Bilim adamları yıllardır insan yaşamına izin verecek gezegenler aramakta. Bu uğurda sürekli keşifler yapıp yeni gezegenler ve uydular aramaktalar. NASA, 13 Nisan 2017 tarihinde Jüpiter'in uydusu Europa ve Satürn'ün uydusu Enceladus hakkında açıklamalar yaptı. NASA, Europa ve Enceladus'un Güneş Sistemi'nde Dünya'dan sonra yaşam barındırma potansiyelinin en yüksek olduğu gök cisimleri olduğunu açıkladı. Bir evi satın alıp yerleşmeden önce manzarasına, konumuna ve yapısına bakarsınız. Gelin şimdi de gelecekte evimiz olması muhtemel bu iki eve bakalım.
Dev gezegen Jüpiter'in uydusu Europa.

Jüpiter'in 67 uydusundan birisi Europa'dır. Aslında Europa ilk defa 1610 yılında Galilleo Galilei tarafından keşfedilmiştir. Jüpiter'in iki numaralı uydusudur.
Buz tabakasıyla kaplanmış yüzeyinin altında okyanus var.

Europa'nın yüzeyi buz tabakalarıyla kaplıdır ve NASA bu buz tabakasının altında okyanus ve göllerin olduğunu tespit etmiştir. Yani insan yaşamının temellerinden olan su, bu uyduda bulunmakta. Bu sahte renkli resimde kırmızımsı-kahverengi alanlar, jeolojik aktiviteden kaynaklanan buz olmayan malzemeyi temsil etmektedir.
Dünya'dan 10 kat daha fazla hidrojen barındırıyor.

Okyanus ve göller, buz katmanının 100 km aşağısında. İçerdiği su miktarının Dünya'dan çok daha fazla olan Europa'nın buzlu yüzeyi altındaki bu okyanusta olası bir yaşama ev sahipliği yapma ihtimali şaşırtıcı olmaz.
İçerisi başka canlıların yaşamasına müsaade ediyor olabilir.

Fotoğraflarda da gördüğünüz üzere Europa yüzey çatlaklarına sahip. Uyduya çarpan kuyruklu yıldızlar ve meteorlar bu çatlaklardan içeriye girebilir. Güneş ışığı da bu aralardan içeriye sızacağı için bitkiler için bir fotosentez meydana gelir bu da bitkilerin beslenmesi anlamına gelir. Su altında olan canlılardan yüzeye çıkanlar bu bitkilerden yararlanabilir. Çatlaklardan içeriye giren Güneş ışığı sayesinde canlılar yüzeye çıkabilir. Fakat bunun olabilmesi için canlıların ışığı fark edebilme yetisine sahip olması gerekir. Bilim adamları Dünya'ya çarpan ve hidrojen barındıran bir kuyruklu yıldızın yaşam tohumlarını bıraktığını ifade eder. Tabii bu bir teori. Yani bizler, kuyruklu yıldızın taşıdığı bir hidrojenin Dünya'ya çarpması sonucu oluşmuş canlılar olabiliriz. Aynı şeyi Europa için söylemek de mümkün.
Çevresindeki halkasıyla küçüklüğümüzden bu yana bize merak uyandıran gezegen Satürn'ün uydusu Enceladus.

Satürn'ün altıncı büyük uydusu Enceladus, 1789 yılında William Herschel tarafından keşfedilmiştir. Fakat Satürn'ü inceleme maksatlı gönderilen ''Cassini Uzay Aracı'', Enceladus'un yanından geçerken bir buz patlaması gerçekleştirdiğini gözlemledi. Patlayan bu buz lavlar yüzeye su saçıyordu. Bütün bunlar NASA'nın dikkatini çekti.
Yıllarca yapılan araştırmalar sonucunda yaşamı gerekli kılan elementlerin bu uyduda var olduğu tespit edildi.

Aslında Cassini Uzay Aracı, Enceladus yüzeyinden fışkıran suyu 2005 yılında tespit etti. Fakat 2005 yılından bu yana yapılan araştırmalarda suyun; azot, karbon ve hidrojen barındırdığı tespit edildi. Bu çok önemli çünkü hidrojen su altında canlıların yaşamı için bir ortam hazırlıyor.
Su püskürtmesi okyanus diplerinin sıcak olduğunu gösteriyor.

Yer altındaki bir güç suyun yeryüzüne fışkırmasını sağlıyor. Bu da okyanus diplerinin sıcak olduğunun bir göstergesidir. Okyanus diplerinde canlı yaşaması için Güneş ışığına gerek yoktur. Zaten 11 km derinliğiyle Dünya'nın en derin yeri olan Mariana Çukuru'nun dip bölgelerinde yaşayan canlılar Güneş ışığından mahrum kalmıştır. Böylesine karanlık ortamda görebilmeleri ve yaşayabilmeleri bu ortama ayak uydurduklarının bir göstergesidir. Enceladus için de bunu söylemek mümkün. Fakat şu an elde edilen bilgilerle içerisinde canlı yaşadığı kesin değil. Ama bu veriler dikkate alındığında içerisinde tek hücreli mikrobik canlıların yaşaması yüksek bir ihtimal. Hidrojeni barındırıyor olması insanlar için de yaşam ortamı hazırlamasına ihtimal veriyor.
Peki Mars'a ne olacak?

NASA, ''Kızıl Gezegen'' olarak da adlandırılan Mars'a 2030 yılında insanların ayak basacağını iddia etti. Fakat bu ayak basma orada kalıcı olma anlamı taşımıyor. Bir grup insan Mars'a yolculuk yapacak ve tekrardan geri dönecek. Bu gidiş dönüş ortalama 1 yıl sürecek.
Europa ve Enceladus, Mars'tan daha yüksek derecede insan yaşamına müsaade ediyor. Dünya, Güneş'ten gelen mor ötesi ışınları önleyecek bir katmana sahip. Fakat bu katmanın Mars'ta olmadığını gözlemliyoruz. Bu durum, burada hiç korumamız olmayacağı anlamına geliyor. Binlerce yıldır devam eden solar radyasyon gezegenin atmosfer tabakasını yırtıp atmış. Mars'ın suları kaynamış ve büyük bir kısmı buharlaşmış. Yüzeyi kurak bir çöle dönüşmüş. Bu sebeple şu anki teknoloji ile Mars'ta yaşama fikri hiç akıllıca değil.
Aslında bizler birer Marslı da olabiliriz.

Yukarıda, su taşıyan bir kuyruklu yıldızın Dünya'ya çarpması sonucu yaşam tohumlarını ektiğinden bahsettim. Ayn bu teoriye benzer başka bir teori ortaya atılmakta. Mars bir zamanlar canlı yaşamına müsaade etmekte idi. Bilim adamları, Mars'a çarpan bir gök taşının canlı tohumunu Dünya'ya taşıdığını öne sürüyor. Su taşıyan kuyruklu yıldız ve Mars'a çarpan gök taşı sadece bir teoriden ibaret. Şayet bu teori doğru ise hepimizin ana vatanı Mars olmuş oluyor.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar