Etik sorunlar söz konusu olduğunda, insan hakları, çevre etiği ve toplumsal eşitsizlikler gibi konular üzerine düşünmek ilgimi çekiyor. Örneğin, modern dünyada bireylerin özgürlüklerinin nasıl korunması gerektiği, ifade özgürlüğü ile toplumsal güvenlik arasında nasıl bir denge kurulabileceği üzerine sık sık kafa yoruyorum. Çevre etiği ise, özellikle iklim değişikliği karşısında bireysel ve kurumsal sorumlulukların neler olması gerektiği, doğa ile uyum içinde bir yaşamın nasıl mümkün kılınabileceği gibi soruları gündeme getiriyor. Bunun yanında, biyoteknoloji ve genetik müdahale gibi alanlarda etik sınırların nerede başlayıp bittiği de dikkatimi çeken bir diğer konu. İnsan genetiği üzerinde yapılacak değişikliklerin tıbbi faydaları ile yaratabileceği olası toplumsal sorunlar arasındaki dengeyi sorguluyorum. Tüm bu sorular, birey olarak kendi rolümüzü ve toplumun etik değerlerini derinlemesine düşünmemizi gerektiriyor.
Varoluş. Neden varız? Niye varız? Nasıl olduk? Amacımız ne? Yaşamın amacı ne? Bunun bize katkısı nedir? Vb. bir sürü şey ilgimi çekiyor.
Şöyle bir baktığımda her din, her inanç buna kendince bir yorum yapıyor. Kendilerince buna cevapları var. Ama hangisi gerçek? Ya aslında bildiğimiz sandığımız her şey bir yanılmadan ibaretse?
Ben bunun gerçekliğini hissetmek değil bilmek istiyorum. Görmek istiyorum.
Ahlaki değerlere aykırılık teşkil eden davranış bozukluklarının, psikoloji kavramları açısından açıklamalarına ilgi duyuyorum. Bir insanın bazı davranışlara sebep olan geçmiş travmaları