"Ah Böyle Aşklar Var Mı?" Dedirten Kürk Mantolu Madonna

Bir solukta biten bir aşk hikayesi

"Ah Böyle Aşklar Var Mı?" Dedirten Kürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna, 1943 yılında yayımlanan bir Sabahattin Ali romanıdır. Raif Efendi'nin aşkla sarmaladığı içsel yolculuğunu konu alan roman, ilk önce 1940 yılında Hakikat gazetesinde “Büyük Hikaye” başlığı altında 48 bölüm yayımlandı, daha sonra 1943 yılında Remzi Kitabevi tarafından basıldı.Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna'yı ikinci kez askerlik yaptığı Büyükdere'de yazdı. Romanı yazdığı günlerde kol bileği çatlayınca, kolunu sık sık sıcak suya sokarak kitabı yazmaya devam ettiği biliniyor. Gelin Raif Efendi'nin başından geçenleri tek tek anlattığı kitabı inceleyelim.

İbret alınası onlarca olay...

"Ah Böyle Aşklar Var Mı?" Dedirten Kürk Mantolu Madonna

Romanın baş karakterleri Raif Efendi ile Maria Puder'dir. Raif Efendi içine kapanık, sessiz, dış dünyayla alakası olmayıp, çevresine uyum sağlayamazken, Maria Puder, daha dinamik, dominant ve renkli bir kişiliktir.

Raif, 20'li yaşlarda gittiği Berlin'de, sanata olan düşkünlüğü sayesinde bir sanat galerisine gider. Galeride bir tabloda gördüğü kadına platonik olarak aşık olur, daha önce hiç hissetmediği duyguları hisseder, o kadar hayran olur ki, her fırsatta o tabloyu görmeye gider. Bu artık onun için bir alışkanlık haline gelmiştir. Bir gün tablonun sahibi olan Maria Puder, Raif'in yanına gelir. Raif'in tabloya olan hayranlığının farkında olan Puder, onunla konuşur. Bu konuşmadan sonra hiçbir şey aynı olmayacaktır.

(Buradan sonrası bol bol spoiler içerir.)

Maria, baskın bir kişiliktir hatta Raif'i çok naif bulmaktadır

Bu zıt özellikler onları tamamlar ve uzun sürecek bir ilişkiye başlarlar. Raif, Maria'yı çok sever ama bir türlü Maria'nın kendisine olan sevgisinden emin olamaz. Yine de mutlu bir ilişki sürmeye devam ederler. Bir gün babası hastalanıp yanına çağırdığı için Raif, Havran'a dönme kararı alır. Sürekli mektuplaşırlar ama birkaç ay sonra Maria'nın mektupları kesilir. Raif, Maria'nın kendisinden vazgeçtiğini, sıkıldığını düşünür. İşte tam da burada Raif Efendi'nin hayatı altüst olur.

Sevmediği bir kadınla evlenir, on yıl sonra da Maria'nın bir akrabasını görür ve ondan Maria'nın ölüm haberini alır. Bunun yanında aldığı çok acılı bir haber daha vardır. Maria'nın mektuplarında bahsettiği iyi haber bir bebekti. Maria bebeği dünyaya getirirken komaya girerek bir hafta sonra vefat etmiştir.

Raif Efendi, ölümü yaklaşırken bunları yazdığı defterin, yakılması için genç iş arkadaşına verir. Genç iş arkadaşı da duyduğu merak ve Raif Efendi'yi tanıma isteği yüzünden defteri okur.

Çıkartılacak sonuç...

"Ah Böyle Aşklar Var Mı?" Dedirten Kürk Mantolu Madonna

Sabahattin Ali, bunu şöyle açıklamış:

”Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!... Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”

Yani, çevremizde gördüğümüz ve basit olarak nitelendirdiğimiz bir insanın neler yaşayıp, ne gibi sorunları olduğunu bilemeyiz. Onları yadırgayıp, dışlamak yerine, destek olup, sorunlarının üstesinden gelmelerinde yardımcı olmalıyız. Egomuza yenik düşüp, insanları görmezden gelmek, acınası bir durum.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Romanı okumanızı, okutturmanızı ve hiçbir zaman geç kalmamanızı dilerim.

#Cøsette

"Ah Böyle Aşklar Var Mı?" Dedirten Kürk Mantolu Madonna
Cevapla