En çok etkilendiğim kitapla tanışma hikayem...
2013 senesiydi, Facebook'da takılırken takip ettiğim bir sayfada bir kitap alıntısı gördüm. Alıntı buydu:
"Eve gelirken on paket sigarayla bir deste kibrit aldı. Odasının ışığını yaktı. Elindekileri karyolanın altına, boş bavula koydu. Çevresine bakındı. Yoktu. Oturma odasını da aradı. Orada da yoktu. Bunca lüzumsuz eşya vardı da, neden en gereken, bir sigara küllüğü yoktu. Kadınlar da böyleydi. Dünyada gereğinden çok kadın vardı ama, yalnız bir teki yoktu."
O zamanlar pek kitap okumazdım, yeni yeni başlıyordum kitap okumaya, okuduğum kitapları da kütüphaneden alıyordum. O gün ilk defa alacaklar listesi yaptım ve o kitabı ekledim.

Kitabı ilk elime alışım...

2013'te alınacaklar listeme eklediğim ve hayatımda en çok etkileneceğim kitap olacağı aklıma dahi gelmeyen kitabı 2014'te sipariş ettim. Kitabın geldiği dönemde üniversite sınavlarıyla meşgul olduğum için diğer kitaplarımla beraber güzel bir yerde muhafaza ettim.
Kitabın sonu bir türlü gelmiyordu...

Kitap geldikten bir süre sonra onu okumak için elime aldım, bir defa değil tam 4 defa. Hepsinde de 40-50 sayfa okuyup bırakıyordum. Devamı gelmiyordu. Demek ki en çok etkileneceğim kitabı bitirmek için o zamanlar hazır değildim. Onu bitiremediğim için bende başka kitaplar okuyordum. O günlerde en çok sevdiğim kitap olarak bildiğim "Kürk Mantolu Madonna"yı okuyordum. Şu an bile 3 defa okuduğum tek kitap olma özelliğini devam ettiren tek kitabı okumuştum diğer kitap yine yarıda kesildiği için...
Ve kitap bitirildi...

Kitap bu sözcüklerle başlıyordu... "Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi." O'nun da olabileceği düşüncesi sıkıntıların yerini umuda bırakıyordu kitabın başında. Daha önce okuduğum zaman neden bu cümleyi okuduktan sonra kitap beni içine çekmedi diye çok düşündüm ama zamanı değildi demek ki... O'nun da hala bu dünya üzerinde nefes alıyor düşüncesi içimdeki umudu hep diri tutuyor. Şu an olduğu gibi...
Kitap hakkındaki düşüncelerim...

Kitabın ismini sonlara bırakmak istedim, evet o kitabın ismi "Aylak Adam" bana Yusuf Atılgan'ı sevdiren kitap. Diğer bütün kitaplarını okumama neden olan bir kitap. Bu kitabı okuyana kadar en sevdiğim kitap yukarıda da söylediğim gibi "Kürk Mantolu Madonna" kitabıydı ama bunu okuduktan sonra kararım değişti. Hatta öyle bir hal aldı ki, sevdiği bazı kitapların isimlerini söylemeyecek kadar sahiplenen arkadaşımla dalga geçerken, kitaplar kıskanılır mıymış derken aynı şey başıma geldi. İlk defa bu kitabı bu kadar sahiplendim ve ismini zikretmez oldum herkese...
Kitabı neden bu kadar benimsedim?

En önemli sebebi şu ki Bay C. ile kendimi buldum adeta. Ve en önemli ortak özelliğimiz ikimizin de bir arayış içerisinde olması. Sıradanlıktan hoşlanmayan, kendini toplumdan kısmen soyutlamış, farklılıklar peşinde koşan Bay C.'yi kendime bu yönleriyle çok yakın buldum. Bir kaç şey daha var aklıma ama onların bende saklı kalmasını istiyorum.
Kitaptan bir kaç alıntı...

"İnsanları yalan söyledikleri zaman dinlemeyi severim. Olmak istedikleri, olamadıkları "kişi"yi anlatırlar."
"Bir sanatçının en güzel eseri hiç bitmeyecek olanı değil mi?"
"En yakınlarına bile siz diyenler tanırım. Üstelik onları sevdiklerini de söylerler. İnanılır mı onlara? Kibar görünme yapmacığı değil de nedir bu?"
"Konuşmam yetmiyormuş gibi düşünmeye de başladım. En kötüsü buydu. Çoğu insanlar gibi düşünmeden konuşsaydım kimse bir şey demeyecekti ama ben düşündüğümü söylemeye kalktım."
"Dünyada hepimiz sallantılı,korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz.Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır."
...vee kitabın bitiş kısmı...
Konuşmak gereksizdi...

"Otobüs kalkmış gidiyordu. Koşarken,
— Heyy, dursana! diye bağırdı.
Geçenler ona bakıyorlardı. Bir adama çarptı; sonra birine daha... Gittikçe uzaklaşan
otobüse yetişemeyeceğine inanamıyordu. Bunun bir yolu olmalıydı. Otobüs ilerde, başka
taşıtların arasında kayboldu. İnsanların hızlı yaşadıkları bir çağda olduğunu neden
unutmuştu? Soluk soluğa durdu. Ötekiler ona bakıyorlardı. Önünden geçen taksiye el
salladı.
— Taksi!
İçi doluydu, durmadı. Otobüse yetişebilmek için bunlardan birini durdurması gerekti. Yolun
ortasına çıkıp karşıdan hızla gelen taksiye iki kolunu da kaldırdı. Araba yavaşlayıp yanından
geçmek niyetiyle sağa kırınca önüne koştu. Bir kadın bağırdı. Taksi durdu. Kapıyı açıp
dışarı çıkan şoföre yaklaşırken arkada oturan adamın sıkıntılı, kızgın gözlerini gördü. Belki
işine giden bir komisyoncuydu. Şoför,
— İtoğlu, dedi. Canına mı susadın?
— Beni otobü...
Göğsüne inen yumrukla sendeledi. Önce şaşırdı, sonra içinde kabaran bir öfkeyle
şoförün suratına vurdu. Adam elleriyle yüzünü kapayıp ıslak taşlara kıvrıldı. Parmakları
kanlıydı. Çevresini yavaş yavaş otomobil kornalı, tramvay canlı, insan sesli bir gürültüdür
kapladı.
— Burnu kırılmış, diyorlardı.
— Bayılmış.
— Burnu kırılmış! Birisi kolunu tuttu.
— Ne var, ne oldu? diye sordu. Baktı, bir polisti. Taksideki adam,
— Ben gördüm, dedi. Kabahat onda. Arabanın önüne geçip durdurdu. Üstelik şoföre
vurdu.
Çevresindeki herkes ona düşmanca bakıyordu. Kuşatılmıştı. Artık otobüse yetişmesi
olanaksızdı. Birden sol şakağındaki ağrı yeniden başladı. Yıllardır aradığını bulur bulmaz
yitirmesine sebep olan bu saçma, alaycı düzene boyun eğmiş gibi kendini koyverdi. Şimdi
ona istediklerini yapabilirlerdi. Yanındaki polis kolunu sarsıp, ummadığı yumuşak bir sesle
sordu:
— Ne oldu? Anlat.
— Otobüse yetişecektim...
Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu;
anlamazlardı."
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar