"Değerli Anne ve Babalara Hikaye" Ağacı Neden Budarız?

Bir baba, iki oğlu ve bir kızıyla tek başına yaşayan bir insanmış. Evlerinin bahçesinde bir de orta boyda ağaç varmış. Kız, anne şefkatini özlediğinde hep o ağacın dalına kurulmuş olan salıncağa gider sallanır; sallanırken ikende sanki annesinin kucağındaymış gibi hisseder anne özlemin eksikliği bastırmaya çalışırmış.

Baba hiç evlenmemiş; ömrünü işine, evine ve çocuklarına adamış. Yıllar geçmiş. Bir gün baba, bahçedeki ağacın dallarını budamış. Artık Üniversiteye giden yaşta ki kızı okuldan eve geldiğinde dalların kesildiğini görünce “sanki babası annesini dövmüş gibi” hissetmiş algılamış o anda adeta çılgına dönmüş. Babasına “Sen ne yaptın? Neden kestin ağacın dallarını?” diye ağlayarak, kız babası şle çok hararetli bir kavga yaşamışlar.

Kız eresi gün eve dönmemiş üniversitenin kampüsüne yerleşmiş, ve eve artık hiç geri dönmemiş. Arada sırada baba okula uğrayıp hocalardan, görevlilerden kızının halini öğrenir, ihtiyaçları için para ve bir iki şey bırakıp gidermiş. Yine aradan uzun yıllar geçmiş; kız mezun olsa da baba evine yine hiç uğrayıp dönmemiş. Zaman geçtik çe geçmiş, baba artık çok yaşlı bir insanolmuş.

Ve bir gün ağır hastalanmış; komşuları oğullarına haber vermişler erkek kardeşleri de kız kardeşlerini arayıp “Babanızın sağlığı hiç iyi değil, biraz acele ve çabuk gelirsen iyi olur” demişler.

Kız koşarak hastaneye gelmiş. Yaşlı ve hasta babasını görünce yüreği parçalanmış; “Keşke o ağacın dallarını kesmeseydin de ben senden uzaklaşmasaydım baba,” demiş.

Baba, kelimeler ağzından zar zor nefes ile çıkartarak, “Üzülme kızım… Senin bir suçun yok ama bazen insan iyi şeyler yapmak, faydalı olmak için acımasız, sert olması gerekir,” demiş ve ardından son nefesini vermiş.

Babanın cenazesinden sonra kardeşler evlerine döndüklerinde bahçedeki ağaca bakıp şaşkınlıktan kalakalmışlar.

Ağaç öylesine gür, öylesine bakımlıymış ki inanmakta zorlamışlar.

Kız koşup ağacın yanına gitmiş, salıncağa binmiş ve sallanmaya başlamış.
Bir ara salıncağın altından yere bir zarf düşmüş; kız zarfı alıp açmış. İçinde babasının ona yazdığı bir mektup varmış. Mektupta şöyle yazıyormuş:

“Kızım, rüzgâr ağacın dallarını kırmasın diye budamıştım.

Kızım, evlatlarım İnsanların şiddeti rüzgârdan daha kötü ve beterdir; Dikkate edin kendinizi sahip çıkın kendiniz beni yetiştir diye insanların ellerine bırakmayın kendinizi...
İnsanlar sizlerin kolunuzu, kanadınızı, bacağınızı, kafanızı kırarcasına kırar gibi ezerek gibi eğitir olgunlaştırır. Sakın buna izin vermeyin. Kendinizi eğiterek bilinçli olgunlaşın. Geekir ise kendi dalınızı kendiniz kesin...”

Değerli anne ve babalar
çocuklarınıza merhametle, vicdanla şefkat gösterin; ama gerçek hayatta hiç kimse, sizin kadar acımayacak, sizin kadar yetiştirmek de sabırlı olup belki yarın kalkıp birşyelr yapar, olur yarın olur diye bekleyip uğraşmayacaktır. Eğer bilinçli olarak; gerekirse biliçnç ile sert görünmezseniz başkaları yapar sizin yapamadığınızı elelalm yetiştirip, olgunlaştırır çocuklarınızı...

"Değerli Anne ve Babalara Hikaye" Ağacı Neden Budarız?
Cevapla