İzlemiş olduğum ve beni çok etkileyen bir yaşanmış hikayenin filmini kendime göre uyarlayıp sizlere anlatacağım. Ve bu bencemi sıkılmayın diye kısa tutmayacağım kısa tutulmaması gereken ders veren bir yaşanmış hikayedir. Ve şu filme ait müziği açıp okumanız önemle rica olunur.
1992 yılında Gürcü-Abhaz Savaşı’nın başlamasıyla, yüz yıldır bölgede yaşayan Estonyalılar köylerini terk ederek atalarının yurduna döndü; geriye sadece birkaç kişi kaldı. Ivo ve Markus, Abhazya’da savaş yüzünden terk edilen bu Estonya(çeçen) köyünde kalan son iki kişidir. Mandalina hasadını kaldırıp orayı terk etmek istemektedirler fakat savaş kapıya çoktan dayanmıştır ve bütün hesapları alt üst olur. Arazilerinde biri Gürcü diğeri çeçen, ama birbirlerine düşman oldukları kesin iki yaralı bulur ve ikisini de iyileşinceye kadar evlerinde misafir etmeye karar verirler.
Bu fotoğraftaki gürcüdür.
Ve bu fotoğraftaki ise çeçen.
Bu ise onları bulup evinde bakmaya çalışan ihtiyar.
Bu kişi, ihtiyarın en iyi komşusu ve mandalina hasadını toplayıp buradan gitmek isteyen kişidir.
Çeçen evde tedavi edilmektedir eldeki imkanlarla, diğer odada ise gürcü tedavi edilmektedir. Çeçen ayağa kalkıp gürcünün odasına girip onu öldürmek istemiş ve başarılı olamamıştır ve bunun üstüne ihtiyar ondan söz ister bu evde kimse kimseyi öldüremez. Bunun üzerine çecen öyle ise dışarıda öldürürüm onu diye söyler. Çeçen gürcüye göre daha sinirli daha intikamcıdır.
Biraz iyileşip çeçen ile gürcü aynı masada yemek yer iki tarafta birbirine düşmandır ve aralarında şöyle bir konuşma geçer. Ve sürekli atışırlar birbirlerinin üstüne yürürler.
İlk masaya birlikte oturduklarında konuşma şöyle;
Çeçen; Bak gürcü belki biliyorsundur ama korkmana hiç gerek yok kurtarıcına onun evinde seni öldürmeyeceğime dair ihtiyara söz verdim. Yaşamak istiyorsan evde kal kafanı dışarıya bile uzatma, çünkü bunu yapacak olursan kafanı boynundan ayırı veririm.
Bunun üstüne ihtiyar şöyle der; Peki camdan dışarı tuvaletini yapabilir mi? ve gürcü olan çeçenin yüzüne içtiği kahveyi atar ve birbirlerine girecekken ihtiyar kızıp ikisini de oturtur.
Sonra akşam yemeği gelir ve yine aynı masaya otururlar ve birbirlerine çok düşmandırlar. Ve içeride gürcü müziği çalmaktadır.
Gürcü; ivo(ihtiyar) başka müzik bulamaz mıyız acaba bu çalan beni delirtecek? Ve araya çeçen girer ama benim hoşuma gidiyor ben dinliyorum diye söyler ve söyledikten sonra gürcünün oturduğu masaya oturur ve sen nasıl müziklerden hoşlanıyorsun gürcü diye sorar.
-Gürcü: Bu çalan hoşuma gitmiyor.
-Çeçen: Gürcü müziği mi? ama gürcü müziği benim hoşuma gidiyor.
-Gürcü: Gürcü toprakları da hoşuna gidiyor dimi?
-Çeçen: gürcü toprakları da neresiymiş?
-Gürcü: Burası gürcü toprakları, gürcü topraklarının üstünde oturuyorsun anladın mı?
-Çeçen: Hayır bir estonya sandalyesinin üstünde oturuyorum.
-Gürcü: Aman ne komik.
-Çeçen: Evet estonya toprakları üzerinde estonya evinde bir estonya sandalyesinde oturuyorum.
-Gürcü: dinle, sen hiç okula gitmedin mi? sizin oralarda hiç okul var mı?
-Çeçen: ne var mı?
-Gürcü: okulunuz var mı oralarda diye sordum.
-Çeçen: güler(alaycı tavırla)
-Gürcü: niye sırıtıyorsun yabancı. Gürcistanda ne kaybettiğinizi biliyor musun?
-Çeçen: Ben küçük bir milleti senin gibi yabancılardan koruyorum gürcü!
-Gürcü: Anlaşılanlara göre gerçektende sizin orda okul yok hiç bir şey anlamıyorsun. Hiç birşey bilmiyorsun, Hiç tarih okudun mu? daha doğrusu hiç kitap okudun mu?
-Çeçen: Söylediğin hiç birşeyden alınacak değilim ne söylediğin umrumda değil. Bu evdeyken güvendesin istediğin kadar saçmala !
-Gürcü: Hadi o zaman dışarı çıkalım.
-Çeçen: Daha yürümeye halin bile yok seni toz beziyle bile öldürebilirim ama bu hiç erkekçe olmaz hele bir iyleş bakalım senden geriye ne kalacakmış.
-Gürcü: Seni lanet olası pislik! ve yerinden kalkmaya çalışıp üstüne yürürken düşer.
-Çeçen: alaycı tavırla, gücün yetmiyorsa ötmeyeceksin seni küçük solucan.
-Gürcü: topraklarımdan defol git seni lanet olası pislik.
-Çeçen: sana söyledim ya burası gürcü toprağı değil, hadi git de uyu fazla zamanın kalmadı.
ihtiyar girer ve yeter artık Ahmet(çeçen)!
-Çeçen: Af edersin ivo(ihtiyar).
Ve Çeçen gürcüyü dışarı görür ama birşey yapmaz. İhtiyar sorar çeçene baksana gürcü dışarda niye birşey yapmıyorsun, Çeçen ise alaycı bir tavırla tebessüm eder. Ama hala birbirlerini pek sevdiği söylenemez.
ve bu 5 dk lık videoyu izledikten sonra final tamamlanacaktır.
Bu videonun sonunda bir 5 dk lık kısım var onu anlatmak istiyorum. Çeçen ihtiyarla beraber gürcüyü ihtiyarın isteğiyle ölen oğlunun yanına gömer ve ihtiyarla şöyle bir konuşması geçer.
-Çeçen: Oğlun nasıl öldü ?
-İhtiyar: Savaş başladığında öldürüldü.
-Çeçen: Kim öldürdü ?
-İhtiyar: Tanrı bilir. Savaş başlar başlamaz katılmıştı topraklarımızı korumamız gerektiğini söyledi. Onu kararından vazgeçirmeye çalıştım bu kimsenin savaşı değil dedim ama dinlemedi.
-Çeçen: Yani onu gürcüler mi öldürdü?
-İhtiyar: evet ama ne fark eder ki.
-Çeçen: nasıl ne fark eder bir gürcüyü oğlunun yanına gömdürdün.
-İhtiyar: Ahmet(çeçen) bu bir fark yaratır mı?
-Çeçen: . . . .
-İhtiyar: Cevap ver bana ?
-Çeçen: hayır yaratmaz.
-İhtiyar: Doğruca eve mi döneceksin ?
-Çeçen: Ailemin yanına dönücem ailemi çok özledim. İhtiyar söylesene gürcünün yerine ben ölseydim eğer oğlunun yanına beni gömermiydin?
-İhtiyar: evet( tebessüm eder) belki biraz daha uzağa ( ve gülerler .)
-Çeçen: Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Tam vedalaşırken ihtiyar onu ittirir ve hadi git vedalaşmayı hiç sevmem diyip Çeçen oradan gülerek ayrılır.
kanka yarın bakıcam filme ama begendim konusunu ilk basta baslıkta seni görünce de hemen girdim doğrusu mandalina bahçesi sound dinledim bu arada okurken , filmi de begenicegimi düşünüyorum öğle arası bakıcam
En İyi Cevaplar