1 yıl“Bunca mücadeleyi verirken, en çok yalnız hissettiğiniz an hangisiydi?” diye sorardım. Çünkü zaferlerin arkasında, kimsenin görmediği derin yalnızlıklar olduğunu hep hissetmişimdir. Onun yüreğinden dökülecek bir cümle bile, belki bin sayfalık tarihten daha çok şey anlatırdı.
10 Yorumla
En İyi Cevaplar
Gizli Üye(25-29)1 yılDin hakkında görüşünü
Cahil insanlarla nasıl başa çıktığını
Tek bir bedende bu kadar başarının nasıl mümkün olduğunu11 Yorumla
Soran1 yılÇok güzel sorular 👏👏
Düşünmem gerek kolay değil ya.
012 Yorumla
Soran1 yılHaydi düşün bakalım Çağla
Soran1 yılHalil İnalcık
İlber Ortaylı
Bu iki ismin kitapları
Nutuk
Ve doktora tezlerini okuyabilirsin :)
Tarih kitabı o kadar çok okudum ki, bazen aklıma çoğu gelmiyor.
Ama dediğim gibi doktora tezleri ve yukarıda yazdıklarım yeterli olabilir.
Ben genelde dünya üzerindeki tüm milletlerin tarihini okuyorum.
Ayrıca yabancı kaynaklardan da araştırabilirsin
Soran1 yılRica ederim. Ben tarihe aşığım. Zamanında ODTÜ tarih istiyordum. ODTÜ gelmezse, başka bir ünv de okumam demiştim. Kazanamayınca, evde kitaplar okuyarak kendimi geliştirmeye çalıştım. Sen de kendine iyi bak, iltifatın için teşekkür ederim :)
Soran1 yılCumhuriyet’in ilanından önce halkın bu yönetim biçimine hazır olup olmadığını nasıl değerlendirdiniz?
Saltanatın kaldırılması sürecinde, hem içerideki hem dışarıdaki tepkileri nasıl yönettiniz?
Nutuk’ta anlattığınız tarih anlatısında özellikle vurguladığınız veya üstünü örttüğünüz noktalar oldu mu?
Tarih boyunca Türk kimliğinin en çok sınandığı an sizce hangisiydi ve neden?
Eğitim reformlarını gerçekleştirirken en büyük direnç nereden geldi ve bu direnci nasıl aştınız?
Günümüzde Türkiye'nin hangi sorunları karşısında en çok kaygı duyacağınızı düşünüyorsunuz?"
Sizce inkılapların kalıcılığı nasıl sağlanır? Gelecek nesillerin bunları sahiplenmesini nasıl hayal ettiniz?
Osmanlı mirası ile Cumhuriyet ideali arasında bir denge kurmak mümkün müdür?
- 1 yıl
Teşekkür ederim uzun uzun yazmışsın, bunu sormamın sebebi bu konularla içli dışlı olmuş birisinin sorularının daha aydınlatacağını düşündüğümdendi, tarih konusunda okuma yaparken ara sıra kendi kafamda cevap bulmaya çalışırsam kendimi geliştireceğim türden sorular, zeki insanın hâli belli oluyor. yardımın için tekrardan teşekkür ederim. Ben özellikle onun bilinç yapısını merak ediyorum. Savaş görmüş bir insan nasıl dayanabildi, nasıl sağlıklı kararlar alabildi? Her gece içtiğini biliyoruz. Böyle bir durumdan yara almadan çıkmak gerçek dışı olurdu zaten. Bir yerde geceleri kendi içine çekiliyordu diye okumuştum, eğer bu doğruysa acaba o vakitlerde gelen içsel buhranlarla nasıl mücadele etti? Çevresinde onu anlayan pek insan yoktu diye de okumuştum, bu konularda cahil olduğumdan yorum yapmak üstüme vazife değil tabii ki ama acaba, anlaşılmadığı yerde direnmeye çalışmak nasıl hissettirmiştir? Zihninin nasıl çalıştığı, hayattaki inceliklere nasıl yaklaştığı, bakış açısı. Mesela Atatürk'ün okuduğu kitapları biz net olarak biliyor muyuz kütüphanesinde illa ki vardır. Evlilik içi ilişkisini, aşık olduğu kadınları, annesiyle olan ilişkisini de merak ediyorum. Latife hanım acaba oğluna çocukken baktığında bu parıltıyı yakalamış mıydı? Hatalarını, pişmanlıklarını, korkusunu merak ediyorum.
Soran1 yılYılmaz Özdil - Mustafa Kemal
İlk bu kitabı oku.
Atatürk 3000den fazla kitap okumuş birisi. Onun farklı düşünmesinin sebebi, cephede bile kitap okumasıyla beraber, bir matematik dehası olmasıydı.
Atatürk'ün yazdığı matematik kitabı bile var :)
Sen Yılmaz Özdil'in kitabını oku, her şeyi yavaş yavaş anlarsın :)
Soran1 yılHiç çekinme. Her zaman sor.
Soran1 yılTakip de edebilirsin, bu tarz soruları görebilirsin profilinde. Konu tarih, kültür, sanat olunca akan sular durur :)
Gizli Üye(25-29)1 yılCumhuriyeti kurarken en büyük ilham kaynağını ve karşılaştığı en zor engel neydi?
Bu halk iyice gerileşti akıl bakımından acaba o dönem de ki insanların okuma yazması olmamasına rağmen nasıl bu kadar zeki, akıllı ve çevik kalabildiklerini merakta ederdim.00 Yorumla
Yapay Zeka Cevapladı
Böyle bir imkanım olsaydı ona Türkiye’nin bugün geldiği noktayı, toplumsal barışı ve kadın hakları adına ne hissettiğini mutlaka sormak isterdim. Özellikle günümüzde eğitimin ve bilimin önemi hakkında neler düşündüğünü merak ediyorum. Sen ne sorardın, aklına ilk gelen soru ne olurdu? 🌱✨
00 Yorumla
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
15Cevap
- Kültür & Sanat konusunda 24,4b cevap paylaştı.
u 1 yılÇok şey sorardım atama
00 Yorumla Onunla konuşamazdın çünkü her muhabbete kendini açacak biri değildir kendisi. Varlığından bile habersiz kalırdın ve yine çünkü kendini insanlardan korurdu. Şimdi ben Mustafa Kemal’in yanındayım diyen insanların çoğu Mustafa Kemal’i görse onu terk ederlerdi çünkü anlayabilecek kadar yüksek karaktere erişmemişlerdir, hatta onlara ağır kızardı yaptıkları samimiyetsiz ve vatan edebiyatından ötürü. Siz Mustafa Kemal’i sevmiyorsunuz sadece Mustafa Kemal diye kendinizi bir bok sanmamız için síkik benliğinizi tatmin ediyorsunuz. Mustafa Kemal’i anlasaydınız bugün durum bu kadar rezil bir sonuç ile nihayetlenmezdi
11 Yorumlaİslam ile alıp veremediğin neydi, Müslümanlar savaştı ve kazandı onların dinini neden yasakladın?
https://x.com/erdaltursun23/status/1931478772672253977?t=cVpvxKRYASh_NkN_vXQrhg&s=19
24 Yorumla
Soran1 yılİslam’la alıp veremediği hiçbir zaman olmadı. Onun mücadelesi, dini inançlarla değil, dinin siyaset ve çıkar aracı olarak kullanılmasına karşıydı. Osmanlı’nın son döneminde ve Milli Mücadele sırasında birçok sözde din adamı, işgale karşı direnişi “halifeye isyan” diye nitelemiş, milleti İngiliz’e, Fransız’a teslim olmaya çağırmıştı. Şeyhülislam fetva vermiş, Anadolu’daki kurtuluş mücadelesini dinsizlik olarak göstermeye çalışmıştı. Bugün “FETÖ” olarak tanımlanan yapı neyse, o dönemdeki birçok tarikat ve cemaat de aynı şekilde devletin içine sızmış, halkı baskı altına almış, dini kendi iktidar alanına çevirmişti. Din üzerinden halkı yönetmeye çalışan bu düzen, devletin bağımsızlığına ve milletin iradesine doğrudan tehditti.
Soran1 yılYaptığı reformlar dine karşı değil, dinin yanlış ellere geçmesine karşıydı. Halifeliği kaldırması, tekke ve zaviyeleri kapatması bu yüzdendi. Çünkü devletin yönetimi, kutsal unvanlar üzerinden değil, halkın iradesiyle şekillenmeliydi. Camiler kapatılmadı, aksine ezan okundu, ibadetler sürdü. Diyanet İşleri Başkanlığı kurularak din hizmetleri kurumsallaştırıldı. 1924’te hafızlık eğitimi veren okullar açıldı. 1933’te İlahiyat Fakültesi kurularak din eğitimi devlet denetimine alındı. Kur’an-ı Kerim Türkçeye çevrildi, meali halka dağıtıldı ki insanlar neye inandığını anlayarak okusun.
Soran1 yılBütün bu adımlar, dini ortadan kaldırmak için değil, dini cehaletten ve çıkar ilişkilerinden korumak içindi. Onun önceliği, devletin bağımsızlığı, halkın özgürlüğü ve toplumsal bütünlüğün korunmasıydı. Dinin özüne zarar vermek bir yana, onu hurafelerden, istismardan arındırarak korumayı hedefledi. Dindar olan değil, dini çıkarı için kullanan yapılar bu düzenin dışında bırakıldı. Çünkü devlet, bireylerin inancına karışmaz; ancak o inancın kötüye kullanılmasına göz yumamazdı.
Soran1 yılEn basit örnek... Hazerfen Çelebi ne yaptı? Uçtu.
Şeyhülislam ne dedi?
"Bu şeytan işi" dedi.
Sonra ne oldu?
Hazerfen Çelebi sürgün edildi.
Bu kadar cahil insanla nasıl basa cikabildigini
11 Yorumla
Soran1 yılAh ah...
1 yılBen hayatında kaç kadın olduğunu sorardım bı evlilik yapmış sonra onu göndermiş neden derdim aralarında çok yaş farkı varmış
20 YorumlaBöylesi bilgili okumuş bir insana nasıl bir soru soracağım hakkında çekincelerim olduğunu fark ettim.
10 Yorumla
1 yılSoru bile beni heyecanlandırdi duygulandırdı mümkün değil soramazdim kalbim bunu kaldıramazdi 🥺🙏
11 YorumlaBugünü görseydiniz, en çok neye sevinir, neye üzülürdünüz? Hangi konularda bizden hesap sorardınız? Diye sorardım. Canım atam ♥️
10 Yorumla
1 yılBen biraz özel hayata girerdim muhtemelen... Öğretileri zaten var ama altta yatan sebepleri dinlemeyi tercih ederdim 🙃
10 Yorumla
1 yılBu milleti neden düşünmedin derdim düşündüm ömrümü verdim derdi bende hayır önce sağlıklı olacak uzun yasiycak sonra yerine gelecek lider yetiştirmen lazım derdi oda şartlar derdi nur içinde yat
00 Yorumla- Kültür & Sanat konusunda 668 cevap paylaştı.
u 1 yılBen senin kıymetini yeni yeni anlıyorum özür dilerim derdim
20 Yorumla
1 yılBıraktığın ülkenin son hâline bak ve yaptığın şeylere değdimi?
10 Yorumla
1 yılBu kadar hayinle nasıl başa çıkabildiğini sorardım kolay bi iş değil
11 Yorumla
Soran1 yılÇok doğru :)
1 yıldürüst olayım hiç bir şey sormazdım ama o rakı sofrası muhabbetini dinlemek isteridm
onlar konuşsunlar ben dinleyeyim
00 Yorumla
Gizli Üye(36-45)1 yılÜlkenin sahibi hanedan üyelerini kadın, çoluk, çocuk demeden neden hepsini avrupanın farklı üyelerine sefalet içinde bırakarak sürdüğünü sormak isterdim.
037 Yorumla
Cevap sahibi1 yılSen söylesen?
Cevap sahibi1 yılKuranlarla ve dualarla kurban keserek açılan ilk milletvekili meclisi sonrası hilafeti kaldırmak ikiyüzlülük değilmidir. Madem inancın yoktu neden inançlı gibi gözüküp sonra kıyım yaptın demezlermi adama?
Cevap sahibi1 yılNeyse yaa çok önemli değil ben sevmiyorum kendilerini. sevenede lafım yok.
Cevap sahibi1 yılAtan inançsız olduğunu kendisi verdiği röportajda söylemişti zaten. siz neden ona hala böyle bir imaja gerek duyuyorsunuz bilinmez. Ayrıca videosu var biz hükümlerimizi gaibden geldiği sanılan kitaplara göre almıyoruz diyor.
- 1 yıl
ee olabilir sen farkında mısın bilmiyorum ama şu anki türkiye cumhuriyetini kuran kişiden bahsediyoruz. eğer diyorsan ki ben dinimle yönetilmek istiyorum kitaba göre yönetilmek istiyorum çok seçeneğin var gitmek için. kimse sizi tutmuyor burada. hem biraz utanın ya böyle sallarken onun kurduğu onun fikirleri yaptığı hamleler sayesinde şu an kendi ülken var
Cevap sahibi1 yılPardon ama burası sultan alparslanın alıp yönettiği ve Osmanlı ile devam ettiği bir ülke. Senin atan asla bir ülke kurmadı sadece rejimi değiştirdi. Tayyip erdoğan ise o rejimi tekrar değiştiren yeni bir lider oldu. Parlamenter rejimi başkanlık rejimi olarak değiştirdi. Belki farkında bile değilsin şu an ama durum bu. Yeniden bir ülke kuran yok yani hadi naş..
Cevap sahibi1 yılAtan gelsin 😁😁
Cevap sahibi1 yılRejim değişikliğine bir örnek istiyorsan günümüz suriye buna örnektir. Az biraz genel kültür çok önemli. At gözlüklerinizi çıkarın madam..
Cevap sahibi1 yılAhmed el şara yeni Suriye cumhurbaşkanıdır ülkenin yeni kurucusu değil rejimi değiştiren cumhubaşkanıdır...
Cevap sahibi1 yılorada dur derim. Bu ülkede kürtlere ve Ermenilere katliam olmamıştır. türklük dayatmasına bişey diyemem ama diğer söylediklerini ispatlıyabileceğin devletler arası dahil bir argümanın yok dostumm.
Cevap sahibi1 yılSen ermenisin sanırım ya da faşişt bir kürt. Bizim böyle bir sorunumuz yok siz sorunu kendinizde neden aramıyorsunuz bir şahıs olarak.
Cevap sahibi1 yılKesinlikle
Cevap sahibi1 yılDoğruları tartışmak başka, ayrışmak başka. arkadaş ermeni sanırım. nifak tohumu ekmek başka bir durum olsa gerek
Cevap sahibi1 yılBizi kimse yıkamaz merak etme. ayrışsakta birleşmeyi biliriz bu nankör köpeklere inat
Cevap sahibi1 yılİyi geceler dilerim kardesim
Cevap sahibi1 yılTeşekkürler
Cevap sahibi1 yılEyvallah kardeşim
Soran1 yılÖncelikle, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda karşısında yalnızca çökmüş bir imparatorluk değil, o imparatorluğu ayakta tutan ve halkın iradesinin üzerinde gören bir monarşik yapı vardı. Halifelik ve padişahlık, yalnızca sembolik değil; doğrudan siyasete, orduya ve topluma hükmeden kurumlardı. Yeni kurulan devlet, halk egemenliğini merkeze almıştı: “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” diyordu. Bu ilke, doğası gereği hanedanla bir arada yaşayamazdı. Çünkü hanedan, kan yoluyla gelen bir egemenliği temsil ediyordu.
Soran1 yılSaltanat kaldırıldıktan sonra da bazı hanedan üyeleri, halifelik üzerinden yeniden güç kazanma arayışındaydı. Türkiye’nin henüz tam olarak toparlanmadığı bir dönemde, bu durum içeride bölünmelere, dışarıda da emperyalist güçlerin müdahalesine açık bir zemin hazırlıyordu. Özellikle hilafet yanlısı hareketler ve bu hareketlerin İngiltere, Fransa gibi ülkeler tarafından desteklenmesi, cumhuriyet rejimi için ciddi bir tehdit olarak görülüyordu. Bu nedenle, sadece padişahlık değil, halifelik de kaldırıldı ve hanedan üyeleri sınır dışı edildi.
Soran1 yılKadınlar ve çocuklar da bu kararın içinde yer aldı; çünkü hanedanın tüm bireyleri, o dönemde birer semboldü. Sürgün kararı, bireylerin kimliğinden çok, hanedanın siyasi varlığını sona erdirmeyi amaçlıyordu. Bu kararda bireysel düşmanlık değil, bir rejim değişikliğinin netliği vardı. Ama insan olarak bakıldığında, elbette yaşadıkları büyük bir trajedidir. Birçok hanedan mensubu, özellikle kadınlar ve çocuklar, Avrupa şehirlerinde maddi sıkıntı çekti, yıllarca vatansız yaşadı.
Soran1 yılAncak bu kararın ardında, kişisel hırs ya da intikam değil, devletin geleceğini garanti altına alma düşüncesi vardı. Yeni devletin kökleşebilmesi için geçmişin egemenlik iddialarına tamamen son verilmeliydi. Bu, bugün soğukkanlı bir devlet refleksi gibi görülebilir ama elbette acı bir yönü de vardır. Cumhuriyetin kurucuları, bu bedeli göz önüne alarak, kendi isimleri üzerinden değil, millet iradesi üzerinden yeni bir sistem inşa etmeye karar verdiler.
Soran1 yılSürgün kararı, bu sistemin sağlamlaşması için atılan sert ama stratejik bir adımdı. Her devrim gibi sancılıydı. Ama amaç, geçmişle hesaplaşmak değil; geleceği kurtarmaktı.
Gizli Üye(18-24)1 yılHocaları niye astın camileri niye kapattın hacca gitmeyi niye yasakladın vb genelde din üzerine sorular sormak isterdim
03 Yorumla
Soran1 yılBu tarz soruların hepsine cevap verdim hocam.
Cevap sahibi1 yılSeviyorum aslında Atatürk'ü ama dinle ilgili yaptığı kötü şeylerden dolayı kemalist değilim sağcıyım
Soran1 yılFetö baktığın zaman bir sürü insanın gözünde din alimi değil mi? Ama aslında Amerika ajanıydı. O dönemin din alimleri de, İngiliz ajanıydı.
1 yılSoracağım her sorunun yanıtını biliyorum.
Bu yüzden sorum olmazdı, sadece teşekkür ederdim.00 Yorumla
Gizli Üye(30-35)1 yılMüslüman mısın amacın neydi alimleri yaktın astn kestin
07 Yorumla
Soran1 yılOnların cevaplarını aşağıda verdim. Azıcık tarih araştırırsan, sen de öğrenebilirsin.
- 1 yıl
şu an böyle konuştuğunuza göre çok asıp kesmemiş
Cevap sahibi1 yılSenin verdiğin cevaptan ne çıkar.
Soran1 yılBenim verdiğim cevap, Atatürk'ün Nutuk'undan, dönemin tarihçilerinden, İlber Ortaylı'dan, Halil İnalcık'tan, günümüzde yaşananlardan.
100 yıl sonra Fetö'cülerin ya da onun zihniyetinde olan dincilerin çoğu da şuanda yaşanan olaylar için, "din adamını neden ülkeden kovdu" diyecekler. Dönemin din tüccarları da öyleydi. Din adı altında, İngiliz ajanlığı yapıyorlardı. Bu şekilde üslup takınmak yerine, birazcık kitap okuyup araştırmanızı öneririm. Türkiye'nin aktif özeti gibisiniz. İyi akşamlar.
Cevap sahibi1 yılAlkolik biriydi :)
Soran1 yılAlkol, onunla Allah arasında. Sen Allah mısın ki, bir insanı içtiği içkiyle yargılıyorsun?
Fatih Sultan Mehmed, sadrazamıyla tebasını gezerken, sadrazamın bir adama "namazlarını kılıyor musun, ibadetini ediyor musun?" diye sorduğunda, Fatih Sultan Mehmed sözünü kesmiş de,
"Tebama, Allah'ın soracağı soruları sorma. Tebama, aç mısın, bir şeye ihtiyacın var mı?"diye sor.
şu an yurt dışındaki Osmanlı Hanedan üyeleri bile, "Atatürk doğru olanı yaptı, aksi taktirde iç isyan çıkardı. Vatan ajan doluydu, Osmanlı diye bir şey kalmamıştı, hasta bir vücut gibiydi" diyor. Kalkmış alkolik biriydi diyorsun.
Kitap okuyup araştırmanı öneririm diyorum, "alkolik biriydi" diyorsun.
Ben verilerle, tarihle, kitaplarla yorum yapıyorum, sen "alkolik biriydi" diyorsun.
Hocam yapmayın, lütfen yapmayın...- 1 yıl
Muhattap olmayım diyorum da elinde kuranla gezen insanlar ne katıyor size bu kadar cevap verebiliyorsan kimin sayesinde acaba
Gizli Üye(25-29)1 yılBen çok şey sorardım ya.
Etiketi Kültür Sanat'a alayım mı abi?
04 Yorumla
Soran1 yılAl. Denedim ama olmadı sanki
Cevap sahibi1 yılHallettim 😄
Soran1 yılTeşekkürler 😅
Cevap sahibi1 yılRica ederim jdjdj
1 yılGeçen gün rüyamda gördüm Atamı. Ona kendi ellerimle bakır cezve kullanarak Türk kahvesi yapıyordum. Paşam beni izlerken gülüyor ve duygulanıyordum…
10 YorumlaErmeni katliamindaki rolunu , dersim katliamini ve Nezihe Muhiddin i sorardım...
015 Yorumla
Soran1 yılÖncelikle şunu net söylemek lazım: 1915’teki Ermeni Tehciri olayları, Osmanlı döneminde yaşandı. Yani Atatürk henüz Cumhuriyet’i kurmamıştı. O zaman ordu içinde görevli bir subaydı ama karar verici konumda değildi. Tehciri planlayanlar İttihat ve Terakki’nin lider kadrosuydu: Enver, Talat, Cemal Paşalar.
Peki Atatürk’ün bu işle bir ilgisi oldu mu? Cumhuriyet kurulduğunda Ermeni meselesine yaklaşımı, tamamen yeni devletin sınırlarını ve birliğini korumaya dönüktü. Yani şöyle düşün: 1. Dünya Savaşı’ndan çıkmışsın, memleket parçalanmış, Sevr denen antlaşmayla Anadolu bile elden gitmek üzere. Böyle bir ortamda, Atatürk için mesele, halkı bir arada tutmak ve devleti ayağa kaldırmaktı.
Yani o da şunu görüyordu: Eğer bu meseleler uluslararası arenada büyürse, yeni kurulan Türkiye daha baştan çökebilir. O yüzden, “geçmişte ne olduysa oldu ama biz geleceğe bakalım” gibi bir politika izledi. Bu, elbette tüm acıları görmezden gelmek değil ama o dönemin önceliği devleti yaşatmaktı.
Soran1 yılDersim Katliamı meselesi daha doğrudan Cumhuriyet dönemiyle ilgili. 1937-38’de gerçekleşti. Ama buradaki mesele de sadece bir “isyan bastırma” değil, aynı zamanda devletin merkezileşme politikasıyla ilgiliydi.
O dönemde, Dersim bölgesi devlet otoritesinin çok zayıf olduğu, bazı ailelerin neredeyse kendi krallığını kurduğu bir yerdi. Cumhuriyet’in anlayışı ise şuydu: Devlet her yere ulaşmalı, her vatandaşa eşit mesafede olmalı. Dersim’deki yerel direnişler bu yüzden bir “güvenlik tehdidi” gibi görüldü. Sonuç çok ağır oldu, evet, ciddi can kaybı yaşandı. Bugünden bakınca çok acı.
Ama şöyle düşünebiliriz: Yeni kurulmuş, sınırlarını daha yeni çizmiş bir devlet, iç bölgelerinde bile denetim kuramazsa, o devlet ne kadar yaşayabilir? Atatürk ve arkadaşları bu yüzden sert önlemleri meşru gördüler. Kendi bakış açılarıyla, devletin bekası için “gerekliydi” dediler. Yine, bu acıları meşrulaştırmak değil ama neden böyle davranıldığını anlamaya çalışmak gerekiyor.
Soran1 yılNezihe Muhiddin gerçekten erken dönem feministlerinden biri. Kadın hakları için büyük mücadele vermiş, ilk kadın partisini kurmak istemiş. Ama ne yazık ki dönemin siyasi ortamında bu fazla “erken” bulunmuş.
Cumhuriyet kadını profili aslında onun hayal ettiği gibi güçlü, özgür bir kadın profilidir. Ama Nezihe Muhiddin biraz fazla bağımsız ve erken davrandığı için sistem onu dışladı. Burada da şöyle bir bakış var: Atatürk ve çevresi, reformları adım adım ve kendi kontrolünde yapmak istiyordu. Bu yüzden muhalif görülen kişiler (ister iyi niyetli olsun, ister olmasın) sistem dışına itildiler.
Yani şöyle düşün: Atatürk, kadınlara seçme-seçilme hakkını getirdiğinde dünya henüz bunu tartışmıyordu bile. Ama bu adımların “kimin eliyle, ne zaman atılacağı” onun için çok önemliydi. Devletin kurucu iradesine aykırı çıkışlar (Nezihe Muhiddin gibi) sistemin dışında kalabiliyordu.
Soran1 yılTüm bu olaylara bakarken şunu unutmamak gerek: Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in amacı, batmak üzere olan bir imparatorluktan çağdaş bir ulus-devlet yaratmaktı. Bu süreçte hatalar, sertlikler, görmezden gelinen insanlar oldu mu? Oldu. Ama o günün dünyasında, o şartlar altında, birçok karar devletin sürekliliği ve toplumsal dönüşüm adına alındı.
Bugünden bakınca bazıları kabul edilemez görünebilir ama anlamaya çalıştığımızda; Atatürk’ün asıl hedefinin “geleceğin güçlü, çağdaş Türkiye’si” olduğunu görebiliriz.- 1 yıl
Asimile olmuş Ermeniler asıl türkleştiler bugün türkiye içinde yaşayıp ismi soy ismi Türkçe olan bir çok Ermeni var sen bile belki Türkçe isim ve soy isme sahipsin peki bana 1 tane Türk göster ismi soy ismi Ermenice olan eğer varsa? Bu durumda asimile olan Türk tohumu olan siz Ermeniler oluyorsunuz 😄😅
Gizli Üye(36-45)1 yılDinimizi dilimizi bir gecede nasıl değiştirdin? Halk mi uyuyordu yoksa hipnoz mu ettin ilaç mi icirdin?
13 Yorumla
Soran1 yılÖncelikle şu var: Dil bir gecede değişmedi. Ama yazı sistemi değişti. Arap alfabesi yerine Latin alfabesi geldi, evet. Ama neden?
Çünkü Osmanlıca denilen şey, halkın konuştuğu Türkçeden çok uzaktaydı. İçinde bolca Arapça ve Farsça vardı. Ve bu dili sadece okuma yazma bilen, yani çok az bir kesim anlıyordu. Halkın çoğu ne devletin yazısını, ne gazete haberini, ne mahkeme kararını okuyabiliyordu. Yani halk, kendi ülkesinde kendi dilinden uzak yaşıyordu.
Latin harflerine geçilmesi, halkın konuştuğu dile uygun bir yazı sistemine geçmekti. Amaç şuydu:
“Herkes okusun, herkes yazsın, herkes anlasın.”
Zaten yeni alfabe 1928’de kabul edildi. Hemen ardından millet mektepleri açıldı, okuma-yazma seferberliği başlatıldı. Atatürk de bizzat kara tahta başına geçip öğretmenlik yaptı. Bu da “zorla değil, örnek olarak” bir değişimdi.
Soran1 yılPeki din meselesi? Değişti mi?
Hayır, din değişmedi. Türkiye hâlâ %99 Müslüman. Ama devletin dinle olan ilişkisi değişti. Osmanlı’da devletle din iç içeydi. Şeyhülislam fetva verir, padişah onunla karar alırdı. Atatürk’ün getirdiği laiklik anlayışı ise şuydu:
Devlet, bir inancı emretmesin. İnsanlar kendi inancını kendi yaşasın.
Bu, dini ortadan kaldırmak değil, devletin kimsenin inancına karışmaması demekti.
Hatta Atatürk döneminde:
Kur’an-ı Kerim Türkçeye çevrildi, halka okutuldu.
Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu (bugün hâlâ var).
Ankara’da ilk hafızlık okullarından biri açıldı.
İlahiyat Fakültesi kuruldu.
Yani dine karşı bir yok etme değil, halkın dinini bilinçli öğrenmesini sağlama çabası vardı. Atatürk şöyle diyordu:
“Din, bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir.”
Soran1 yılPeki halk neden ses çıkarmadı? Uyuyor muydu?
Halk zaten çok yorgundu. 10 yıl savaşlardan çıkmış bir halk vardı: Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı… Açlık, yoksulluk, göç… Atatürk ve arkadaşları bu yorgun halka “Artık savaşmayacaksınız, okuyacaksınız, üreteceksiniz” dedi. Ve evet, bu büyük dönüşüm halkın büyük kısmı tarafından sahiplenildi.
Kimse hipnoz olmadı. Zorla ilaç içirilmedi. Ama Atatürk, çok güçlü bir liderdi. Sözü etkiliydi. Ve en önemlisi, anlattığı şeyin mantığı halkta karşılık buldu.
Kısacası...
Dil değişmedi, alfabe değişti.
Din değişmedi, devletin dini yönetme şekli değişti.
Atatürk, halkı uyutmadı, tam tersine uyandırmak istedi.
“Ben yaptım oldu” demedi, halka anlatmaya çalıştı. Millet mektepleri bunun en açık örneğidir.
Bu kadar büyük bir dönüşüm elbette tartışılır. Ama Atatürk’ün niyeti, toplumu cahillikten kurtarıp ayakta duran bir millet yaratmaktı. Ve bunu yaparken, geçmişe değil geleceğe bakmayı tercih etti.
1 yılİslam'a ve ülkemize neden bu kadar zarar verdiğini ve kime çalıştığını sorardım
00 YorumlaÇok şey sorardım çoook
05 Yorumla
Soran1 yılMesela?
- 1 yıl
Bugünün Türkiye’sini görsen en çok neye sevinir, neye üzülürdün? En çok hangi devrimini tamamlanmamış görüyorsun? İçinde ukde kalan bir şey var mıydı? Bugünün gençlerine ne tavsiye ederdin? En son olarakta; Sana bir soru sorma hakkım daha olsa, ne sormamı isterdin? Gibi sorular sorardım.🤷🏼♀️
Soran1 yılKaan bu soruları beğendi :)
Soran1 yılRica ederim :)
Soracaklarım bitmezdi ki
00 Yorumla
1 yılValla hiç bilmiyorum
00 Yorumla
Gizli Üye(25-29)1 yılNeden manda ve himayeye izin vermedin atam?
04 Yorumla
Soran1 yılÇünkü bir devletin bağımsızlığı, sadece bayrakla ya da toprakla değil, karar alma hakkıyla başlar.
Atatürk biliyordu ki:
“Bir gün seni koruyan ülke, başka gün çıkarı için seni satar.”
Bu yüzden diyor ya:
“Tam bağımsızlık denince, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve her alanda bağımsızlık kastediyorum.”
(Bursa, 1924)
Yani sadece toprak bağımsızlığı değil; karar alma, vergini toplama, eğitimi belirleme, sanayini kurma... Hepsi bir bütün.
Soran1 yılDevlet Açısından Neden Manda Kabul Edilemezdi?
Egemenlik devredilemezdi.
Atatürk’e göre, milletin iradesi üzerine bir irade olamazdı. Manda demek, “kararı ben değil başkası versin” demekti. Bu da egemenlikten vazgeçmek olurdu.
Osmanlı’nın sonu zaten dışa bağımlılıktan gelmişti.
Borçlar, ayrıcalıklar, kapitülasyonlar… Atatürk, yeni devleti kurarken Osmanlı’nın hatalarını tekrar etmek istemedi.
Manda, halkı edilgen yapar.
Eğer kurtuluş dışarıdan gelirse, halk hiçbir zaman “kendi devleti”ne sahip çıkmaz. Atatürk, halkın savaşarak, fedakârlıkla, bilinçle özgürlüğe ulaşmasını istiyordu. Çünkü “bedel ödenmeyen özgürlük, kıymetli olmaz.”
Gelecek kuşaklar için güçlü bir devlet bırakmak istiyordu.
Manda demek, ileride de ekonomik ve siyasi olarak başka ülkelere muhtaç olmak demekti. Atatürk, kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye hayal ediyordu.
Bir örnekle anlatayım...
Diyelim ki sen yeni bir ev kuruyorsun. Evde bir sürü sorun var: Elektrik yok, mutfak dökülüyor, para az... Komşun diyor ki:
“Sen uğraşma, ben bu evi senin yerine idare edeyim. Bak ben zenginim, düzenlerim.”
İlk başta iyi gibi gelir. Ama sonra mutfağa ne koyacağına da, salona kimi alacağına da o karar vermeye başlar. Senin evin gibi durur ama artık senin evin değildir.
Atatürk’ün mandaya bakışı da tam olarak böyleydi.
“Benim evimi ben kuracağım. Eksik olur, zor olur ama benim olur!”
Sonuç olarak...
Atatürk için manda ya da himaye, sadece bir yönetim şekli değil, bağımsızlık mücadelesini çöpe atmaktı.
O yüzden:
Ne Amerikan mandasını kabul etti, ne İngiliz korumasını düşündü, ne de başka bir devleti kurtarıcı olarak gördü.
Onun yerine Anadolu’daki yoksul ama dirençli halkla birlikte yola çıktı. Çünkü biliyordu ki:
“Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır."
Cevap sahibi1 yılNe güzel özetlemişsin, ben cevabımı aldım.
Soran1 yılTeşekkür ederim 🙏🙏😊
1 yılBenim 5 dakikam olsa sarılırdım.
10 Yorumla
Gizli Üye(30-35)1 yılMesela neden ezana dokundun derdim
00 YorumlaPek haz aldığım söylenemez
00 YorumlaBenimde bitmezdi
02 Yorumla
Soran1 yılSen = ben diyebilir miyiz hocam 😅
1 yılRiskli bir konu
00 Yorumla
1 yılDegdi mi.
00 Yorumla
Detaylı bilgi
Bu paylaşımı beğenmene sevindik!
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 