de kendi kendine artmayacağına göre, bir düşünelim bakalım neden..
Bir zamanlar hepimizin adlarını çok iyi bildiği bazı ucuz polisiye dizi saatlerinde hatırlayın sokaklar boşalıyordu. İnsanlar evlerine, sevdiklerine kavuşmak için değil favori dizilerini kaçırmamak için koşuyordu. Belki artık sokaklar programlar yüzünden boşalmıyor ama hayatımızı yayın akışına göre düzenlediğimiz bir gerçek..
Yapım ve yayınların kalitesizliğinden şikayet eder dururuz ama seyretmekten ve okumaktan da geri kalmayız. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Kalkıp medyayı kalitesiz yapımlar üretmekle suçlamaya hiç hakkımız yok çünkü biz de böyle yapımları tercih ederek medyaya prim veriyor bir nevi suça ortak oluyoruz.

Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan misali; medya mı toplumu şekillendiriyor, toplum mu medyaya yön veriyor yoksa her ikisi de mi. Arz-talep meselesi diyelim. Durup düşünmekte yarar var.
Seyrettiklerimiz karakterimizdir. Düşünen, yorumlayan, kendini doğru ifade edebilen, beyni esir alınmamış, olaylara geniş perspektiften bakabilen kültürlü insanlar olmak istiyorsak seyrettiklerimize ve okuduklarımıza dikkat edelim..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar