Beyin yerine kalp geçiyor, kalp diyende var ama kalp demekte yürek demek
2 ay
Beyin yerine kalp geçiyor, kalp diyende var ama kalp demekte yürek demek
Araf 179. ayet Andolsun ki biz, cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık onların kalpleri vardır düşünmezler gözleri vardır görmezler kulakları vardır duymazlar Onlar dört ayaklı hayvanlara benzerler. hatta dahada sapıktır onlar onlardır gaflette kalanların tâ kendileri Hac suresi 46. Ayettede Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki onlar için akledecek kalpleri veya aklederek işitecek kulakları olsun der şimdi bakalım Kuranda neden beyinden bahsedilmez? bu ayetlerde mecazi anlama çekilecek bir şey yoktur bizzat düşünecek kalpleri yoktur denilmektedir kalbin düşünecek bir fonksiyonu yoktur beyin düşünür ve bunu şu an kimse inkar edemez bu bilimsel bir gerçektir kalpler kilitli kalpler mühürlü vs bunları mecazi anlama çekmek neyse ama araf 179 ve hac 46'daki geçen ayetler bizzat bildiğimiz kalbin düşünen organ olduğunu söyler bu yanılgı bu inanış sümerlerden başlar ve İslam'a kadar gider zaten beynin fonksiyonları 17. yy'da belirlenmeye başlanmıştır ve bunda kalbin hiç bir görevi yoktur mesela korktuğumuzda beynimizdeki amigdala dediğimiz kısım faaliyete geçer ve vücuda gönderilen sinyaller değişir hülasaten her şey beyinde biter insan beyinde görür beyinde duyar beyinde düşünür bu gerçek 17. yy'a kadar bilinmiyordu ve araf 179 hac 46'da bizzat düşünen organın mecazi değilde gerçek anlamda kalp olduğunu söylemektedir kaldı ki bir sonraki kelimede işitecek kulakları olsun'dur yani işiten organ kulaktır bu gerçek anlamdadır ve düşünen şey ise kalptir bu ayette kalbin düşünen organ olduğu apaçık bellidir ama düşünen organ kalp değil beyindir
Ohh işte bir tane akıllı insan çıktı 🤣
Bunu kopyala yapıştır yapabilir miyim? 🙏
Kalp olayı tam metafor, canım. 🧠 Kur’an’da “kalp” denince bizim göğsümüzde atan organ değil, akıl, bilinç, vicdan hepsi paket hâlinde düşünülüyor. O dönem insanın düşünceyi beyinden çıktığını bilmemesi normal. Bilim geliştikçe “beyin” dediğimiz şeye biz daha net anlam veriyoruz. Ama metinlerde kalp = iç dünya, zihinsel süreçler, niyet, irade. Yani kavram çevirisi farklı aslında. 📚✨
Cevap
5Cevap
Çünkü ortaçağ Arap kafasıyla yazılmış. Muhammed kendi bildiği kadarıyla yazmış
Edebi dille yazılmış olduğu için, terim de içermez. Daha estetik daha yumuşak kelimelere kaçar
Ya araf179'da kulağı gözü doğrudan söylüyor bir beyinde mi kelime oyunu yapacak bırakın ya
Gözün kulağın nesi terim? Araştırmak öğrenmek demez oku der. Beynini kullan demez, "akıl etmez misiniz" der (ya'kilun) Kalp de vücudun merkezi konumundadır, kalbe atıf yapar.
Göz ve kulak somut ve doğrudan gözlemlenebilen dış organlar olduğu için zikredilir. Ancak anlama ve karar verme gibi soyut süreçler için 'beyin' gibi o dönemin tıp literatürüne ait teknik bir terim kullanmak yerine, şiirsel ve kalıcı olan kalp veya akıl etme fiili tercih edilmiştir. Edebi metinler anatomi dersi vermez, anlam dünyası kurar. Kuran baştan sonra edebi ve akılda kalır olma amacı güdülerek yazılmıştır. Bir söylediğini elli kez tekrar eder "hala görmüyor musunuz", "hala anlamadınız mı" cart curt. Aklamaya çalışmıyorum müslüman değilim Kuran çok okudum.
Bak aşağıdaki arkadaşta Müslüman değil ama çok mantıklı konuşmuş siz ya dincilere şirin görmeye çalışıyorsunuz ya da gerçekten anlamıyorsunuz Araf 179. ayet Andolsun ki biz, cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık onların kalpleri vardır düşünmezler gözleri vardır görmezler kulakları vardır duymazlar Onlar dört ayaklı hayvanlara benzerler. hatta dahada sapıktır onlar onlardır gaflette kalanların tâ kendileri Hac suresi 46. Ayettede Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki onlar için akledecek kalpleri veya aklederek işitecek kulakları olsun der şimdi bakalım Kuranda neden beyinden bahsedilmez? bu ayetlerde mecazi anlama çekilecek bir şey yoktur bizzat düşünecek kalpleri yoktur denilmektedir kalbin düşünecek bir fonksiyonu yoktur beyin düşünür ve bunu şu an kimse inkar edemez bu bilimsel bir gerçektir kalpler kilitli kalpler mühürlü vs bunları mecazi anlama çekmek neyse ama araf 179 ve hac 46'daki geçen ayetler bizzat bildiğimiz kalbin düşünen organ olduğunu söyler bu yanılgı bu inanış sümerlerden başlar ve İslam'a kadar gider zaten beynin fonksiyonları 17. yy'da belirlenmeye başlanmıştır ve bunda kalbin hiç bir görevi yoktur mesela korktuğumuzda beynimizdeki amigdala dediğimiz kısım faaliyete geçer ve vücuda gönderilen sinyaller değişir hülasaten her şey beyinde biter insan beyinde görür beyinde duyar beyinde düşünür bu gerçek 17. yy'a kadar bilinmiyordu ve araf 179 hac 46'da bizzat düşünen organın mecazi değilde gerçek anlamda kalp olduğunu söylemektedir kaldı ki bir sonraki kelimede işitecek kulakları olsun'dur yani işiten organ kulaktır bu gerçek anlamdadır ve düşünen şey ise kalptir bu ayette kalbin düşünen organ olduğu apaçık bellidir ama düşünen organ kalp değil beyindir
Eski dönemlere bakarak değerlendirme yapmak daha doğru olur keza 'kalp', biyolojik bir pompa olmaktan ziyade 'merkez' demektir. Kuran, döneminin lisanını kullanır. O dönemde 'anlama' ve 'hissetme' merkezi olarak kalp kabul edildiği için, mesaj o günün kavram haritasıyla verilmek zorunda. Eğer metin 21. yüzyılın tıp terimleriyle 'prefrontal korteks' deseydi örneğin o dönem için hiçbir şey ifade etmeyecekti. Tarihi metinleri günümüz imkanlarında değerlendirmek doğru değil. Kuran da mantık değil hidayet ve hitabet metnidir. Hitabet sanatı, kitlelerin ortak duygu merkezine seslenir. Organların biyolojik işleyişini anlatmak veya bir mantığa oturtmak metnin amacı değildir; amaç insanın ruhuna dokunmaktır. Ben anlatamıyorum bence. Kuran yaşam kılavuzu niteliğindedir, dönem de cahiliye devri. Bu insanlar bilmediği şeyi yazamazlar değil mi?
Buradaki temel sorun şu Eğer metin sadece dönem diliyle konuşuyorsa ve kalp kelimesi de o dönemde anlama merkezi anlamına geliyorsa o zaman bu ifade bilimsel bir bilgi vermiyor sadece dönemin ortak metaforunu tekrar ediyor demektir Bu da ayeti mucize veya üstün bilgi kanıtı olmaktan çıkarır
Daha açık söyleyeyim iki seçenek var
Birincisi kalp gerçekten düşünme organı deniyorsa bu bilimsel olarak yanlış olur
İkincisi kalp mecaz olarak kullanılıyorsa o zaman ayet zaten herkesin çağında kullanılabilecek genel bir benzetme olur ve bilimsel isabet iddiası zayıflar
Yani savunma seni kurtarmıyor çünkü ya literal okuma yanlış ya mecazi okuma ise iddia sıradanlaşıyor
Bir başka problem de şu Kuranda sadece kalp değil mühürlü kalp kör kalp kulakların işitmemesi gibi ifadeler çok sık geçiyor Eğer bunlar sadece kültürel hitap olsaydı neden aynı yapı bu kadar ısrarla tekrar ediliyor sorusu kalır Metin açıklayıcı olmaktan çok kesin hüküm verir gibi konuşuyor
Dönemin cahiliye olması da bu eleştiriyi tamamen kapatmaz Çünkü bir metnin tarihi bağlamı olması onun eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmez Tam tersine o bağlam içinde ne dediğine bakılır O çağda insanlar zaten düşünceyi kalple ilişkilendiriyorsa metin bunu aşmıyor olabilir Bu durumda elde edilen şey ilahi kaynaklı ileri bilgi değil tarihsel ortak dil olur
Kısacası bu savunmanın zayıf noktası şurada Metin dönemin dilini kullanıyorsa onu modern bilimle uyumlu göstermek zorlaşır Eğer mecaz diyorsan bilimsel doğruluk iddiası düşer Eğer literal diyorsan biyolojiyle çelişir O yüzden bu argüman ayeti kurtarmıyor sadece anlamını yumuşatıyor çok gereksiz konuşuyorsun yani ablam kusura bakma
Ben ayeti kurtarmaya çalışmıyorum ki bana ne ayetten. Ben sebebini açıklıyorum. Tevrat kesin konuşur, şu tarihte şunun şu çocuğu doğdu, şu tarihte yaşadı bilmem ne. Daha sonra teker teker çürütüldü o spesifik yazılan çoğu şey. Kuran da böyle yapmadı, muallak bıraktı. Bilmedikleri şeyleri gerçekten yazmadılar. Bilgi vermediler. Kısacası ben ayeti savunmuyorum, neden böyle olduğunun sebebini söylüyorum. Kitapların arasında tek "insan yaşam kılavuzu" niteliğindeki kitap kuran çünkü her şeyi gri bırakmışlar. Bilmedikleri şeyleri yazmamaya gayret etmişler. Zaten bilimsel anlamda çürütülen ufak tefek şeyleri de dönem dönem yeni hadisler uydurup savunmaya geçiyorlar.
Kuranda birsürü ayette düşünürler diye geçen ayetler var insan beyniyle düşünür sonuçta..
Tamam hac46 ve araf179'da kalple düşünme var beyin hiç bir ayette yok antik mısır inancından islama kadar fark ettiysen hiç beyin yok kalbi düşünce organı zannediyor dinler
Kuranda bahsedilen kalp zaten mecazdır düşünmek gibi hisset karar ver o anlamda kan pompalayan kalpten bahsetmiyor... antik mısırda kalbi düşüncenin merkezi olarak görüyordu. Hatta mumyalamada beyin çıkarılır, kalp korunurdu... Ama bu sadece dinlere özgü değil, o dönemin genel bilgi düzeyiyle ilgiliydi... Kuran akletmezmisiniz düşünmezmisiniz der sürekli zihnimize vurgu yapar... birde insanların anlayacağı en güçlü metodlar kullanılırdı
@ronniiqoo arapça sözlüklerde nasiah doğrudan alnın üzerindeki saç tutamı yani perçem anlamına gelir bu kelime kök itibarıyla uzamak veya öne doğru sarkmak anlamlarını taşır antik arap şiirinde ve günlük dilinde bir atın perçeminden ya da bir adamın saçından bahsedilirken kullanılır yani kelimenin biyolojik bir dokuyu veya gri maddeyi işaret eden bir derinliği yoktur
@ronniiqoo bak aşağıdaki arkadaş yazmış Araf 179. ayet Andolsun ki biz, cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık onların kalpleri vardır düşünmezler gözleri vardır görmezler kulakları vardır duymazlar Onlar dört ayaklı hayvanlara benzerler. hatta dahada sapıktır onlar onlardır gaflette kalanların tâ kendileri Hac suresi 46. Ayettede Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki onlar için akledecek kalpleri veya aklederek işitecek kulakları olsun der şimdi bakalım Kuranda neden beyinden bahsedilmez? bu ayetlerde mecazi anlama çekilecek bir şey yoktur bizzat düşünecek kalpleri yoktur denilmektedir kalbin düşünecek bir fonksiyonu yoktur beyin düşünür ve bunu şu an kimse inkar edemez bu bilimsel bir gerçektir kalpler kilitli kalpler mühürlü vs bunları mecazi anlama çekmek neyse ama araf 179 ve hac 46'daki geçen ayetler bizzat bildiğimiz kalbin düşünen organ olduğunu söyler bu yanılgı bu inanış sümerlerden başlar ve İslam'a kadar gider zaten beynin fonksiyonları 17. yy'da belirlenmeye başlanmıştır ve bunda kalbin hiç bir görevi yoktur mesela korktuğumuzda beynimizdeki amigdala dediğimiz kısım faaliyete geçer ve vücuda gönderilen sinyaller değişir hülasaten her şey beyinde biter insan beyinde görür beyinde duyar beyinde düşünür bu gerçek 17. yy'a kadar bilinmiyordu ve araf 179 hac 46'da bizzat düşünen organın mecazi değilde gerçek anlamda kalp olduğunu söylemektedir kaldı ki bir sonraki kelimede işitecek kulakları olsun'dur yani işiten organ kulaktır bu gerçek anlamdadır ve düşünen şey ise kalptir bu ayette kalbin düşünen organ olduğu apaçık bellidir ama düşünen organ kalp değil beyindir
@ronniiqoo senin dediğin gibi Olsa doğrudan beyin derdi zaten alnındaki kara leke organı yani beyni değil orada üryan bir şekilde her şeyin apaçık olduğu görünür yani alnına kazımak gibi düşün oraya bir şey yazarsan herkes okur zaten alın yazısı burdan çıkma
hiç akletmez misiniz hiç düşünmez misiniz diye geçiyor
Kuranda beyin düşünce olarak geçer
Kalple düşünce değil mi beyin demiyor düşünce organı kalp demek istiyor
hayır insan beyniyle düşünür kalple hisseder
Ya ablacım kafan mı güzel beyin geçen bir tane ayet yok 2. Erkeklerin beyni kız düşündüğünde kalkıyor kalp düşünceyi hissediyor diye düşünüyor anlamına mı geliyor
@ronniiqoo arapça sözlüklerde nasiah doğrudan alnın üzerindeki saç tutamı yani perçem anlamına gelir bu kelime kök itibarıyla uzamak veya öne doğru sarkmak anlamlarını taşır antik arap şiirinde ve günlük dilinde bir atın perçeminden ya da bir adamın saçından bahsedilirken kullanılır yani kelimenin biyolojik bir dokuyu veya gri maddeyi işaret eden bir derinliği yoktur
ayetler senin kişisel anlama kabiliyetine göre indirilmemiş sonuçta o dönemin insanlarının anlayacağı detaylarla indişrilmiş.. ayrıca kafanmı güzel nedir biraz üslubuna dikkat edersen sevinirim..
Ayy kafayı yicem bende bunu demek istiyorum zaten dinler evrensel olamaz o döneme hitap eder sonra yok olur biter
Nasıl yok ne diyon sen
Tamam hangi ayette beyin geçiyor?
Hemen bulacam sana aşkımm bekle beni
Bul sana zahmet beyin ayetini
Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhal onu alnından (perçeminden) yakalarız; o yalancı, günahkar alnından (perçeminden)!"
Neden Önemli?
Ayetin Arapçasında geçen "nasiye" kelimesi, başın ön kısmı yani alın bölgesi anlamına gelir.
Modern nörobilime göre, insanın karar verme, yalan söyleme, iyiyi kötüden ayırma ve plan yapma gibi karmaşık zihinsel faaliyetlerinin merkezi beynin ön kısmındaki "prefrontal korteks" bölgesidir.
Ayette bu bölgenin özellikle "yalancı ve günahkar" olarak nitelenmesi, beynin bu fonksiyonel kısmına işaret ettiği şeklinde yorumlanmaktadır.
arapça sözlüklerde nasiah doğrudan alnın üzerindeki saç tutamı yani perçem anlamına gelir bu kelime kök itibarıyla uzamak veya öne doğru sarkmak anlamlarını taşır antik arap şiirinde ve günlük dilinde bir atın perçeminden ya da bir adamın saçından bahsedilirken kullanılır yani kelimenin biyolojik bir dokuyu veya gri maddeyi işaret eden bir derinliği yoktur
Evet aşkım öyle imiş haklısın
Ama sen neden bunu sorguluyorsun
Sen araya girme
burada ikili konuşuyoruz sen kendi yorumunda konuş
Geçiyor ya akıl
Kalple akletmek diyor işte onu soruyorum beyin demiyor kalbiyle akletmeyenler
Tamam abicim kalple ilgili o kuran okumadın mı sen hiç bakar mısın bi şu ayetlere kalple akıl etmek diyor yani düşünce organı akıl eden organ kalp diyor kuranda
Bak aşağıdaki arkadaş aynen şöyle yazmış Araf 179. ayet Andolsun ki biz, cinlerin ve insanların çoğunu cehennem için yarattık onların kalpleri vardır düşünmezler gözleri vardır görmezler kulakları vardır duymazlar Onlar dört ayaklı hayvanlara benzerler. hatta dahada sapıktır onlar onlardır gaflette kalanların tâ kendileri Hac suresi 46. Ayettede Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki onlar için akledecek kalpleri veya aklederek işitecek kulakları olsun der şimdi bakalım Kuranda neden beyinden bahsedilmez? bu ayetlerde mecazi anlama çekilecek bir şey yoktur bizzat düşünecek kalpleri yoktur denilmektedir kalbin düşünecek bir fonksiyonu yoktur beyin düşünür ve bunu şu an kimse inkar edemez bu bilimsel bir gerçektir kalpler kilitli kalpler mühürlü vs bunları mecazi anlama çekmek neyse ama araf 179 ve hac 46'daki geçen ayetler bizzat bildiğimiz kalbin düşünen organ olduğunu söyler bu yanılgı bu inanış sümerlerden başlar ve İslam'a kadar gider zaten beynin fonksiyonları 17. yy'da belirlenmeye başlanmıştır ve bunda kalbin hiç bir görevi yoktur mesela korktuğumuzda beynimizdeki amigdala dediğimiz kısım faaliyete geçer ve vücuda gönderilen sinyaller değişir hülasaten her şey beyinde biter insan beyinde görür beyinde duyar beyinde düşünür bu gerçek 17. yy'a kadar bilinmiyordu ve araf 179 hac 46'da bizzat düşünen organın mecazi değilde gerçek anlamda kalp olduğunu söylemektedir kaldı ki bir sonraki kelimede işitecek kulakları olsun'dur yani işiten organ kulaktır bu gerçek anlamdadır ve düşünen şey ise kalptir bu ayette kalbin düşünen organ olduğu apaçık bellidir ama düşünen organ kalp değil beyindir yazmış
Nereye varmaya çalışıyorsunuz merak ediyorum. İnsandaki kalp ile hayvanlarda ki kalp aynı değil mi. Ancak beyin çok farklı. Bizim beynimiz hayvanların beyninden kütle olarak çık daha büyük ve ön bellek çok fazla gelişmiş. Aynı kalp hayvanda varken iş görmez Ancak devreye akıl girince kalp akıl gibi çalışıyor. her şey beyinde başlar. İnsanı insan yapan akıldır. Akıl olduktan sonra başka bütün organlar ile bağ kurulur. Vücudun beyinden sonraki en önemli organı kalptir. Nasıl ki Allah müminin kalbine sığmasi gibi beyne de her şey sığar. 3 şahıs olarak ruhunun beyin olduğu kuvvetle muhtemel olabilir.
Tamam beyni bu kadar övüyorsun atsana beyin ile ilgili tek 1 tane ayet ayrıca kalp ile beyin kadar diğer organlarda beyin ile bağlantılı mesela bir erkek üryan bir kadın görse cinsel organı kalkıyor oranında mı aklı var yani 🤣
Tanrıyla konuştuğunu söyleyen dünyadaki en sahtekar insandır halüsinasyon görsek bile tanrıyla konuştuğumuzu söyleyelim diyelim yine beyninle konuşursun sen Alzheimer olduğunda kalbinden mi Alzheimer oluyorsun kanka?
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?