Bu öyküdeki ana kahramanlarımız robotlardan oluşan çok güzel bir animasyon filminden söz edeceğim sizlere.
Tabi ki kahramanların robot olduğu bu animasyon filminden bahsederken aklınıza ilk gelen film muhtemelen WALL-E olur. Bibo adında yalnız bir robot içinizde ve kalbinizde yer alacağını umuyorum.
Bibo'nun hikayesi, hayatamızdaki küçük şeylerin değerini hatırlamak ile ilgili çok önemli mesajlar veriyor bizlere.

Bibo, hayatta kalmasını sağlayan rutin bir hayata sahip eski tip bir robot. Bibo'nun hayattaki tek varlığı, kendisine güç katan ve ruhunu besleyen basit, küçük şeylere bağlı.
Robot Bibo'nun işi ise dondurma satmak ve kendi hayal dünyasında hala küçük bir kız çocuğunu mutlu edebildiği için işine sıkı sıkıya bağlıdır.

Bibo, maziyi çağrıştıran bir müziğin eşliğinde verdiği mesaj ile izleyici üzerinde gerçekten çok güçlü bir etki bırakıyor.
Bibo'nun her gün yaptığı küçük şeyler, aslında sadece hayatta kalmasının tek yolu değil, aynı zamanda hayatını anlamlandırma şeklidir.

Bu filmi izlediğiniz zaman gerçekten çok beğeneceğinize ve etkileneceğinize eminim. Aynı zamanda kafanızda pek çok şeyi de sorgulamanıza neden olacak. Film ekibi, etkili bir karakteri nasıl seçeceklerine ve çevrenin belirli bir anlam bütünlüğü içerisinde nasıl oluşturulacağını çok iyi biliyorlar.
Bu özellikler bir araya gelerek güçlü bir etki yaratmaktadır.

Robotlar görsel olarak yapay ve cansız olan, gelecekte ise, belki de biz insanların davranışlarını taklit etmeye mahkum olacak varlıklardır. Peki öyle ise, neden insani duyguları da taklit etmeliler?
İşte tam bu noktada filmi izlerken, bu fikirler üzerinde de düşünmenizi sağlamaya çalışacağız.

Şimdi size Bibo'nun hayali yani "insanlık hali" hikayesinden bahsetmek istiyorum.
Bibo, ıssız bir dünyada yaşar. Bu, mekanik ve garip bir şekilde yapay bir dünyadır. Gerçekte ise kahramanımız, kendi dünyasını tamamen kendi hayal gücü ile yaratmıştır. Sadece rutinden oluşan bir dünya.
Her geçen gün yapmış olduğu küçük şeyler, ruhunu besler ve bu onu mutlu bile eder.

Bibo, kendisini makineler ve melankoli dolu bir dünyanın içerisinde kapana kısılmış bir halde bulur. Yapması gereken tek şey ise her sabah saat 8'de kalkıp çocuklara dondurma vermek için her zaman ki yerinde hazır bulunmak.
Halbuki bu çocuklar sadece Bibo'nun kendi hayal dünyasının yansımalarıdır.

Bu mekanik, dörtgen ve içi boş olan karakterimizin bir çok açıdan insanı resmettiğini söylersek, gerçekten çok da uzaklaşmış olmayız.
Film, seyircinin insanlık fikrini sorgulamasını sağlar ve insanlığın kendini nasıl hala makinelerin üzerinde gördüğünü de gözler önüne seren bir film.

İnsanlar olarak içinde yaşadığımız gerçeklik ile kendimizi korumak için demir ağlar ile örülü savunma mekanizmaları yaparız.
Bazen küçük şeylere değer vererek kazanılmış olan rutinler ve alışkanlıklar bir evren yaratabilir. Bu yaratılmış evrenler ise bir dünyadan öbür dünyaya göç ederken bizi hayatta tutarlar. Bu, hayatı bütünü ile yaşamak olmasa da, gücümüzü ve saygınlığımızı sürdürebilmek için iyi bir kendini koruma yöntemidir.
Bibo basit şeylerden hoşlanır. Sallanan sandalyesinde sallamayı ve geceleri ateşin başında ayağını ısıtmayı sever. Tüm varlığı keder ve eskiye özlem duymaktadır.
İnsan ırkının sona erdiği bir çağda, bir "insalık halini" çok başarılı bir şekilde yansıtmıştır.

Zor zamanlarda bizleri ayakta tutan hayal dünyamızdır.
Hepimizin kendi hayalleri vardır. Sabah kalkmamızı gerektirecek tek dayanağımız olan kendi iç dünyamız var. Fakat, bu his kalıcı olmamalıdır hiçbir zaman.
Sadece savunma mekanizmalarımızı, rüyalarımızı ve sahte olan umutlarımıza sığınarak yaşamamalıyız.

Bibo, geçmiş anıları ile yalnız başına kalmak, her bir adımında, nefesinde ve hatta hiç şaşmayan, dakik saatindeki melankoli ile yaşamak zorunda olmanın laneti ile uğraşıp duruyor.
Dondurma dağıttığı çocuklar bile çoktan göçüp gittiler.

Bu filmin ödüllü yaratıcılarından Anton Chistiakov ve Mikhail Dmitriev'dir.
Kendilerine göre, bu narin, sembolik, duygusal ve dokunaklı olan filmde anlatmak istedikleri şeyin, insan olma döngüsünün bir yansımasıdır sadece.

Zaman içerisinde insanlar, dondurma satıcı Bibo gibi, toplumun içerisinde yerine getirebilecekleri bir iş bulurlar. Sonra bir an gelir ve her şey değişir. Biz sadece geçmişteki en mutlu anlarımız ile avunabilir bir halde buluruz kendimizi. Yaşamdaki küçük şeylerin değerinin geçmişin hatıralarını geri getirdiği bir savunma mekanizması içerisine sığınırız.
Bu hatıralar, bizi yaşama bağlayan ve bize devam etmemiz için enerji veren kutupları oluştururlar.

Bu filmde, "insanlık hali" sadece teneke bir robotta vücut bulur. Bu robot, insan ırkının geriye kalan son dürtülerini temsil etmektedir. Bizi imkansız yapmaya iten melankoli, geçmiş, keder ve sevdiklerimiz için muazzam bir sevgi.
Ve hatta, artık var olmayan hayali bir dünya yaratmak...

Şimdi ben sizleri bu kısa film başbaşa bırakıyorum.
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem - 15.03.2018
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar