Hayal gücünün bir sınırı yoksa sanatın da bir sınırı yoktur. Genel olarak estetik şölen sunan yapıtlar çeşitli sanat dallarına ayrılsalar da sanatın bilime yaptığı katkılar giderek gelişen bilimin sanat üzerindeki gelişiminde de belirleyici bir rol oynamaktadır. Mesela Cengiz Han zamanında yayların kırılmadan fazla gerilebilmesi için keçinin bacak kemiğindeki lifleri yayın içinde kullanmaktaydılar. İki maddenin birleşimiyle sağlamlığın artacağını düşünen dünyanın en büyük uçak üreticilerinden olan Airbus firması, Moğol okçularının yay üzerindeki bu sanatından ilham alarak 10 bin feet ve altında delinmelere mukavemet edebilmesi ve hafif olması açısından alüminyum ve camın karışımı sonucu ortaya çıkan hafiflik ve yüksek direnç sayesinde dünyanın en büyük yolcu uçağı olan Airbus A380'i imal edebilmişlerdir. Yüz yıllar önceki iki maddenin birleşimiyle farklı direnç kazanan sanat eserleri, günümüzdeki teknolojik yapıtlara kadar uzanarak klasikliğini korumakta ve ilham vermeye devam etmektedir. Dolayısıyla sanatın bir sınırı yoktur.
Sanat her yerde her şeyde vardır. :) Mesela güzel yemek yapmak sanattır hatta düzgün bir çocuk yetiştirmek, ebeveyn olmak bile sanattır. Hayatin kendisi sanat değil mi? Düzgün yaşamayı becermek, hakkını vermek sanattır. Duygu, emek, yaratıcılık olan her şey benim için sanattır. 🤗❤ Bunun dışında doğada gördüğüm, gözüme güzel gelen, hayran olduğum her şeye yine sanat diyorum. Sanatı bir sınıra tabi tutmak yanlış olurdu.
Kainat kitabını okuyabilen herkes baktığı her şeyde Allah'ın sanatına şahit olur. Tohumun, toprağın ve dahi ağacın bir aklı mı var ki böylesine muhteşem sanat dolu bir portakalı meydana getirsin. Allah öyle basit ve ucuz sebeblerden öyle muhteşem sonuçlar halk eder ki adeta sanatını akıl sahiplerine gösterir. Düşünen biri böylesine basit bir sebebin böylesine sanatlı bir esbabı meydana getiremeyeceğini idrak eder. Bir meyvanın yaradılışında dahi sanat varken sanat yalnızca şiirdir, resimdir, müziktir demek en büyük sanatkar olan Allah a karşı haksızlık etmek olur. Kahverengi dallardan rengarenk çiçekler çıkaran Allah bize gösteriyor ki sanat görebilen göz için her yerde...
öncelikle bizatihi sanat alanının kendisi bir sınır çizer kendisine bu alan aynı zamanda sanatın türü tarzı ve eldeki imkânlar açısından muhtemel seçimler için uygun olan ortamdır konular ekoller türler biçimler ve yaklaşım tarzları bütün sanatçılar için sınırlar çizer sanatçının kendisi sanatını icra ederken özgürdür ancak ister yalnız çalışan bir sanatçı olsun isterse bir sanatçılar topluluğu/grubu olsun hepsi bu sınırlar içerisinden bir seçim yapmak zorundadır seçim yaparken sanatın ve sanatçının sınırlarını şunlar belirleyebilir ekonomi, teknoloji, sosyal ilişkiler/statü, gelenek, devlet, aile, din, politika, sanat eseri üretim biçimleri, eskilerin efkâr-ı umumi dedikleri toplumsal fikirler.
İlahi yaratıcının varlığından doğmuş bir sanat düşünün , her bakışta onu hatırlatan. Renklerine aşık olduğumuz tabiat ana, gökyüzünün mavisi renğârenk çiçekler böcekler daha tanımaya fırsat bulamadığımız onlarca canlı okyanusların derinliğinde keşfedilmeyi bekleyen muazzam dünya hepsi sanata derin anlamlar yüklememizin baslanğıcı ve sanat doğan ve batan her günde bazen bir ikindi kızıllığında bazen de simsiyah bir örtüyü utandıran bir dolunayda sanat her yerde...
Yoktur... kime göre neye gore? Vardır... kime göre neye gore? Yaşamak da bir sanattır... Fakat şu var ; herkesin ayrı bir bakış açısı vardır... Bana göre sanat olan birşey sana göre değildir, misali... O yüzden o sınırlar kişilere göre değişir..
Sanat her yerde aslında, sadece biz bakmasını bilmiyoruz. Sadece bir kile şekil vermek yahut bir taşı yontmak değildir sanat. İşin içine biraz da yaratıcılık, fikir ve sanat da katmak gerekir. Bana göre annem de bir sanatçı mesela. Mutfakta yaptığı şeylere sadece yemek deyip geçmek çok zalimce olurdu. Bir güzel sanatlar mezunu olarak bunu içtenlikle söyleyebilirim...
sanatın sınırı insanın hayal kurmayı bırakması anlamına kuruyor hayal kurduğun sürece sınırsız bir alan var ve sanatçılar hayallerini gerçekleştirmek adına çabaladıkça bir sınır olmaz bu konuda diye düşünüyorum
Kadın çıplaklığı çizmeye özgürlük deniyor erkek çıplaklığının çizilmesine sapıklık olarak bakılıyor ikiside sapıklıktır bence burdaki olay kadının özgür olması değil obje olarak görülmesidir
Sanatın sınırı olmadığı için, sanatçının son dokunuşu yaptığı yeri çok iyi ayarlaması gerekmekte. sonu olmayan bişey sonsuza kadar değiştirilip üzerinde oynamalar yapılabilir. durabilmek direncini göstermenin çok zor olduğu bir alan