Dün bitirdiğim Cengiz Aytmatov'un Toprak Ana kitabından sonra yazara karşı olan düşüncelerim tamamen değişti. Önceleri okuduğum kitabından sonra takdir ettiğim "Türk geleneklerini yaşatıyor" dediğim yazar; arka planda alttan alta Türk halkını kötülüyor, Sovyet propagandası yapıyor gibi geldi. Örneğin Gün Olur Asra Bedel kitabında evli olan ana karakterin komşusunun karısına göz dikmesi ve yazarın burada kadının güzelliğini (vücut hatlarını) betimlemesi; bir başka kitabı olan Toprak Ana kitabında ise hikâye çok daha güzel bir şekilde bitirilebilecekken ana karakterin savaşta kocası ölmüş olan gelinin evli bir adamdan hamile kalması ve kitapta sıklıkla yapılan "Zafer ve Komünizm" vurgusu, kitap yayınlandıktan seneler sonra da Cengiz Aytmatov'un SSCB lideri danışmanlığına yükselmesi bende yazarın arka planda kariyeri için Orta Asya halklarına yönelik çok farklı uygunsuz imalarda bulunduğu düşüncesi yarattı. Siz ne düşünüyorsunuz?






Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
3Cevap
Hiç okumadım.
Aytmatov o dönemin ağır Sovyet sansürü altında yazıyordu eserlerini bastırabilmek için rejim söylemlerini araya serpiştirmek zorundaydı. Ama buna rağmen mankurt kavramıyla Sovyetlerin kimlik silme politikasına en büyük eleştiriyi yine o getirdi. Karakterlerin kusursuz olmaması da onları propagandadaki melek tiplemeler yerine zaafları olan gerçek insan yapıyor. Bence halkını kötülemekten ziyade, insan doğasını ve yaşadığı dönemin baskıcı gerçekliğini yansıtmış.
Mankurt kavramı evet bir eleştiri ama baskı bile olsa her paragrafta "birlik olup halkımız için kazandık" demeye sovyet propagandası yapmaya gerek var mı ya da her gerçek insan tiplemesini bir ahlaksızlık ile mi yapmak zorunda? Evet tek bir kitabını okuduğunuzda bir eleştiri var gibi görünüyor ama yazarın tüm kitaplarını okuduğunuzda sanki Orta Asya Türklerinde bu tür ahlaksızlar sıradanmış gibi bir algı çıkıyor. Her kitapta yapılan komünizm vurgusundan bahsetmiyorum bile.
Haklı olduğun noktalar var, rejim söylemleri bazen göze batıyor ama bunu bilinçli bir Türk halkını kötüleme çabası olarak görmüyorum. Yazar insanı tüm sevgisiyle ve zaaflarıyla olduğu gibi ele alıyor. Dönemin ağır siyasi şartları ve sansürü düşünüldüğünde, o şartlar altında yazılabilecek en cesur eserleri verdiği kanaatindeyim hala. Yine de farklı bir perspektiften bakışın güzel.
İnsanın tüm yönleri içinde sadece ahlaksızlık yok ki bundan bahsediyorum. Yazarın hemen her kitabında gayri meşru hamile kalan bir kadın karakter var. Yazarın bütün kitaplarını kronolojiye göre okuyup üstüne yazarın hayat hikayesine bakıp SSCB lideri danışmanı olduğunu görünce adeta parçalar birleşti bende. Tek tek baktığımızda masum görünen bu adam bence genel olarak Ruslar için çalışıyor.
Aytmatov’un hayatına biraz bakmak lazım. Babası Törekul, Türk milliyetçisi olduğu gerekçesiyle Stalin döneminde kurşuna dizildi. Adam babasının katillerine hizmet edecek kadar sığ biri değil. SSCB nin son döneminde Gorbaçov’a danışmanlık yapması da rejim adamı olmasından değil, Gorbaçov'un reform sürecinde Asya halklarını temsil edecek saygın bir figür aramasındandı. Kurgudaki trajik kadın karakterleri Rus ajanı olmaya bağlamak bana çok aşırı bir yorumlama geldi.
Aytmatov çok akıllı bir adam ama asla babasının yolundan gitmiyor, hümanizmi benimsiyor yani asla Türkçü bir kimliğe sahip değil. Düpedüz Rus ajanı demesek bile kendi kariyeri için Rus taraftarlığı yaptığını düşünüyorum. Zira Gorbaçov reform bile yapsa Kendi halkının bağımsızlığını isteyen birisini devlet adamı yapmazdı.
Bir yazarın Türkçü sloganlar atmaması onu Rus taraftarı yapmaz. Aytmatov romanlarında rejim baskısını ve insan ruhundaki tahribatı yazdı, propaganda broşürü değil edebiyat yaptı. Mankurtlaşmayı dünya literatürüne sokan adama sistemin adamı demek eserlerini hiç anlamamaktır.
Türkçü slogan atmaması yapmaz ama Komünizm övmesi yapar. Rejim baskısını belirttiği tek kitabını Rusya dağıldıktan sonra yayınladı ki bu beni haklı çıkarıyor. Sistemin adamı olması bir ihtimal, kesin olan ise kendi kariyerini için Rus taraftarlığı yapması.
Gün Olur Asra Bedel romanı 1980'de, yani SSCB henüz dağılmadan ve sansör tavan yapmışken basıldı. Mankurt efsanesi de doğrudan bu kitapta. Rusya dağılmadan önce rejimin asimilasyon politikasını dünyada en sert şekilde eleştiren kitap odur. Bilgi yanlışın var yani.
Sistemi eleştiren tek kitap CengizHan'a küsen Bulut 1991'de SSCB dağıldıktan sonra yayınlanmıştır bilgi yanlışı yok. Gün olur Asra Bedel ise sistemi eleştirmez tam aksine ana karakter Yedigey'in işçi şarkıları söylediği birçok sahne vardır kitapta. Sadece mankurt söylemi ile bunca kanıtı boşa çıkaramayız.
Yedigey’in işçi şarkısı söylemesi rejim sevgisi değil, halk insanı olmasından. Gün Olur Asra Bedel’deki uzay üssü, geleneklerin yok edilişi ve cenaze defnedilemeyen ana vatan simgesi doğrudan rejime en ağır eleştiridir. Edebiyatı yüzeysel işçi şarkısı üzerinden okursan koca romanı kaçırırsın.
Kırmızı yıldızlı bayraklarla şarkı söylemesi mi halk insanı olmasından? Söylediğin şeyler bana göre eleştiri değil bu kadar ince şeylerde eleştiri aramak kılı kırk yarmaktan farksız. Ne hikmetse yazardan aynı ayrıntıları her romana gayrımeşru hamile kadın ekleyip orta asya halklarını ahlaksız gösterirken göremiyoruz. Hadi diyelim ki bu kitap eleştiri, diğer kitaplar ne peki? Toprak Ana kitabında ana karakter SSCB'yi temsil ederken doğan ve büyüyen çocuk savaştan sonra yeniden güçlenen devleti simgeliyor. Ben yazara genel olarak bakmaktan bahsediyorum.
Kırmızı yıldız bayrak o dönemin günlük hayatının gerçekliğiydi, yazar dönemin atmosferini yazmış. Trajik kadın karakterler ise toplumun kanayan yaralarını göstermek için. Aytmatov halkı ahlaksız göstermiyor, savaşın ve rejim baskısının ezdiği insanı anlatıyor. Gerçekçi edebiyatla propagandayı karıştırıyorsun.
Kırmızı bayrak gerçeklik değildi Basmacı harekatı diye bir şey var nihayetinde. Gerçeklik yapmak ana karakterin işçi toplantısına girip rejim yanlısı şarkı söyleyip bayrak sallamak değildi hiçbir zaman. Trajik karakter konusunda Toprak ana kitabını okursanız dediğimi anlayacaksınız. Toplum zaten kanıyor bunu güzel anlatmış eyvallah orada ne gereği var bu karakteri eklemenin? Gün olur asra bedel kitabı aynı şekilde birçok örneği varken onlara komşu olarak yardımcı olabilecekken neden komşusunun karısına göz dikiyor ana karakter? Göstere göstere bu şekilde alakasız çıkışlar yapılırsa ben buna gerçekçilik demem art niyet ararım.
Basmacı Hareketi 1920'lerdeydi Aytmatov’un yazdığı dönem ise II. Dünya Savaşı ve sonrası. O dönemde SSCB’de yaşayan sıradan bir işçinin veya köylünün hayatında kırmızı bayrak da vardı, işçi toplantısı da. Aytmatov hayal dünyasını değil, yaşadığı sosyolojik gerçekliği yazdı. Karakterleri de süper kahraman değil, zaafları olan gerçek insanlardı. Edebiyatta insani zaafları art niyet diye etiketlersen ortada dünya edebiyatı kalmaz.
Basmacı harekatı Stalin katliamlarına kadar devam etti hatta milyonlarca Ahal teke atı bile öldürüldü bu dünyanın ilk ve tek hayvan soykırımıdır. Hiçbir işçi bile isteye komünizm övmedi bundan bahsediyorum. Sosyolojik gerçek budur köylünün şehre gidip eline bayrak alıp güle oynaya şarkı söylemesi değildir. Zaaf kısmına gelirsek evet her zaaf art niyet değildir mesela aynı kitapta hırsızlıktan bahsediliyor bu bir zaaftır ve art niyet değildir ama bütün kitap kocasını sevdiği söylenen bir kadının kitabın son iki sayfasında başka evli bir adamdan hamile kalması zaaf falan değildir düpedüz art niyettir.
Tarihi baştan yazıyorsun şu an. Basmacı Hareketi 1930'larda tamamen bastırıldı, "Ahal Teke atı soykırımı" diye uydurma bir terimle tarih argümanı kurulmaz. Ayrıca edebiyat ahlak bekçiliği yeri değildir. Savaşın, sefaletin ve rejimin kıskacındaki insanın yaşadığı trajediyi ve çaresizliği art niyet diye etiketlemek edebiyat okurluğu değildir.
1920'ler diyordun 30'lara çıktın sen mi uyduruyorsun yoksa ben mi iyi düşün?
Türkmenistan'da bugün o atların ticareti bile yasak hanımefendi hayal dünyasından çık.
Basmacı Hareketi 1918'de başladı, 1930'larda bitti tarih bir süreçtir, tek bir gün değil. Aytmatov’un romanlarındaki edebiyatı savunacak argümanın kalmayınca konuyu Türkmenistan’daki at ticaretine kadar getirmen komik. Edebiyat tartışmasından kaçmasan daha iyi, konumuz Aytmatov’du.
Kaçtığım yok sen savunamayınca saçma falan demeye başladın. Söylediğim şey basit oradaki Türkler hiçbir zaman Sovyet baskısını kabullenmedi ve çok zulüm gördüler isyanda kullandıkları atları bile bir daha isyan edemesinler diye öldürüldü yani gerçekçilik falan yoktu bundan bahsediyorum. Aytmatov Rütbe kazanmak için sovyet propagandası yaptı ve amacına ulaştı bütün mevzu bu.
Türkler Sovyet baskısını kabullenmedi diye Aytmatov da o baskıyı ve direnişi anlatmak için edebiyat yaptı zaten. Rejim propagandası dediğin adam, babasını Stalin kurşuna dizdiği halde Sovyet asimilasyonuna karşı Mankurtlaşma uyarısı yapan adamdır. Sen tarihi de romanı da kendi kafandaki ezberlerle okuyorsun
Adamın bir sürü kitabı içinde tutunduğun tek şey mankurtlaşma. Bende şunu soruyorum o halde neden bütün kitaplarında komünizm propagandası yaptı bu adam? Özellikle Toprak Ana kitabı zafer sloganından geçilmiyor. Direnişi anlatacak olan adam Namık Kemal gibi, Ziya Gökalp gibi yazar gidip eleştirdiği adamların memuriyetini kabul etmez.
Sovyet rejiminde açık muhalefet yapabilen tek bir canlı yazar gösteremezsin, çünkü hepsi öldürüldü. Aytmatov tam da bu yüzden rejimin dilini araç olarak kullanıp alt metinde kimlik bilincini işledi. Osmanlı dönemi yazarlarıyla Stalin rejimindeki yazarı aynı kefeye koyman saçma
Öncelikle saçma değil Abdülhamid'in sürgün ettiği adamların listesini yazsak karakter sayısı yetmez. Rejimin dilini araç olarak kullanabilirsin peki bir kitabının ufak bir kısmında yalandan rejimi övebilirsin ama her kitabında paragraflar dolusu yazarak zafer bizim halkımız için omuz omuza diyerek slogan atarsan bu rejim propagandasına girer. Açıktan açığa düşmanlık elbette yapamaz ama göstere göstere slogan atmasına da gerek yok.
Abdülhamid’in sürgünüyle Stalin’in kurşuna dizme ve Gulag katliamlarını bir tutman ne kadar tarihi alakasızlık. Sürgündeki adam yaşıyordu, Sovyetlerde muhalif olan kurşuna diziliyordu. Sansör kurulundan geçip basılabilsin diye yazılan zorunlu ajitasyon cümlelerini koca romanın ana teması sanmak da tam bir yüzeysellik.
Sürgündeki adam yaşıyor demen cahilliğin zirvesi resmen. Adam yaşıyor diye sürgünü masum mu gösterelim onca kişi sürgün şartlarında can vermişken. Ayrıca stalin herkesi öldürmemiştir binlerce kişi doğuya sürülmüştür bu da bilgi olsun. Ben de diyorum ki zorunlu ajitasyon cümlesi birkaç tane olur kitabın temasını kaplamaz.
Stalin herkesi öldürmemiştir diyerek Stalin aklamaya başladın ya, inanılmaz. Aytmatov’un babası Törekul Aytmatov tam da Stalin emriyle kurşuna dizildi, 138 Kırgız aydınıyla birlikte toplu mezara gömüldü. Babasını katleden rejimde kitap bastırabilmek ve halkının kimliğini korumak için sansör kurallarına uymayı propaganda sanmak da roman okumayı hiç anlamadığını gösteriyor.
Senin mantığına göre Stalin'i aklamamız gerek ondan bahsediyorum. Sansür kuralı ile propaganda ayrımını yapabiliyorum merak etme. Kitapları okumamışsın belli ki.
O kadar yazdım mesaj niye gitmemiş
Sinirlendim şu an
Gün Olur Asra Bedeldeki Nayman Ana’yı, Mankurtlaşan Juanjuanları, Beyaz Gemi’deki çocuğun çaresizliğini, Cemile’deki insani trajediyi okuyan biri Aytmatov’a propaganda yazarı demez kitapları okumamışsın deyip kaçmak kolay. Asıl sen romanları sadece yüzeysel kelimeler üzerinden okuyup alt metindeki kimlik direnişini hiç anlamamışsın
Tek tek okundukları zaman öyle algılanıyor ama hepsini birleştirip yazarın hayatı ile yan yana koyduğunuzda diyorsunuz ki bu adam sovyet yanlısı ve amacına ulaşmış.
Bütün eserleri birleştirince çıkan şey Sovyet sevdası değil, rejim baskısı altında hafızasını kaybetmemeye çalışan bir halkın feryadıdır. Sende ne somut bir edebiyat analizi var ne de tarihsel bir kanıt sırf kendi fikrini dayatmak için hepsini birleştirince öyle oluyor gibi abartı genellemelere sığınıyorsun.
O halk mücadelesini yeri geldi silahla yeri geldi anlatılarıyla verdi. Aytmatov'un anlattığı gibi işçi partilerinde kızıl bayrak sallayıp şarkılar söyleyerek değil. Kendi fikrimi dayatmak gibi bir amacım yok aklı olan bunu düşünür zaten. Adamın yazdıkları da ortada geldiği mevkiler de.
Aytmatov halkın silahlı mücadelesini değil, o rejim altında yaşamak zorunda kalan milyonlarca insanın sosyolojik ve psikolojik gerçekliğini yazdı. Zaten edebiyat romantik hayaller kurmak değil, hayatın çıplak gerçeğini anlatmaktır. Geldiği mevkiler sayesindedir ki eserlerini dünyaya duyurup Mankurt kavramını literatüre sokabildi. Aklı olan böyle düşünür deyip kendi fikrini dayatmaya çalışman da komik oluyor.
Her seferinde benim söylediğim yere geliyorsun ama inatla kabul etmiyorsun. Aytmatov o mevkileri havadan almadı yazdıkları sebebiyle aldı. 30 yorum yazdık tek tutunduğun mankurt hala başka bir şey yok savunabileceğin.
Senin dediğine falan geldiğim yok Aytmatov mevki aldıysa bunu rejime yaranarak değil, dünya çapında bir edebi deha olduğu için aldı. Sadece Mankurt değil Beyaz Gemi’de rejim yozlaşmasını, Toprak Ana’da savaşın halkta açtığı yarayı, Dişi Kurdun Rüyaları’nda doğa ve ahlak katliamını yazdı. Saydığım koca bir külliyatı tek kelimeye indirgeyip benim dediğime geldin diyorsun
Aytmatov rejim düşmanı olsaydı o mevkileri alabilecek miydi? Sen cevapla bunu
Tolstoy, Dostoyevski veya Çehov Çarlık rejimi yıkılsın diye bombalı eylem mi yaptı da devleşti? Sanatçı rejimin aparatı olmadan da sistem içinde halkının sesini duyurur.
Güldüm sadece yorum yapmayacağım 😄
Argümanın kalmadı çünkü ama bende güldüm😌
Argümanım hala ortada ama kabullenmiyorsun
Stalin herkesi öldürmedi demene mi yoksa babası katledilen adama propagancı demeni mi kabulleneyim?
İkisi de kabul edilebilir şeyler.
Edilemez.
Her ikisinin de kanıtları var.
Kanıt dediğin şey rejim broşürü değil, tarihsel belgedir.
Kimse kimseyi ikna edemeyecek bu çok net. Ben yorumlar için teşekkür ediyorum konuyu kapatalım.
Toprak anayı okudum evet kitapta oyle bir yasanmiik var sadece kirgiz kültürünü anlatıyor demek eksik olur cunku cengiz aymatov sosyete edebiyatinin gerceginde büyüdü o dönemde sanatçılara yazarlara baski vaemis Ve açıkçası babasının Stalin tarafından öldürülmüş olması, Aytmatov'un eserlerini okurken özellikle dikkate alınması gereken büyük bir çelişki ayrica bildigim kadarıyla uzun süre bunun sonucuyla yaşadı
Ben sadece toprak ana isimli eserini okudum. Lisedeyken okumuştum etkilendiğim bir kitaptı.
sadece beyaz gemiyi okumuştum
Yorumlardaki iki zıt görüşleri okuyorum 2 saattir aşırı sardı ahahahzhzh
Beyaz gemi güzeldi
Hiç okumadim