"Sanat" diye bir şey yoktur aslında. Yalnızca sanatçılar vardır. Bir zamanlar bu adamlar renkli toprakta bir mağaranın duvarına kabaca bizon resimleri çiziktiriyordu; bugün de bazıları boya satın alıp duvar ya da tahta perdeleri resimliyor ve daha birçok başka şeyler üretiyorlar. Tüm bu etkinlikleri sanat diye tanımlamakta hiçbir sakınca yok, yeter ki bu sözcüğün yer ve zamana göre birbirinden değişik anlamlara gelebileceği unutulmasın ve günümüzde nerdeyse bir korkuluk veya tapınma aracı haline gelen ve büyük S ile başlayan Sanat? ın var olmadığının bilincinde olunulsun. Bir sanatçıya, yapmış olduğu şeyin bir bakıma güzel sayılabileceğini ama "Sanat" olmadığını söyleyerek, onu yıkıma sürükleyebilirsiniz. Aynı biçimde, bir tabloyu güzel bulan herhangi bir kimseye, bu tabloda beğendiği şeyin Sanat değil de başka bir şey olduğunu söyleyerek, kafasını karışıtrabilirsiniz. Doğrusu bir tablo ya da heykelden tat almanın yanlış nedenleri olduğunu düşünemiyorum. Birisinin manzara resmi hoşuna gidebilir, çünkü ona evini anımsatabilir; bir başkası portreyi sevebilir, çünkü ona bir dostunu anımsatabilir. Bunda yanlış olan bir şey yoktur. Bir tablo gördüğümüzde, tepkilerimiz ietkileyebilecek yüzlerce şey gelir hepimizin aklına. Bu anımsamalar, gördüğümüzden tat almamıza katkıda bulunduğu sürece, endişelenmemize gerek yoktur. Ama ne ki, pek önemli olmayan bir anımsama bir önyargıya dönüşür, ne zaman ki dağı konu alan fevkalâde bir tablodan sırf dağcılığı sevmediğimiz için içgüdüsel olarak uzaklaşırz, işte o zaman tadabileceğimiz bir hazzı engelleyen bu karşı oluşun nedenlerini kafamızda araştırmamız gerekir. Çünkü bu durumda bir sanat yapıtından tat almayı önleyen yanlış nedenler var demektir.
Birçokları, gerçek hayatta görmekten hoşlandıkları şeyleri tablolarda da görmekten hoşlanırlar. Elbette çok doğal bir tercihtir bu. Doğadaki güzelliği hepimiz severiz ve bunu yapıtlarında koruyan sanatçılardan daha çok hoşlanırız. Öte yandan, bu sanatçılar da bizimle aynı zevki paylaşırlar s-media-cache-ak0.pinimg.com/.../...9a691c6351.jpg
Büyük Felenemk resssamı Rubens, küçük oğlunun resmini yaparken, oğlunun güzelliğiyle mutlaka övünç duyuyordu ve ona bizim de hayran kalmamızı istiyordu. Ama, hoşa giden ve etkileyici konulara duyulan bu eğilim, eğer bizi, daha az çekici konuları reddetmeye sürüklerse, bu durum, gerçekten önümüzü kapatabilir.
uploads4.wikiart.org/.../...her-1514.jpg!Large.jpg Albrecht Dürer de annesinin resmini, kuşkusuz Rubens'in tombul yavrucağına duyduğu eş bir sevgiyle çizmiştir. Yaşlı kadının ve onun eriyip gitmekte olan yaşamının gerçekçi çizimi bizi belki etkileyip bu resimden uzaklaştırabilir, ama bu ilk hoşnutsuzluk duygusunu yendiğimiz takdirde, resim yeterince katkıda bulunacaktır bize, çünkü Dürer'in bu çizimi, olağanüstü içtenliğiyle görkemli bir yapıttır. İlerde de göreceğimiz gibi, bir tablonun güzelliği, onun konu alıdğı şeyin güzelliğinden gelmez. img03.blogcu.com/.../...ezzetler_1324200724192.jpg İspanyol Murillo'nun resimlerini yapmayı pek sevdiği sokak çocukları, gerçekte bu kadar güzel miydiler, değil miydiler bilemem ama, şu kuşku götürmez ki, Murillo, bu çocukları çok sevimli kılmayı bilmiştir
uploads8.wikiart.org/.../...man-peeling-apples.jpg Öte yandan kimileri Pieter de Hooch'un güzel Felemenk eviçinde yer alan çocuğunu fazla sevimli bulmayabilir, ama bu yine de çekici bir tablodur. Güçlük, güzelilği belirleyen beğeni ve ölçütlerin bunca değişik olmasından ileri gelmektedir. Güzellik için geçerli olan, ifade için de geçerlidir. Nitekim bir tabloyu bize sevdirten veya bizi ondan uzaklaştıran şey, çoğu vakit, bir figürün ifadesidir. Bazılarının, kolayca anlaşılabilen, bu yüzdren de onlarda derin heyecan uyandırabilen bir ifade hoşuna gider. s-media-cache-ak0.pinimg.com/.../...4696ab91ba.jpg XVII.. yüzyılın bir İtalyan ressamı olan Guido Reni, "Çarmıhtaki İsa"nın başını yaptığında, kuşkusuz seyircinin, İsa'nın yüzünde, Çarmıha Gerilişin tüm acısını ve zaferini algılamasını istiyordu. Sonraki yüzyıllarda, birçok kimse, Kurtarıcı'nın bu imgesinde güç ve avuntu bulmuştur.
Bu imgede ifade edilen duygu öylesine güçlü ve açıktır ki, yapıtın kopyalarına yol kenarlarındaki küçük kiliselerde ve "Sanat" hakkında hiçbir şey bilmeyen ücra köy evlerinde bile rastlanabilir. Duyguların böylesine yoğun bir biçimde anlatımının bizi etkilemesine bakarak, içsel anlamına daha az kolaylıkla girilebilen yapıtları ihmal etmemeliyiz. s-media-cache-ak0.pinimg.com/.../...c95f4d601f.jpg isa'nın çarmıhtaki resmini yapan Ortaçağlı İtalyan ressamı da "isa'nın çektikleri" konusunu kuşkusuz aynen Reni'nin içtenliğiyle duyuyordu. Ne var ki, onun duygularını anlayabilmek için, önce onun çizim yöntemlerini kavramak zorundayız. Bu değişik anlatım yollarını kavradıktan sonra, Reni ile karşılaştırıldığında ifadesi daha az belirgin olan yapıtları daha fazla tercih bile edebiliriz.
Bazılarımızın, az konuşan ve az jest yapan ve bazı şeyleri tahminimize bırakan kimselerden daha fazla hoşlanmaları gibi, bazılarımız da hayal gücümüze yer bırakan resim ve heykellerden daha çok hoşlanır. İnsan yüzünün ve jestlerinin betimlenmesinde, sanatçıların, şimdikinden daha az becerikli oldukları "ilkel" dönemlerde, her şeye karşın, seyirciye iletmek istedikleri duyguyu ortaya çıkarabilmek için ne denli çaba sarfettiklerini görmek çoğu zaman çok daha fazla heyecan vericidir. Ne var ki, sanatla yeni ilgilenmeye başlayanlar bu noktada çoğunlukla yeni bir güçlükle karşılaşırlar. Onlar kenid gördüklerini ortaya çıkaran sanatçıya hayran olmak istemektedirler. En çok beğendikleri şey de "gerçek" gibi gözüken yapıtlardır. Buunn önemli bir değerlendirme olduğunu bir an için kabul ediyorum. Görünen dünyayı olduğu gibi resmetmedeki sabır ve yeteneğin kuşkusuz övülmesi gerekir. Geçmişin büyük sanatçıları, en ufak ayrıntının bile özenle saptandığı yapıtlarına çok çaba harcamışlardır.
s-media-cache-ak0.pinimg.com/.../...f5b8173a55.jpg Dürer'in suluboya ile yaptığı tavşan, bu sevgi dolu sabrın en ünlü örneklerinden biridir. s27.postimg.org/.../...van_Rijn_An_Elephant_16.jpg Ama Rembrandt'ın yaptığı bir fil çiziminin, daha az ayrıntıyı gösteriyor diye, daha az iyi olması gerektiğini kim ileri sürebilir ki? Gerçekte rembrandt, karakalem birkaç çizgiyle, filin buruşuk derisini bize duyurabilen bir büyücüdür. "Gerçek" tabloları yeğleyen kimselere hoş gelmeyen şey, yalnızca çizimin kabataslak oluşu değildir. Onlar, doğru çizilmemiş olduklarını düşündükleri yapıtlardan da hoşlanmazlar ve özellikle bu çalışmalar sanatçının daha iyisini bilmesi gerektiği daha modern bir çağa aitse hoşnutsuzlukları daha da fazla olur. Aslında, modern bir sanat üzerine yapılan tartışmalarda, doğanın bunca yakınma yaratan çarpıtılmasının anlaşılmaz bir tarafı yoktur ... diye devam eder!
Dünyada 40 milyondan fazla satılan E. H Gombrich'in Sanatı öyküsü kitabında bunlar yazar. Herkesin okuması için yazarak paylaştım. Kısaca sanat kişiden kişiye, toplumdan topluma farklılık gösterir
Gece gece görsel aramaktan okuyup yazmaktan yoruldum! Benim görüşüme göre sanat eğitimli bir insanın anlayabileceği onda duygu ya da fikir çağrışımı yapan birşey olmalı. Modern sanata karşıyım. Sanatçının kendi eserini açıklmamadığı sürece ne verilen duyguyu ne de ana fikri anlıyorum. Kısacası saçma buluyorum. Sadece sanat resim ya da heykel değil hayatımızın içinde olan mimariden müziğe kadar pek çok dalda var olmak zorundadır. Sanat belirli eğitim seviyesindeki insana hitap eder. Cahil ya da eğitimsiz insanlara açıklama yapmakla uğraşmaz düşüncesini söylüyor ve uyumaya gidiyorum. Güzel konu!
Sanat toplumu kültürel açıdan geliştirmek ileriki nesillere taşıyabilmek içindir. Ayrıca kişinin hayal gücünü ortaya çıkaran devasa öreneklerle de sanatın nedenli önemli olduğunun bir çok örneği vardır :)
Çocukken çok severdim ve izlerdim. Hatta ilk hikayelerimi ve masallarımı ondan ilham alarak yazmıştım. Şu anda da beğendiğim için bir hatıra olarak gördüm.
Kötünün içindeki iyi anlamı. Aslında kötü biri ama dikkatli bakarsan içindeki gizli iyiliği görebilirsin. Fakat onu göremedikleri için herkes şeytan olduğunu söylüyor. Beni ona en çok çeken bu oldu.
Sanatı yapan kendisi için yapar. Toplum için de yapsa , sanat için de yapsa , para için de yapsa sanatçı sanatını kendini tatmin için yapar. Sanat için yapanın kendisi sanat olmuştur , toplum için yapanın kendisi toplum olmuştur , para için yapanın da kendisi para olmuştur. Bunlar egosunu hoşnut eden değerlerdir. Her hâlükarda ego için yapılır😀 ben yapmıyorum ama yapsaydım alacağım haz için yapardım😀😀
Sanat, sanat içindir. Sanat eserlerine herkes aynı bakış açısıyla bakamaz. Birileri ucuz bir tuval üzerine çizilen resme milyonlar ödeyebiliyor. Birçoğu bunu anlamsız buluyor. Birçoğu elde yapılmış otomatik kol saatine milyonlar ödeyebiliyor. Birçoğu gene hakaretler ediyor, sövüyor. O saatin içinde kaç farklı parça bulunuyor? Kaç usta elden geçiyor? İşte bunları gerçek manada o işe merak salmış kişiler anlayabilir. O sanatın içinde olanlar. Sanat, sanatı güzelleştirir. Toplumun her kesimine aynı mesajı gönderemez.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Sanat, anlatmak içindir. Ya ilkel bir dürtüyü direkt uyaracak çarpıcı imgeler, ya da yüksek detaylı ve bilince hitap edecek eserler ortaya konur burada da. Eğer bir eser hem detaysız, hem de uyarıcı nitelikten yoksunsa değersizleşir. Detayda zihinsel süreci izlemek mümkündür ve doğası gereği özgünleşmesi daha kolaydır, ama detaysızda belirgin özgünlük ve klişeden kaçış şarttır. Bunları yerine getirenin, sanatçıdaki hangi duyguyu taşıdığı fark etmez. Sanat, sanatçıdan hedefine ulaşmak içindir.
Sanat sanat içindir fakat sanatı icra etmek için para gereklidir. Bir fotoğrafçı olarak örnek veriyim, bir fotoğraf çekmek için tüm ekipmanlara sahip olsanız bile örneğin moda çekimlerinde kostüm temin etmeniz gerekir ve bu paradır, ya da bir manzara fotoğrafı için en iyi yer ücretle girebiliceğiniz bir tepedir belkide o yüzden sanat para olmadan olmaz
Hiçbirimiz kendimizi kandırmayalım Malesef Sanat artık sanat için yapılmaktan çıkıp Paraya, çıkara dönüştürüldü. Aramızda gercekten bu işi sanat için yapan insanlar var onlara hak veriyorum ama malesef durum bu :(
En İyi Cevaplar