Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi

Malatyalı Fahri Kayhan tarafından sevdiği eşine yakılan bu türkü, bu hikayeyi okuduktan sonra bambaşka bir anlam kazanıyor akıllarda.

Türkü ve şarkıları muhakkak hikayesini bilerek ve anlayarak dinlemenizi tavsiye ederim.
Türkü ve şarkıları muhakkak hikayesini bilerek ve anlayarak dinlemenizi tavsiye ederim.
Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi

Fahri bey çok sevdiği ve istetirken bir mucize gibi beklediği Suna’sına güzel bir düğünle kavuşmuş ve hayatının mucizesi at üstünde yuvalarına gelmiştir. Aşk, denince kalemin elden düştüğü o dönemler, sadece sevdiği ve seveninin olduğu bir Malatya sabahında iki gerçek sevdalı yürek aynı eve yuva olma şerefini vermişlerdir.

Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi

Güzelliği dillere destan olan güzel kız Fahri beye aşk ve sadakatle evet demiş ve buz gibi bir evi harika bir yuva haline getirmiştir. Suna, Fahri Kayhan’ın eşidir. Çok sevmektedir Fahri Bey Suna’sını. Ancak sevdiğine, sevdiğini söylemenin bile ayıp karşılandığı yani cehaletin zirvede gezdiği, kıskananların hakimiyetinin olduğu o dönemde Fahri Bey her daim söyler eşine olan sevgisini, saygısını ve aşkını, ona olan sadakatini ve bağlılığını… O da eşinin gözlerinin kendisinden başka kimselere bakmadığını bilir ve yuva huzurla yoluna devam eder. Ayıp, kimse duymasın söylemleri yerine “sevdiğinize onu sevdiğinizi söyleyin” emrini daha mantıklı bulmuştur ve her durumda sevdiğine. Tabi sevildiğini duymaya hasret olan birileri içten içe sunadan ve sevgisinden nefret etmektedir.

Bunun için bir açığını bulmaya ve bu kadını nasıl olurda sevdiğinin gözünden düşürürüz diye düşünmeye başlarlar.

Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi

Mahalle kadınlarının hamamda olduğu ve peştemallerin bedenleri sakladığı bir zaman dilimi. İşte o hamam sefalarından birinde Suna’nın sırtında bulunan ve normal şartlarda peştamalinden dolayı asla görünme ihtimali olmayan bir ben dikkatini çeker hamamda bulunan ve sunanın yakın arkadaşı olan Neriman Hanım’ın. Peştemalin anlık bir açık vermesi Neriman hanımın aradığı açığı görmesine sebep olmuştur. Bunu nasıl kullanabileceğini düşünerek evine gelir. Şeytanın verdiği bir akılla artık bulmuştur Suna’yı nasıl yaralayabileceğini.

Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi


Neriman Hanım, akşam sofrasında laf arasında eşi Mustafa Bey’e, Suna’nın sırtında ben olduğunu, bu kadar yıllık arkadaşının sırtında bu benden nasıl habersiz olduğunu anlamadığını anlatır.

Suna ile ilgili bir sırrı kocasına vermiştir, eşinin ağzının gevşek olduğunu bildiği için artık Suna onun planıyla ama başkasının eliyle yok edilecektir.

Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi

Aradan zaman geçer…

Fahri Kayhan bir gün kahvede Mustafa Bey ile karşılaşır. Aralarındaki gizli husumet, küçük bir tartışmadan kavgaya dönüşür ve olay karşılıklı hakarete kadar gider…

Fahri Kayhan hiddetle cevap verir Mustafa Bey’e: “Bir daha karşıma çıkma, seni el aleme rezil ederim.”

Bu söylem karşısında sinirlerine hakim olamayan ve sırf Fahri Kayhan’ı yaralamak gayesiyle hareket eden Mustafa Bey’in dudaklarından şu sözler dökülüverir: “Sen benimle uğraşacağına kendi karına sahip çık, ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim.”

Sadece bir söz, bir kıskançlığın getirdiği bir kıvılcım, dünyaları yakmaya yetmiştir. Çünkü, bir çığı bir ses, bir heyelanı bir çakıl taşı başlatır gibi, bir dedikodu hayatları cehenneme çevirmiştir.

Fahri Kayhan beyninden vurulmuşa döner. Mustafa beyde bu hatasını anlamıştır, ama dönülmez yola girilmiştir. Oradaki herkese eşinden duyduğunu, bunun bir kadın sözü olduğunu söyler ve kahveyi terk eder.

Fahri beyde Mustafa beye inanır, çünkü inanamaz biricik Suna’sının kendisine ihanet ettiğine, ama bu başına gelen neyin nesidir? Elin adamı, Suna’nın sırtındaki beni nerden bilecektir? Hele peştamal hamamda göz önünde açılmaz ve ben görünür yerde değil der. Bu sorular kafasında iken eve varır, dayanamaz ve karşısına alıp Suna’yı durumu anlatır. Suna iki gözü iki çeşme yeminler eder Fahri beye: “Aman beyim etme” der, “Bakar mıyım senden bir başkasına?” O gece konuşurlar, konuşurlar. Fahri bey eşine sarılır, ve ikna olduğunu söyleyip bir daha hiç açmamacasına konuyu kapatır.

Lakin durum hiç de öyle olmamıştır… O günden sonra istemeden de olsa aklında hep o şüphe, Fahri Bey karısına kötü davranır. Şüphe, ağacı kurtun yediği gibi insanın fahri beyin içini kemirir durur. Sevgisine rağmen, eşine saygıyla bakamaz. Ne zaman güzel bir söz söylemek istese Mustafa beyin sözleri aklına gelir. Sevgisini yenip onu öldürmek bile ister ama yapamaz. Çünkü şüpheler olsa bile o güvenir ve güvenmek ister sevdiğine.

Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi

Yine bir akşam yemekte sudan bir sebeple çıkan tartışma sonrasında Fahri bey evden çıkar ve düşünerek sokakları dolaşmaya başlar. Kafasında binlerce senaryo ve plan düşünür ve hepsinde Suna haklı çıkar. Hem Mustafa beyde demişti, karısının bunu dediğini. Artık tamamen bir dedikodu yüzünden yuvasını mahvettiğine inanır ve sevdiğine doğru koşarak eve gelir. Eve geldiğinde neredeyse güneş doğmak üzeredir.

Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi

Eve girer ve gördüğü manzara karşısında mahvolur. Biricik karısı Suna, üzerinde olan yoğun şüpheye, dedikodulara ve sevdiğinin ondan kopmasına dayanamayarak kendisini asmıştır. Sallanan ayağının dibinde elinden düşmüş bir mektup durmaktadır. O mektupta Suna son sözlerinde şunları yazmıştır: “Kusura bakma beyim, ama günlerdir kafandaki soru işaretlerinin sebebini bilmekteyim. Çok yoruldum, çok çalıştım ama bin doğrum bir yalanı yenemedi. Kendimi temize çıkarmak için başka yol göremedim. Şunu bil ki, ben sana hiç ihanet etmedim ve seni hiç kimseyi sevmediğim kadar çok sevdim “

Fahri bey gözyaşları içinde eşinin cansız bedenini yağlı urgandan ayırır, yere yatırır. Islak gözlerini silerken bir bakar ki hava aydınlanmıştır. Feryadı tüm komşuları eve getirir o saatte. Kimse ne Suna hanıma nede fahri beye dokunmaya hatta ağızlarını açıp tek kelime etmeye cesaret edemez. Fahri beyin içindeki yangın öyle büyüktür ki, sözün bittiği yerde, kelimelerin küllerinden o meşhur türküyü yakmıştır:

Şafak söktü, Suna’m yine uyanmaz
Hasret çeken gönül derde dayanmaz
Çağırırım Suna’m sesim duyulmaz
Uyan Suna’m uyan, derin uykudan

Nice diyar gezdim gözlerin için
Niye kızdın bana el sözü için
Dilerim Allah’tan sızlasın için
Uyan Suna’m uyan derin uykudan

Çektiğim gönül elinden
Usandım gurbet elinden
Hiç kimse bilmez halimden
Uyan Suna’m, derin uykudan…”

Bir söz deyip geçmemek lazım. Yazarken gözyaşlarım sel oldu aktı. Herşey bir sözle abad veya berbat olabiliyor. Şüphe, sevgileri, hayatları ve herşeyi yok edebiliyor.

Bencemi beğenmeninizi umuyorum.

Not: Fotoğraflar alıntıdır.

Uyan Sunam Uyan Türküsünün Hikayesi
Cevapla