Bizden olmalı. Değerlerimiz gibi müziğimiz de. Bizim çalgılarımız olmalı; ud gibi, ney gibi, saz gibi.
Dinlerken keyif olmalı, en az keder kadar.
Aşkı anlatmalı. Aşk ile yananı, aşk ile yanmışı.
Dostluğu anlatmalı, anlatmalı ki onsuz yaşanmayacağını.
Vatanım kokmalı, Kalamış olmalı, benzememeli kimseye.

Tarih
Gelenektir aslında Türk Sanat müziği. Klasik batı müziği ile hint müziğinin karmasıdır. Osmanlı musikisine rakip olarak doğmuştur. Çünkü Osmanlı musikisinin Bizanslılardan ve İranlılardan beslendiğini düşünmüşlerdir. Yakın tarihine baktığımızda Cumhuriyet'in ilk yıllarında önemsenmemiş hatta kısa sürede olsa da (1934-1936 yılları arasında) yasaklanmıştır.
10.yüzyılda Farabi ile başlayan oluşum bölümü, İstanbul'un fetih edilmesi ile Devlet'in içinde Rönesans akımını da başlatmıştır. Osmanlı Devletine sığınan bir çok sanatçı sayesinde çok seslilik baş göstermiştir. Tanzimat döneminde ise Romantik dönem yaşanmıştır Türk Sanat musikisi için. İsmail Dede Efendi de dönemin muhteşem bir rengidir.
1970'lerde Konservatuar eğitimleriyle tekrardan hareketlenen Türk Sanat Müziği, günümüzde de hala dinleyenlerin keyif aldığı bize ait, bizden olan bir hale gelmiştir.

Yön Veren Sanatçılar
Münir Nurettin Selçuk

1900-1981 yıllarında yaşamış bestekar sanatçı, 1915 yılında Dar-ül Feyz-i Musıkî Cemiyeti ile başlayan musiki hayatı, Ziraat okumak için Macaristan'a gitmesiyle sekteye uğramıştır. 1920 Yılında vatan toprağına dönen Selçuk, Tevfik Fikret'in şiirini besteleyerek adından söz ettirmiştir. Eskiyle yeniyi birleştiren bir üslupla 1928 yılında ilk plağını çıkaran Münir Nurettin, 1930 yılında tek başına konser veren ilk sanatçı olmuştur. Türk Sanat müziğine hediye ettiği Kalamış, Sessiz Gemi, Aziz İstanbul ve Endülüs'te Raks eserleri ile ölümsüzlerin arasına girmiştir.
Zeki Müren

1931 yılında Dünya'ya gelen 'Sanat Güneşimiz' bestelediği şarkılardan çok seslendirdiği eserler ve kadife sesiyle tanınır. Bir döneme yön veren 'Devlet Sanatçımız' 600'ü aşkın plak ve kaset doldurarak döneminin en iyisi, geleceğin ise ışığı olmuştur. Daha ilkokulda yeteneği keşfedilen Müren, solfej ve makam dersleriyle başladı musiki hayatına. 1950 yılında henüz üniversite öğrencisiyken TRT İstanbul Radyosunun açtığı ve 186 adayın katıldığı solist sınavını birincilikle kazandı ve 1951 yılında ilk radyo konserlerine başlıyor sanatçı. 15 seneyi aşkın süre devam eden radyo konserlerinden sonra plaklar ve albümlerle uzun bir yola giriyordu. 11 yıl hiç durmadan sahneye çıktığı Maksim Gazinosunda, sesiyle beraber dönemin dışında giyinişiyle de etkilemiştir sevenlerini. Seslendirdiği ve bestelediği; "Şimdi Uzaklardasın, Manolyam, Bir Demet Yasemen, Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin, Elbet Bir Gün Buluşacağız eserleri ile ölümsüzlüğü keşfetti.
Müzeyyen Senar

1918 yılında dünyaya gelen 'Devlet Sanatçı'mız musiki hayatına Anadolu Musiki Cemiyeti'nde başlamıştır. İstanbul Radyosu ile geniş kitlelere ulaşan sanatçımız, 1933 yılında 10. Yıl Belvü Gazinosu'nda sahne almaya başladı. Mustafa Kemal Atatürk'ün önünde 5 defa şarkı söyleyen Senar, Dolmabahçe sarayında ilk konser veren şarkıcı olmuştur.
Müzeyyen bu Atatürk ve onu görüyorsun. Rüya mıydı acaba? diyordum. Hayır değildi. Atatürk'ü gördüğümde bayılacaktım. Yüzüne bakamadım.
Zekai Tunca

1944 yılında Ankara'da doğan, sanatın bir aşkı dalıyla (Resim) başlayan sanat aşkı, 1965 yılında Birleşmiş Türk Müziği Sanatçıları derneğinin ses yarışmasında Ankara birincisi oldu. Müzik öğretmenliğinin yanı sıra 1979 yılından günümüze kadar 14 albüm çıkardı. Yurt dışında; Cezayir, Suriye, SSCB, Avustralya, ABD, Almanya, Hollanda, İtalya, Bosna, Belçika, Arnavutluk'ta özel ve resmi konserler verdi. 1998 yılında 'Devlet Sanatçısı' ödülünü aldı.
Bülent Ersoy

1952 yılında dünyaya gelen sanatçı, Türkiye'nin Diva'sı denildiğinde akla gelen ilk isimdir. Sahneye daha 18 yaşındayken 1970 yılında Üsküdar'da çıkmıştır. 1971 yılında ise ilk 45'liğini çıkarıp geniş kitlelere ulaşmıştır. Dönemin en popüler gazinosu Maksim'de Assolist olarak sahne almıştır.Bir çok albüm yapan sanatçı 1980 darbesinde tutuklanmış, 1980-1989 yılları arasında tercihleri sebebiyle sahne yasağı getirilmiştir. 1989 yılında vurulan sanatçı, sivri dili ile tanınır. Japon bilim adamları tarafında test edilen sesi, %100 kusursuz olarak tarihe yazılmıştır.
Aşkı anlatır dedik ya bir kere, yanmışıyla, közüyle, yakanıyla böylesine güzeldir Türk Sanat Müziği. Beni aşk ile divane eden, Zeki Müren'den; muhtacım gözlerine, muhtacım sözlerine dedirten, Zekai Tunca'dan; seninle tattım her mutluluğu dizelerinde kendimi bulduğum, Müzeyyen Senar'ın söylediği gibi; benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım dedirten kadınım, her şeyim en özelime, @lαѕтlove_мαjeѕтe'ye ithaf olunmuştur.
Daha önceki Müzik bencelerim için;
Yardımsever Rockçı: Haluk Levent
En Güzel Duyguların Adamı: Kıraç
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar