Film Senaryosu Olabilecek Bir Yaşam: Paranoid Distimi

O gece, yatak odasının loş ışığında, tavana boş boş bakıyordu. Zihni bir türlü susmuyor, düşünceler aklında yankılanıyordu. Telefonun ekranı tekrar yanıp söndü. Bir mesaj daha: "Ne zaman yüzleşeceksin?" Mesajın kimden geldiğine bile bakmaya cesaret edemiyordu. Arkadaşlarından biri mi yoksa yine o şey mi? Artık neyin gerçek olduğunu bile ayırt edemiyordu. Telefonu hızla kapattı ve masanın üzerine fırlattı. Başını ellerinin arasına alarak derin bir nefes aldı. Kendini sakinleştirmeye çalışıyordu ama içindeki o uğultu dinmek bilmiyordu.

Film Senaryosu Olabilecek Bir Yaşam: Paranoid Distimi

Aklından, uzun zamandır görüşmediği arkadaşlarına ulaşmak geçti, ama hepsiyle olan bağı koparmıştı. Onlara güvenmiyordu. "Telefonun diğer ucunda gerçekten onlar mı var?" Bu soru, zihnini sürekli kemiriyordu. Yavaşça arabesk bir şarkı açtı. Şarkının ağır, içe dokunan melodileri ve sözleri, zihnindeki kaosu bastırmak için en iyi yöntemdi. Ama bu sefer işe yaramadı. Şarkının ortasında bir yerlerde, bir fısıltı duydu: "Bu sen değilsin."

Film Senaryosu Olabilecek Bir Yaşam: Paranoid Distimi

Gözlerini kapadı, ama ne kadar kaçmaya çalışsa da fısıltı daha da yaklaştı. "Artık senin vaktin doldu." Gözlerini hızla açtı, odanın etrafına bakındı, fakat hiçbir şey yoktu. Aynadaki yansımasına bakmaktan bile korkuyordu artık. Her aynanın önünden geçtiğinde, yansımasının kendi hareketlerine uymadığını hissediyordu. Ne zaman bir aynaya bakacak olsa, yansıma önce duraksıyor, sonra gözlerini ona dikiyordu. Gözleri o karanlık figürün gözleriydi.

Film Senaryosu Olabilecek Bir Yaşam: Paranoid Distimi

Sabahın ilk ışıkları odaya sızmaya başladığında, gözleri şişmiş ve kızarmıştı. Zihni, bitkin ama uyanık kalmaya mecbur gibiydi. Bir süre daha ayakta kalırsa her şeyin kontrolünü tamamen kaybedeceğini biliyordu. Saatler geçtikçe, evin her köşesinden garip sesler gelmeye başladı. Mutfağın kapısı gıcırdadı, koridordan hafif bir ayak sesi duyuldu. Anason çayının son yudumunu içti ve o an tüm ışıklar bir kez daha söndü.

Bu sefer korkudan değil, öfkeden hareket etti. “Yeter!” diye bağırdı. Artık bu varlıkla savaşmak zorundaydı. Korkmaktan yorulmuştu. Bir el feneri aradı ama bulamadı. Kendi nefesini kontrol etmeye çalışırken, karanlık odanın ortasında durdu ve fısıltıları dinledi. "Ben senim..." Yine o ses. Bu defa yanıt verdi: "Hayır, sen sadece bir kabussun. Ben uyanık kalırsam, beni yenemezsin!"

Ama ses gülerek cevap verdi: "Artık uyumak zorunda değilsin. Çünkü çoktan uyandın."

Film Senaryosu Olabilecek Bir Yaşam: Paranoid Distimi

Adam o an, uykuyla gerçeklik arasındaki sınırın çoktan bulanıklaştığını fark etti. Ne kadar çabalarsa çabalasın, bu varlıktan kaçamayacağını hissetti. Artık ona direnmek için hiçbir gücü kalmamıştı. Yavaşça yere çömeldi ve başını ellerinin arasına aldı. Gözlerini kapadı ve fısıltıyı bekledi. Ama bu sefer hiçbir şey duymadı. Sessizlik, karanlığın içinde onu boğmaya başladı. O an, telefonunun ekranı bir kez daha yanıp söndü. Mesajı açmaya cesaret etti. Ekranda tek bir cümle vardı:

"Artık benimsin."

Film Senaryosu Olabilecek Bir Yaşam: Paranoid Distimi

Telefonu yere düşürdü, ama bu sefer kalkacak hali bile yoktu. Gözleri kapanmaya başladı. Arabesk şarkının son melodisi beyninin içinde yankılanırken, bir kez daha aynı fısıltıyı duydu:

"Sen artık ben değilsin."

Film Senaryosu Olabilecek Bir Yaşam: Paranoid Distimi
Cevapla