Acıkmıştı psikopat. Birazda özlemişti sanki sıcak hastane yemeklerini. Açtı dolabı ama gitmedi eli yemeklere. Geçti odasına , bomboş duvarlar kırmızı renge boyanmıştı. Yinede bazı gecelerin yansıması olan kan lekeleri belli oluyor , siyah perdeleri aralanmış pencereden süzülen rüzgar sesi içeriye süzülüyordu. Kocaman salonda bir tek yuvarlak masası ve oturduğu zaman içine çöken eski bir koltuğu vardı. Masasının üstünden eksilmeyen alkol şişesi ve küllüğü. Yaktı sigarasını aldı eline telefonunu. Bastı tuşlara yavaş yavaş '1' , '1' , '2'.
-Buyurun 112 , nasıl yardımcı olabilirim ? +İyi akşamlar kusura bakmayın rahatsız ediyorum , şey.. Yan komşumun biraz psikolojik problemleri var. Yalnız yaşıyor ve az önce acı içinde çığlıklarını duyduk. Korkuyoruz onun için gelebilir misiniz acaba ? -Tabii ki. Adresi verebilir misiniz lütfen , en kısa sürede ambulans ulaşacaktır. +Şehitler mahallesi , Yeşilköy Caddesi. No:67 Denge apartmanı , dairesi 13. -Teşekkürler duyarlılığınız için hemen bir ekip yönlendiriyorum. +Ben teşekkür ederim. ' dedi psikopat.
Hafif bir tebessüm ile aldı eline 50'li yıllardan kalan dostunu. Kesti bileklerini ve gelen rahatlama ile birlikte arkasına yaslandı. Kapattı gözlerini ve beklemeye başladı.. Bir an için çalan kapı sesiyle irkildi psikopat. Bileklerinde açtığı kesikleri unutup doğrulmaya çalıştı koltuğun iki kolundan destek alarak. Düştü koltuğuna acı içinde. Neler olduğunun farkına varması çok uzun sürmedi , doğruldu hızlı adımlarla ve bir hışımla açtı kapıyı. Bileklerinden akan kan yüksek tempoyla yayıldı eşiğe. İhbar üzerinde gelen sağlık ekipleri yanlarında polisi de getirmişti. Pek yabancı değildi yüzleri psikopat için.
-Neden yapıyorsun bunu kendine be kardeşim , bir kerede mutlu göreyim seni. Tebessüm etti psikopat ; +Mutsuzuz sanıyorlar beni. Oysa ben mutsuz değilim, onlar boş yere bu kadar mutlu. -Uzat elini doktorlara hadi hastaneye , yaraların çok kötü bir gün ölünü alacağız senin. +Ölmek bir şey değil, korku verici olan şey yaşamıyor olmak. ' dedi psikopat..
Bazılarına göre o bir deliydi. Ona sorarsanız da onlar birer aptaldı. Neyin ne olduğunun pek bir önemi yoktu aslında , kendisine bile tahammülü kalmamıştı.
Kafeterya
-İsminiz ? +Psikopat diyorlar. -Beyefendi gerçek isminiz nedir ?
Düşündü psikopat. Ona gerçek ismi ile hitap edilmeyeli çok uzun bir zaman olmuştu , duraksadı. Kendisinin bile duymaya alışık olmadığı bir isimi nasıl bu benim diye rahatça söyleyebilirdi ki. +Burak.. Burak ' dedi soğuk ve buğulu bir sesle.
Dikişleri atıldı bileklerine , uyuşturulmasını istemese de her zaman olduğu gibi doktorlar onu dinlememişlerdi. Yattı yatağına , kaybettiği kanlar gözlerini açmasına engel oluyor , bilincini açık tutmasını zorlaştırıyordu. Tenine giren iğnenin acısıyla açtı gözlerini psikopat. Saate baktı , 45 dakika uyuduğunu farketti. Biraz zorlanarak doğruldu ve doktora kafeteryaya gidip gidemeyeceğini sordu. Aldığı cevap onu fazlasıyla memnun etmişti. Oturdu bir masaya siparişini verdikten sonra. Beklediğinden çok daha fazlası vardı menüde. Yemekler geldiği zaman zorlandı bileklerinin kesik olmasından dolayı. Onun bir sorun teşkil etmiyordu ama yanına yaklaşan doktor rahatsız olmuştu bu durumdan belli ki.
-Oturabilir miyim ? +Neden , bir sürü boş masa var ? -Yardım etmek istiyorum , yaralısın.
Gülümsedi psikopat ; +Ücrete dahil değilse neden olmasın doktor hanım.
Hafif sıcak bir sohbet ortamı oluştuktan sonra sordu doktor ;
-Neden kestin bileklerini , ölmek mi istedin ? +Asla sorunlarım var diye kendimi öldürmem. Öfkeme yenik düşersem onları öldürürüm. -İyi birisine benziyorsun halbuki , yanılıyor muyum yoksa ? +Normal şartlarda iyi biriyim. Ama şartlar hiç normal olmadı doktor. -Yok mu dertlerini paylaşabileceğin eşin , dostun. Yalnız mı yaşıyorsun ? +Yalnızım , ama şikayetçi değilim bu durumdan. Bir gün beni hiç anlamadıklarını fark ettim. Ondan sonra kimseye doğruyu söylemek gelmedi içimden. İyiyim dedim hep. Onlarda inandılar. +Ya sen ? Neden benimle konuşmak istiyorsun ? Normalde benden uzak durup ön yargılar içinde uzaklaşman gerekmiyor mu doktor ? -Hayır , herhangi bir masken yok. Yaşadığın ve düşündüğün her şey bedenine yansımış. Ben diğer insanlardan çekinirim , senden değil. Uzaklara daldı psikopat , doyurmuştu karnını. Sigarasını çıkartıp çakmağına uzanırken doktor engel oldu ;
-Burada sigara içemezsin , hem sigara insanı öldürür ' dedi gülümseyerek. Beni öldüren o kadar şeyin içinden insanların dikkatini çeken tek şey sigara içmem mi ? ' diye geçirdi içinden psikopat. Tebessüm edip sohbet için teşekkür etti. Bugün burada kalması gerektiğini söylemişti doktorlar. Zaten evine gidebilecek enerjisi de yoktu. Çıktı odasına yattı yatağına. Kapattı gözlerini , o kadar yorgundu ki çok geçmeden uyumuştu.
Vardı kafamda kitap fikri , senaryoyu kurgulamıştım. Karakterleri olay örgüsünü hatta kitabın arkasındaki kapak yazısı olarak düşündüğüm metni burada soru olarak sormuştum başka bir kitabın içinde geçen yazıymış gibi nasıl olmuş diye. Ne bileyim sonra istemedim , kaldı öyle.
Şöyle söyleyim yazmayı her kişi yapamaz sen bunda yeteneklisin yazan insanlar duyguları derinlemesine yaşar öyle olduğu için bunun bir kısmını yansıtır yani senin yansıttığın bile böyleyse gerçek hislerin tahmin bile edilemez bence bunu yansıtmaya devam et kendini köreltme
Herhangi bir koruma ihtiyacı duymuyorum , eskiden insanlardan nefret ederdim. Şimdi ise onlara karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Tarifi olmayan koca bir hissizlik , tüm duyguları tüketmişim gibi. Nefret ediyorum diyorum bende. Bu kelimeler zerre anlatmıyor çünkü içimde var olan boşluğu.
Bu boşluğa neden nefret diyorsun? Nefret etmek zor birşeydir nefretinde kalmak da zordur zamanında nefret ettiğin insanlara karşı şimdi nefret etmiyorsun çünkü nefrete tabi kalmak çok zordur nefret herşeyi alır götürür
Nefret ettiğimi ' biliyorum '. Ama artık hissedemiyorum. şu an üstünde durduğum çoğu şey bu şekilde ilerliyor. Ne olduğunu ' biliyorum ' ama hissedemiyorum. anlıyor musun? Babamı sevdiğimi ' biliyorum ' , ama hissedemiyorum. Bir şişe viski aldım mutlu edeceğini ' biliyorum ' , ama heyecanlanamıyorum artık. Gece sokakların insanlardan arınmış temizliğinde yürüyüşe çıkıyorum huzuru ' biliyorum ' , ama o huzuru içimde hissedemiyorum. Yaşanılan geçmiş itibariyle neyin ne olduğunu bilmek , ama artık bildiğin şeylerin içinde kayboluşu. Ne olur anlamış ol.
Anlıyorum. Gayet iyi anlıyorum fakat içinde neden kayboluyor duyguların ya zamanında yoğun yaşadın duyguları ve fazlasıyla kullandın ya da duygularını tüketen sen değilsin dışardaki insanlar bazı insanlara değer verirsin ve aslında öyle olmadığını anlarsın ve alır götürür o duyguyu senden bir daha kimseye o kadar değer veremezsin bazı insanlara güvenirsin ve ihanete uğrarsın o alır götürür güven duygunu bir daha kimseye guvenemezsin sebebi bu olabilir mi? Bence ikinci seçenek sebebi sence?
Hayır sorun bir şey olması değil , hiçbir şey olmaması. Şu dünyada keyif alabileceğim bir şey düşünüyorum. Sıkılmadan yapabileceğim bir şeyin hayali bile olsa yeter bana. Kurarım hayalini yaşarım onunla benliğimde. Alaaddin'in sihirli lambasındaki cin gelse isticek birşeyim yok. Benim ihtiyacım olan kavramı tanrı yaratmamış gibi. Hiç var olmadığı için ne olduğunu da bilmiyorum. Dediğine gelince İnsanları hiçbir zaman bana bir vurgun yapabilecekleri kadar yakınıma yaklaştırmadım , güvenmedim. Kendimi bildim bileli nefret ettim onlardan. Küçücük çocukken bile üç beş çıkar arkadaşlığım vardı o kadar. İnsanlar aciz varlıklar , iğrenç istekleri , acınası eylemleri bitmek bilmiyor. Her haraketleri bencillik dolu , öne çıkma çabaları , yalanları dolanları , ihanetleri saymakla bitmez. Beni korkutan yalnızlık değil , yalnızlığımın bozulması. Bir şikayetimde yok. Bakma böyle sitemkar yazdığımyazı ama tek bir insan evladına tahammülüm yok. Tek istediğim Tanrı bana bir şey versin oyalanabileceğim
İnsanlar birer ruh emici benim gözümde sana ait ne varsa koparma peşinde hele ki bunu açık açık gördüğüm zaman damarlarımdan kan değil de nefret akıyor gibi hissediyorum gerçekten insanlardan uzak durmak akıllıca ama bu dünyada insan dışında oyalanacak birşeyler gerçekten yok eninde sonunda bir avuç insanla uğraşır bulursun kendini
En İyi Cevaplar