
Takvimler 14 Aralık 2018’i gösterirken birçok insanın merakla beklediği ilk Türk Netflix yapımı Muhafız:Hakan yayına girdi. Herkesle beraber ben de işimi gücümü bırakıp dizinin başına geçtim ve yayınlandığı günün gecesinde sezon finalini bitirmiş oldum.
Dizi sürükleyici mi? Evet. Ama her şey sürüklemekle olmuyor be Sayın Evrenol..
IMDb'den 9.3 puan alan dizi bu puanı hak ediyor mu, etmiyor mu? Orası tartışılır. Ancak The Protector: Hakan’a genel olarak yorumlarım olumlu olsa da eleştireceğim birkaç nokta olacak.
Eyy Hakan Demir! Koskoca İstanbul’u korumak sana mı düştü?

Öncelikle şunu bir kabul etmek gerek, dizi klişelerden besleniyor. Aşağıda diğer fantastik yapımlarla arasındaki benzerlikleri anlatacağım zaten. Ancak, gel gelelim şu “Çelimsiz, hayatı ti’ye alan, hiçbir şeye akıl sır erdiremeyen baş karakter kahraman olduğunu öğrendikten sonra terminatöre dönüşür” klişesine...
Bunca zaman tabiri caizse bi’ baltaya sap olamamış bir karakterin bir gecede kendisinin kahraman olduğunu öğrenip tüm gerçekleri kabullenmesi bi’ nebze kabul edilebilir. Ancak, dizinin başında “bu çocuk çok zayıf, eğitimsiz” diye bahsedilen karakterin 2 günde kendini dünyayı kurtaracak güçte hissetmesi, 2 gün evvel “dur, sus, daha hazır değilsin!” diyenlerin 2 gün sonra “Hadi aslanım, sen muhafızsın, yaparsın oğlum!” Moduna geçmesi pek de kabul edilebilir değil. Çünkü madem bu kadar önemli bir vazife bu, böylesine eğitimsiz birini bu kadar önemli bir göreve başlatmak büyük ahmaklık olur doğrusu. Fragmanda dövüş sahnelerini görünce ben de ciddi ciddi ter dökülen sahneler, azimle, hırsla bir kahramana dönüşen Hakan’ı izleyeceğiz sandım. Ancak gelin görün ki hiç de öyle olmadı.
Bunları da geçersek o 2 günde Captain America gibi gücünüze güç katacak bir deneye malzeme olmazsanız kondisyonunuzun ve stratejinizin bu kadar gelişmesi mümkün değil. Yani o kısım bayağı bir havada kalmış. Aceleci olmakta kararlıysanız keşke ilk bölüme “2 AY SONRA” diye bir altyazı falan geçseydiniz, daha mantıklı olabilirdi...
Keşke oyuncular oyuncu olduklarını bu kadar belli etmeseydi.. :/

Çağatay Ulusoy her ne kadar başarılı bir oyuncu olsa da, özellikle ilk 2 bölümde yüksek dozda toy izlenimi veriyor izleyiciye. Babasını kaybedişindeki tepkisinin yetersizliği ve yapmacıklığı, Doktor ve Zeynep’in anlattıkları insan zihninin hemen kabul edebileceği şeyler olmadığı halde verdiği tepkilerin görece abartılı ama bana göre son derece az ve zorlama tepkiler olduğunu söyleyebilirim. 3 ton ses yükselterek, “siz delirmişsiniz!” diyerek şaşkınlığınızın büyüklüğünü ifade edemezsiniz. Mikro mimikler bu tür sahnelerde büyük rol oynuyor. Çağatay’ın ağzı aslan gibi kükrerken, gözleri bir ceylan kadar melül melül bakıyor. Eğer bütün dizi bu şekilde devam etseydi sanırım izlemeye devam edemezdim. Neyse ki 3.,4.bölümden itibaren kendisi de Muhafız Hakan’ı canlandırdığını farkedip konuya adapte olabilmiş ve biz Hakan’ı canlandırmaya çalışan Çağatay Ulusoy’u değil, Hakan Demir’i izlemeye başladık.

Ayça Ayşin Turan genel olarak çok güzel bulduğum, oyunculuğunu da beğendiğim bir aktris. Ancak niyeyse bu karakter onda zorlama durmuş. 2 bölüm boyunca Hakan’a asla pas vermemesi, cool cool -tabiri caizse- yol vermesinin hemen akabinde kendilerini büyük bir aşkla yatakta bulmaları büyük çelişki. Masum suratından ötürü de böyle gelmiş olabilir ama bu kıza cool karakterler oturmuyor. Mesela Sevimli Tehlikeli’deki rolü kendisine çok ait duruyordu. Ama bu karakter üzerinde emanet durmuş. Ya da bana öyle geldi, bilemiyorum. Fikrinizi belirtirseniz sevinirim.

Hazar Ergüçlü’ye gelecek olursak, dizi boyunca oyunculuğuna gerçekten hayran kaldım. Zaten başarılı bir oyuncuydu ama diğerleri gibi kendinden taviz vermemesi, benim gözümde dizi boyunca en sivrilen karakter haline getirdi onu. Zeynep karakteri ona o kadar oturmuş ve o da o rolde olduğunu o kadar kavramış ki, kendini Hazar değil Zeynep sanıyor bile olabilir.
Dizide pek çok önemli rol var. Faysal, Mazhar, Doktor vesaire. Teker teker yorumlamak herkesi sıkacaktır. Ancak genel olarak başta bahsettiğim 2 isim dışında acemi oyunculuğa rastlamadım. Bütün isimler gayet başarılıydı.
Gerçekten örnek sahne almak için Selena’dan başka fantastik dizi bulamadınız mı?

Evet evet, yanlış duymadınız. Selena’dan alıntılanmış bir sahne... Selena’da olan sahne: Ütopya’nın enerji taşı kaybolur ve Selena Yüce Honos dahil herkesin sihirlerini kaybetmemesi, Ütopya’nın yok olmaması için o enerji taşını bulmak zorundadır! Enerji taşının görüntüsü tıpatıp kaşıkçı elmasıdır ve enerji taşını çalan Hades Topkapı Sarayı’na gidip enerji taşı ile kaşıkçı elmasının yerini değiştirir.
Merak edenler için:
Muhafız:Hakan’daki sahne: Tılsımlı hançerin görüntüsü tıpatıp Fatih Sultan Mehmet Han’ın 1400 yıllık hançeri gibidir ve bunu güvenli bir yerde saklamak için bilin bakalım nereye koyuyorlar? Tabii ki Topkapı Sarayı’nda Fatih Sultan Mehmet Han’ın hançerinin yerine! :)
3 Tılsımlı Obje ve Ölüm Yadigarları size bir şey çağrıştırıyor mu?

Tılsımlı gömlek = Görünmezlik pelerini
Tılsımlı hançer = Mürver asa
Yüzük taşı = Diriltme taşı
Hikayeye göre 3 tılsımlı obje olmadan Hakan’ın Nazat’ı yani ölümsüzü yenmesi mümkün değil. Çünkü yüzük taşı olmadan ölümsüzün kim olduğunu bilemez, tılsımlı hançer olmadan ona zarar veremez, dolayısıyla öldüremez. Tılsımlı gömlek olmadan da onunla mücadele edebilecek kadar güçlenemez. Zırhı olmazsa mağlup olur.
Harry Potter ve Ölüm Yadigarları serisinden hatırlayacağınız gibi ölüm yadigarlarına sahip olan kimse ölümün efendisi olur. Yani onu hiçbir güç öldüremez ve onun öldüremeyeceği, mağlup edemeyeceği kimse olamaz. Asa ve hançer dışında diğer iki objeler aynı amaca hizmet etmese de benzer niteliklerdeler ve objelerin birebir aynı olması pek de rastlantı gibi gelmiyor bana.
Genel Değerlendirme

Dizinin Türk yapımcılar tarafından özene bezene ve ciddiye alınarak yapılmış ilk fantastik yapım olmasından ötürü eleştirilerim biraz sert olmuş olabilir. Ancak bu beklentiler Netflix’in diziyi bünyesine kabul etmesiyle oluştu diyebilirim. Daha farklı ve özgün bir konu bekliyordum. Ancak yine de bu dizinin güzel başarılar getireceği kanaatindeyim. Çünkü farklılıklar her zaman risktir ve kabul görmek istiyorsanız bir süre klişelerden beslenmeniz gerekebilir. Ki çoğu fantastik yapım birbiriyle aynı zaten, o yüzden fazla üstüne gitmemek gerek ve kendi milletimizden böyle bri iş çıktığı için destekleyici olmamız gerekir diye düşünüyorum.
Dizi sürükleyicilik konusunda başarılı. Bir günde bitirmemden de anlaşıldığı üzere. Ki yorumlara bakılırsa bir günde bitiren tek kişi ben değilim. 3.bölümden itibaren konu tam olarak oturtulmuş ve başında da sıkmadan asıl olaya giriyor. Dolambaçlı sahnelerin olmayışı, İstanbul görsellerinin güzel harmanlanışı, müziklerin kalitesi göz önünde bulundurulduğunda Türk televizyon dizilerine kıyasla ortalamanın bihayli üstünde bir dizi diyebiliriz.
Diziyi izleyenler, sizin yorumlarınız neler?
Henüz izlememiş olanlar, izlemeyi düşünüyor musunuz?
Fikirlerinizi benimle paylaşın lütfen...
Okuduğunuz için teşekkürler. :)
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar