Yazan , yöneten ve yapımcı George Miller. 2015 yapımı Çok beğendim. Fantastik ve bilim kurgu tarz filmlerden hoşlanmam ama bu filmi zevkle izledim.
Silahların , savaşların gezegeni çöle döndürmesinden büyük bir haz aldım Doğa yok olmuş insanlar yeşile ve suya aç kalmışlar;) Garip bir şekilde mutlu oldum. İnsanlar bunu hakketti çünkü
Sus pus sesini çıkarmaktan aciz zavallı yaratıklar olmuş insanlar. Bide diktatörleri vardı. Mükemmel Joe
Fakat esas ilgimi çeken şey dini inanışlarda şekil değiştirmişti;)
Aslında bu seride çekilmiş 4. filmdir bu. George Miller Happy Feet ve bir iki film daha çekmiştir ama kafası bu Mad Max serisinde kalmış, o yüzden fazla yönetmenlik yapmamış bir adamdır.
Normalde sıradan bir aksiyon filmi sayılabilecek, post-apocolyptic ortamın minimum olduğu bir filmle başlamış, 2. film olan Road Warrior'da türe yepyeni bir kimlik kazandırmış ve zibilyon tanesi çekilmiş post apocolyptic türünü tanımlamıştır.
Soruda bahsi geçen Fury Road ise safi aksiyon olarak çekilmiş en iyi filmlerin başında gelir. Sinemada izlemediğime en çok üzüldüğüm filmdir.
Yönetmen 80'lerde çekmek isteyip de o zamanlar şartlar el vermediği için çekemediği ne kadar aksiyon sekansı varsa filme doldurmuş. Fırtına sahnesi falan da dahil bunlara.
Aslında İngilizce'yi sağlam bilenler, flimde dilin de çeşitli değişimler geçirdiğini falan farkederler, benzine 'Gasoline yerine gazoline' denmesi gibi.
Immortal Joe yerine Immortant Joe denmesi gibi vesaire.
Din konusunda da şaşılacak birşey yok, din toplumları idare etme aracıdır her zaman, ona göre şekillenir, Immortant Joe da etrafındaki genetik hastalıklı gençleri İskandinav Mitolojisi'nin deforme olmuş cahilce bir versiyonuyla kandırıyordu.
Odin'in salonu otobanlarla dolu bir yer olmuştu atıyorum, parlak ve krom rengi olarak içinde gezilecekti vesaire.
Filmin hikayesinde Max değil Furiosa vardı merkezde, Max daha çok 'Nerden düştüm mk bu curcunaya' kafasında kendini urtarırken zararsız, çaresiz gördüğü bir grup kadına tüm filmlerdeki zoraki iyilik severliğiyle yardım ediyordu.
Film zaten son dönemin feminist akımını da taşıyordu üstünde. Bir grup kadının erkeklerin yarattığı Dünya'ya baş kaldırışı teması vardı.
Max'in kafasının gidip gelişi, arada ilk filmde öldürdüğü çete reisinin gözlerini falan görüşü, ilk filmde Dünya'nın içine düştüğü kaos ve yağmacılık durumunun artık zıvanadan çıkmış hale gelmesi falan iyiydi.
Tom Hardy bu rolü uzunca bir süre götürür bu arada, normalde Mel Gibson oynuyordu.
O konuda pek katılamayacağım. Bir grup erkeğin kurduğu yeşilliği insanlara sundular, ama Joe olmasa o ortamda o ormanlar olur muydu, o su bulunup çıkarılır mıydı o da tartışılır.
Kadınların elindeki yeşil alanın amanla nasıl kuruduğunu ama Joe'nun nizamının nasıl sapasağlam durduğunu da görmüş olman lazımdı.
Onu kuran da erkeklerdi. Kadınlar her zamanki gibi filmi 'erkekler kötü yeaaa' diye algılıyor.
Topluluk onu parçalamadı, zaten filmin olayı oydu, topluluk Joe'dan gayet memundu, o iki gıdım sudan bile minnettardılar. Hatta Joe 'Suya fazla alışmayın, sizi ele geçirir, birbirinize düşürür' gibi söylemlerle onları da kekliyordu.
Furiosa kendi parçaladı, ki o da dışarıdan, ögürlüğün ne olduğunu bilen biri olarak gelmişti.
Ki bir taraf normal, öbürü anormal gibi bir durum yoktu, o düzenin sonunda işleyeceğinin garantisi de yok.
Max filmin başında ne diyordu? 'Kimin daha deli olduğunu kestirmekte zorlanıyordum, ben mi, yoksa benim dışımdaki herkes mi' diye.
Ortam psikopatçaydı. Joe bunun doğal bir sonucuydu. Değişim ve devinim durmadığından, Joe'nun düzeni de kendisine karşı koyan birilerini ortaya çıkarmıştı, aynsı Furiosa ve ekibi için de geçerli.
En sonda Max'in niye bırakıp güzel ortamı gittiğini anlamamış olabilirsin, karısı falan öldükten sonra kendini yollara vurmuştur o manyak, normal bir kafası yoktur ondan bu arada.
İzledim. Ama aynı duygulara kapılmadım. Daha çok bu tarz filmler beni hep hüzünlendirir. İnsanoğlu büyük ihtimalle hak ediyor ama hak etmeyenler de var..
İlk filmin tek özelliği Max'in niye kendi halindeyollarda takılan ve mecbur kalmadıkça insanlarla muhattap olmayan bir herif olduğunu açıklamak dışında birşey yapmıyor hakkaten.
bir de eski filmlerde çok ağır Avusturalya aksanı var.
İnsan biraz 'ulan bunu Dünya izleyecek' der ama. Bu Avusturalya sineması sırf bu aksan yüzünden gelişmedi. Restraint diye 2008 yapımı bir filmlerini izlemiştim Amerikanlar o bütçeyle öyle bir gerilim filmini zikseler çekemez.
Ama işte millet aksandan ne dendiğini zor anlıyor.
Arnold'un filmlerinde bir Arnold'un hayvanat aksanı var. Arnold'u konuşurken kim dinliyordu ki? Millet 'Biri karısına, kızına yavşasa da tekme tokat dalsa' diye izliyordu mk.
Zamanın iyilerindendi. Kurgu güzeldi. Oyunculuk desen oldukça iyiydi. Ancak günümüzde film çıtaları oldukça yükseldiği için günümüzde pek anılmayan bir film.