Şiir severler için, hiç düşünmeden cevaplayabilecek oldukları bir sorudur. Çünkü bana böyle bir soru yöneltildiği zaman aklımın köşesinde daima ezber halinde bulundurduğum bir şiirim vardır. Çok küçük bir yalanı Çok büyük bir orantıda Dinlediniz mi.. Çok büyük bir yalanı Çok yalın bir doğrultuda Söylediniz mi.. Gecikmiş bir gizlemi, Birikmiş bir özlemi Sakladınız mı.. Gelmeyecek bir gideni, Olmayacak bir nedeni Beklediniz mi.. Bir gerçeği erken, Bir açlığı tokken Anladınız mı.. Hep mi hep ölecekmiş gibi, Hiç mi hiç ölmeyecekmiş gibi Yaşadınız mı. ... /Özdemir Asaf/
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar, Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı, Görmezler ufuklarda şafak söktüğü anı. Gördükleri rü'ya, ezeli bahçedir aşka; Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka, Bülbülden o eğlencede feryad işitilmez, Gül solmayı, mehtab azalıp bitmeği bilmez; Gök kubbesi her lahza bütün gözlere mavi, Zenginler o cennette fakirlerle müsavi; Sevdaları hulyalı havuzlarda serinler, Sonsuz gibi bir fıskiye ahengini dinler.
Bir ruh o derin bahçede bir def'a yaşarsa, Boynunda onun kolları, koynunda o varsa, Dalmışsa, onun saçlarının rayihasiyle. Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle; Yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık, Bir mu'cize halinde, o gözlerdedir artık; Kanmaz en uzun buseye, öptükçe susuzdur. Zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur; İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan, Bir sır gibidir az çok ilah olduğumuzdan.
Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler. Bir gün, nereden, hangi tesadüfle gelirler? Aşk onları sevk ettiği günlerde, kaderden, Rüzgar gibi bir şevk alır oldukları yerden; Geldikleri yol... Ömrün ışıktan yoludur o: Alemde bir akşam ne semavi koşudur o! Dört atlı o gerdune gelirken dolu dizgin, Sevmiş iki ruh, ufku görürler daha engin. Simaları gittikçe parıldar bu zaferle, Gök her tarafından donanır meş'alelerle.
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar, Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda, -Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da- Bir an uyanırlarsa leziz uykularından, Baştan başa, her yer kesilir kapkara zindan. Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak, Günden güne hicranla bunalmış gibi yanmak. Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık; Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık; Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et! Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et!
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme Şekerliğinin içinde zehir olsa dokunmaz bize Zehiri şeker, şekeri zehir ediyorsun etme!!!
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle Huzurumu bozuyorsun sen mahvediyorsun etme Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme!!!
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN Her şey sende gizli Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakini gördüğüdür rengin Yaşadıklarını kar sayma Yaşadığın kadar yakınsın sonuna Ne kadar yaşarsan yaşa Sevdiğin kadardır ömrün Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi;
sevdiğin kadar sevilirsin
Sevdiğin kadar sevileceksin Ay ışındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü his ettiğin kadar güçlü Kendini güzel hissettiğin kadar güzel İşte budur hayat, işte budur yaşamak Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün; Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsinBunu da öğren; SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN
Geçenlerde bir sevgi buldum yolda... Aldım onu yerden yavaşça Çatlamıştı her yeri... Tozlanmış... Yıpranmıştı. Ellerimle dokundum yavaşça... Ürkekçe içine çekildi birden Gülümsedim... Sıcak ve içten Üstündeki tozları temizledim dikkatle "Acaba?" dedim kendi kendime... Acaba eski haline getirebilir miyim? Dikkatlice çantama yerleştirdim Artık eve gitmeliydim... Onu görmek dinlemek... Ona dokunmak istedim delicesine... Eve gidip odama kapandığımda Oturdum önce çantamın başına. Açmasam daha mı iyi olur acaba? Ya... Ya daha da kırılırsa... Ona dokunmamı istemezse Ya da sevmezse beni! Hayır yine de görmeliyim. Günlerce... Evet günlerce dinledim Onu Bir gece güldüm Bir gece ağladım yaşadıklarına. Ve... Ondan sonraki her gece sadece ağladım. Üzgünüm sevgi Yaranı kapatamayacağım kadar kırmışlar seni. Üzgünüm sevgi Belki ölüm senin için olacakların en güzeli... Üzgünüm sevgi Parça parça yaşatılamayacak kadar bütünselsin. Ve üzgünüm sevgi... Çünkü sen Ya hep güzelsin doyana dek Ya da bir bilinmeyensin sonsuza dek...
O kadar bekledim ki, geliyorum Ölümümü bekledim, geliyorum Bir ölüyü ve ölünün bütün inceliklerini Bekledim geliyorum.
Ben Ruhi Bey, mutlu olan Ruhi Bey Ölümü gömdüm, geliyorum Bir sonbahar günüydü, geliyorum Güneşler buz gibiydi, geliyorum Ve bütün kötülükler Ölümün armaları gibiydi Size anlatırım, geliyorum.
Hepsini, hepsini gömdüm, geliyorum Havuzun kırık taşlarını - siz bilmezsiniz - Limonluğu ve kırmızı konağı - siz bilmezsiniz - Aynalarda kendini seven Ruhi Beyi - siz bilmezsiniz - Ve bildiğiniz Ruhi Beyi -ya da pek bilmediğiniz - Gömdüm ben, geliyorum.
KORO
İyi biliriz sizi biz, iyi biliriz Nerdesiniz Ruhi Bey.
RUHİ BEY
Gömdüm hepsini, geliyorum Bütün ölülerimi gömdüm, geliyorum.
KORO
Peki ya sonuç, Ruhi Bey, ya sonuç Biz sizi tanımaz mıyız Siz ne yaparsınız bundan sonra, biz ne yaparız Bir bütünün parçalarıyız, bir bütünün parçalarıyız.
RUHİ BEY
Sonuç mu dediniz, ne dediniz, ne dediniz Sonuç hiç gömülür mü, geliyorum Ben yalnız ölülerimi gömdüm, geliyorum.
KORO
Doğrusu anlamıyoruz Ruhi Bey Her insan biraz ölüdür Biz ki bir bütünün parçalarıyız, biliriz Her insan biraz ölüdür.
RUHİ BEY
İnsan yaşıyorken özgürdür Yaklaştım iyice, geliyorum.
KORO
Her insan biraz ölüdür Biz de biraz ölüyüz.
RUHİ BEY
Ölüler ki bir gün gömülür İçimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler İnsan yaşıyorken özgürdür İnsan yaşıyorken özgürdür.
Divan Edebiyatı şairlerinden olan Sümbülzade Vehbi, "rücu" şiirleriyle de ayrı bir ün yapmıştı. Bir gün padişah vehbiyi yanına çağırır ve "Bana öyle bir şiir yaz ki ilk mısrayı okuyunca içimden seni öldğrmek, ikinciyi okuyunca ödüllendirmek gelsin" der ve ortaya şöyle bir şiir çıkar! Azm-ü hamam edelim, sürtüştürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-ü can.. Lal-ı şarab içirem ve ıslatıp geçirem, Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahşan.. *** Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır? Lale ile sümbülü kahkülüne nevcivan.. *** Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam, Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.. *** Salınarak giderken arkandan ben sokam, Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.. *** Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyandan çizmeyi, olasın yola revan.. *** Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç, Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.. *** Eğer arzu edersen ben ağzına vereyim, Yeterki sen kulundan lokum iste her zaman.. *** Herkeze vermektesin, birde bana versene Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.. *** Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin, Esselamun aleyküm ve aleykümüsselam... Azm: Toplantı Zer: Altın Drahsan: Süslü Nevcivan: Genç kişi Dest: Ayak Sahtiyan: Kuzu derisi Nagihan: Aniden Sadumnan: Mutlu, sevinçli
Uzaktan seviyorum seni kokunu alamadan, boynuna sarılamadan yüzüne dokunamadan sadece seviyorum
Öyle uzaktan seviyorum seni elini tutmadan yüreğine dokunmadan gözlerinde dalıp dalıp gitmeden şu üç günlük sevdalara inat serserice değil adam gibi seviyorum
Öyle uzaktan seviyorum seni yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden en çılgın kahkahalarına ortak olmadan en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan
Öyle uzaktan seviyorum seni kırmadan dökmeden parçalamadan üzmeden ağlatmadan uzaktan seviyorum
Öyle uzaktan seviyorum seni; sana söylemek istediğim her kelimeyi dilimde parçalayarak seviyorum damla damla dökülürken kelimelerim masum beyaz bir kağıtta seviyorum
Demek sen böyle salına salına bensiz gidiyorsun ey canımın canı Ey, dostlarının canına can katan, Gül bahçesine böyle bensiz gitme istemem. İstemem, ey gökkubbe, bensiz dönme İstemem, ey ay, bensiz doğma. İstemem, ey yeryüzü, bensiz durma Bensiz geçme, ey zaman, istemem. Sen benimle beraberken Hem bu dünya güzel bana, hem o dünya güzel. İstemem, bensiz kalma bu dünyada sen, O dünyaya bensiz gitme, istemem. İstemem, ey dizgin, bensiz at sürme. İstemem, ey dil, bensiz okuma. İstemem, ey göz, bensiz görme. Bensiz uçup gitme, ey ruh, istemem. Senin aydınlığındır aya ışığını veren geceleyin. Ben bir geceyim, sen bir aysın madem, Gökyüzünde bensiz gitme, istemem. Gül sayesinde yanmaktan kurtulan dikene bak bir. Sen gülsün, bense senin dikeninim madem, Gül bahçesine bensiz gitme, istemem
Çıkar boynundan at o ipi çocuk! Salıncaklar mı yok sana? Kalk hadi o soğuk betondan, Yatacak başka yer mi yok sana? En sevdiklerimi verdim ölüme de; Ben bu yaşımda gitmenin böylesini görmedim. Kırılan bir boyun gibi orta yerinden kırıldığını ömrün… Görmedim Ademoğlunun dalından koparılır gibi koparıldığını…
…ve böylelikle umut etme kabiliyetimizi aldılar elimizden. Ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur bizden aldıkları umut!
Dünya adaletsiz çocuk! Dünya zorba. Elbet eşitleneceğiz o gün kıyamda. Bu kekeme, toz ve duman sözlerimi iyi belle! Bahara kalmaz, gelirim yanına..
Menu Kültür Sanat Edebiyat Şiir ÜYE OL GİRİŞ YAP Anasayfa Şairler Şiirler Nedir Üyeler Hesabım Mesajlar
Şimdi şiir, şair veya kelime ara! Cahit Zarifoğlu Sultan Cahit Zarifoğlu Seçkin bir kimse değilim ismimin baş harfleri acz tutuyor Bağışlamanı dilerimSana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgemeHayat bir boş rüyaymış Geçen ibadetler özürlü Eski günahlar dipdiri Seçkin bir kimse değilim İsmimin baş harflerinde kimliğim Bağışlanmamı dilerimSana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgemeHayat boş geçti Geri kalan korkulu Her adımım dolu olsa İşe yaramaz katında Biliyorum Bağışlanmamı diliyorum
Ey unutuş! kapat artık pencereni, Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni; Çıkmaz artık sular altından o dünya. Bir duman yükselir gibidir kederden Macerası çoktan bitmiş o şeylerden. Amansız gecenle yayıl dört yanıma Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.
Nefret etme, çok seversin. Çok sevme, nefret edersin. "Hz Muhammed (sav)" 😊 Ne farkeder ki kör insan için elmasda bir, camda. Sana bakan bir kör ise sakın kendini camdan sanma... "Hz mevlana" 😊 Göründükleri gibi olmalıdır insanlar. Eğer değillerse; Hiç görünmesinler daha iyi. "William Shakespeare"
Herkes şiir yazmayı sevdiğimi sanırdi. Oysaki ben seni yazmayi severdim sadece İlham perisi diye birşey var mı bilmiyorum ama Resmini aldığımda karşıma akla gelmicek aşk sözleri süzülür du yüreğimden parmak uçlarıma Ve seni kağıda işlerim her bir harfle Bakan herkes şiir görürdü bense seni...
Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil. Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik.. İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim. Ben seni severim sevmesine de İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim.. -Ali Lidar- :)
En güzel günlerimin üç mel'un adamı var: Biri sensin, Biri o, biri ötekisi... Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi... Sana gelince... Ne ben Sezarım, Ne de sen Brütüssün... Ne ben sana kızarım ne de zatın zahmet edip bana küssün.. Artık seninle biz, düşman bile değiliz.. #NazımHikmet
Kirpiklerime bir kara diken de sen ekle, Henüz sokaklarına bile alışamadığım bu kente ver beni, Ve bakışını talan ettiği yerlerimi al, Öyle git, Gidersen git tabii, Yıkılmaz bu şehir. Yalnızca dokunduğum tüm kelebekler ölür, Ellerim üşür, Korkarım yağmur yağarsa, Ellerimi de götür...
Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
Kelimeler albayım kelimeler bazı anlamlara gelmiyor anlamlar albayım anlamlar kelimeleri karşılamıyor bir roman sözü ama Oğuz Atay sız olmaz diye düşündüm
Devler gibi eserler bırakmak için Karıncalar gibi çalışmak lazım.. Necip Fazıl
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(36-45)
+1 yıl
Bu gun gunlerden sonbahar Disarida yine yagmur var Araladigim penceremden gelen ses Yagmurun yapraklara domunusu Hüzünlü bir siir okuyor sanki Gözlerim buğulanıyor yine Odamin camlari gibi
En İyi Cevaplar