Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale


Aslında dün filmden gelir gelmez, sıcağı sıcağına yazacaktım bu Bence'yi. Ama olmadı. Toplanın gençler, toplanın zamanın ruhunda dolaşan gezginler; kulağınıza güzel şarkılarla dolu, ışıl ışıl ve gizemli bir film fısıldayacağım!

Vizyonda...
Vizyonda...

Bu filmi bir süredir bekliyordum. İlk çekim görüntülerinden, rol alacak oyuncu seçimlerinin haberlerine ve konusuna denk ilgimi çekiyordu. Nihayet dün akşam gittim izledim ve beklediğime değdi. Önce kim var kim yok öğrenelim.

Okkalı oyunculardan seçmeler...

Soldan sağa...
Soldan sağa...

Peder Daniel Flynn

Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale

Peder Daniel'i canlandıran oyuncu zaten başlı başına bir sanatçı olan Jeff Bridges. Adamın nasıl bir performans sergilediğini film boyunca gerçekten de görüyoruz. Peder Daniel filmde konaklamak için El Royale oteline gelen gizemli dört yabancıdan biri olarak ilk önümüze çıkan karakter. Neden orada? Niye odalara öyle bakıyor sorularının cevabı bize aslında filmin açılış sahnesiyle yol gösterircesine sunuluyor. Sonrasında otele gelen diğer misafirler için de "acaba bu da mı?" sorusunu içten içe düşünerek kafa yoruyoruz

Darlene Sweet

Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale

Darlene, Peder Flynn karakterinden sonra oyunculuğunun hakkını verdiğine inandığım ikinci ana karakter. Hayatını şarkı söyleyerek saatine 12 dolar kazanıp sürdüren Darlene, içinde bulunduğu sektör ve tüm yaşamı boyunca insanların her türlü pisliğini görmüş geçirmiş, güzel sese sahip bir kadın olarak çıkıyor önümüze. Zaten filmin ilk dakikalarında Peder ile tanışan da o oluyor. Darlene, Reno'ya gidip sahne almadan evvel El Royale otelinde konaklamaya karar verince kendini bambaşka bir hikayenin ortasında buluyor.

Emily Summerspring

Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale

Yakın dönemde Grinin Elli Tonu ile başlayan seri sayesinde tanıdığımız buğulu bakışlı kadın Dakota Johnson filmde otelin bahçesine arabasıyla öyle bir giriş yapıyor ki, "kim lan bu" diyoruz. Sonrasında tabi, kapıdan içeri giriş sahnesi ve otel kayıt defterine attığı imza ile aykırı biri olduğunu anlıyoruz.

Laramie Seymour Sullivan

Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale

Mad Men dizisi ile tanıyıp oyunculuğuna hayran olduğum ve yedi sezon boyunca her bölümünü dikkatle izlediğim Jon Hamm zaten müsait olan tipiyle birlikte filmin geçtiği 1970'lere deyim yerindeyse "cuk" diye yakışıyor. Jon filmde kendini beğenmiş, çenesi düşük ve ikide bir Darlene'e yönelik zenci esprileri yapan bir süpürge satıcısını oynuyor.

Ruth Summerspring

Ruth filmde ilk gördüğümüz bir karakter değil. Farklı bir anda farklı bir şekilde ortaya çıkıyor ve soy adından da anlaşılacağı üzere Emily ile kardeşler. Ama bu kardeşlik normal başlayıp anormal bitenlerden.

Miles Miller

Miles karakteri deyim yerindeyse filmin finalini patlatıyor. İlk etapta sönük bir karakter olarak ortaya çıksa da filmin içinde olduğu süreç ilerledikçe Miles ile nice sırra erişiyoruz.

Billy Lee

Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale

Bir kumsalda karşımıza çıkan ve çoğunlukla özgür ve serseri çocuk tiplemesinden çıkmayan Billy Lee karakteri ise finale renk katan biri olarak ortaya çıkıyor. Aslında ne olduğunu finale doğru Darlene çok güzel özetliyor.

Yedi karakter yedi sır

Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale

Bir tarafta California diğer tarafta Nevada... Tam da sınırın ortasında bulunan ve kırmızı bir çizginin ortasından geçtiği otel El Royale bir zamanlar görkemli dönemlerini yaşarken, artık tüm o şaşaalı geçmişini geride bırakmış kuş uçmaz kervan geçmez sözüne rehberlik edecek kadar gizemli bir yerdir.

Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale

Hal böyleyken elbette otelin geçmişi aslında hiç de sandığımız gibi değildir. Bir de bu yetmezmiş gibi birbirinden farklı amaçlara hizmet eden yedi karakter onları bekleyen fırtınalı bir gecenin ortasında gizemleri ile birlikte günü geçirme çabası içindedir. El Royale'de kimi görürsek görelim içlerinden hiçbiri sandığımız gibi değil. Gerçi Darlene özünde aynı.

Her neyse...

Film gizem, suç, din, ahlak, şiddet, para ve ideolojiler üzerine kurulu bir hikayede akıp gidiyor. İlk seansta belki bir şey anlamayabilirsiniz. Ama, sabredin. Zira ikinci seans hikayeyi daha da derinleştiriyor.

Ekim ayının yavaşça ortasına sokulurken vizyonda farklı bir film izlemek istiyorum diye düşünüyorsanız şiddetle sizi bu filme davet ediyorum. Bu arada şunu da ekleyeyim, film başından sonuna kadar çok güzel şarkılarla dolu. Sadece sahneler arasında kullanılan kırmızı tonları ışıkları ile görsel bir şölen sunup uğurlamıyor, ruhunuzu da doyura doyura el sallıyor.

İyi seyirler...

Renkli, Bol Şarkılı ve Gizemli Bir Hikaye: Bad Times At The El Royale
Cevapla