Biz insanoğlu doğa olayları karşısında ne yazık ki bazen çaresiz kalabiliyoruz.
Gün gelir sadece tarihin tozlu sayfaları arasında yer alır, ve her seferinde hatırladığımız da kalplarimizde ne yazık ki sadece burukluktan başka bir his bırakmaz. Tek gerçekte ne yazık ki budur.

Bugün size o kadar ilginç bir hikayeden bahsedeceğim ki! Ve bunun için şimdi sizi alıp küçük bir adaya götürmek istiyorum.
Size bahsedeceğim hikayemiz Karayipler'in en güzel adalarından bir olan Martinique adası.

Bu küçük adamız Fransa'ya bağlı. Batı Hint Adalarının bir parçasını oluşturuyor aslında. Adanın tamamı 1088 kilometreden oluşuyor.

Beş körfez, çok sayıda koyu ve muhteşem ötesi plajı, bir yanardağı, yağmur ormanları, tropikal meyve ağaçları ve rengarenk çiçekleri olan bir adacık. Etrafı dağlarlar ile çevrili ancak kuzeyde bulunan Pelee Dağı ise eski bir volkan. Bu volkanımızın yüksekliği 1397 metre.

İşte bizim hikayemizde tamda bu adanın içinde yer alan bu yanardağ ile ilgili.
Belki çoğunuz duymuşsunuzdur Pelee Yanardağı Felaketi (Saint Pierre Felaketi) ve sonrasında ise yaşananlar gerçekten herkesi bir kere daha düşündürecek eminim ki.
Tarih 8 Mayıs 1902. Ada halkı iki gün sonra yapılacak olan seçim için harıl harıl hazırlık içindeler. Adanın çoğunluğunu beyazlar temsil ederken, adanın gerçek sahipleri ise siyahi melezlerin karşı karşıya gelmiştir. Ve bu seçim her iki tarafında güçdengelerini koruyabilmeleri açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Adada söz sahibi olan ve sözü geçen yerel gazetesi halkı ikna etmek için anlaşır ve halka hiçcir tehlikenin olmadığına dair söylentiler çıkar ve seçim gününe kadar oyalama politikasına gidilir.
Ama gelin görün ki doğa bu. Her daim kendi hükmünü kendi verir ve her zaman kendi nasıl isterse o şekilde davranır. Matıs ayının başlarında yanardağ iyice hareketlenir. Yakınında bulunan bütün dağ köylerini birer birer yok eder. Yüzlerce insan bu yüzden ayatını kaybeder. Buna istinaden çevre köyde yaşayanlar ise kendilerini korumak adına Saint Pierre şehrine göç etmeye başlarlar.

Tüm bu olup bitenleri takip eden Vali, halkı rahatlatmak amacı ile 7 Mayıs gecesi şehre gelir. Kaldığı otelin penceresinden dışarıya bakarken gördüğü manzara karşısında vermiş olduğu karara çok pişman olur. Ama ne yazık ki artı iş işten geçmişti.
Devamlı olarak artan kül oranı ve uğultu çok yakın gelecekte büyük felaketin habercisiydi aslında. Ve vali bunu farkına varır ve ertesi gün sabah erkenden halka şehri tahliye etmeleri ile ilgili açıklama yapar.
Ama 8 Mayıs seçim sabahının güzelliği, yanardağının patlaması ile gölgelenir.

Patlama o kadar şiddetli olur ki her yer adeta bir ateş topuna dönüşür. Kızıl lavlar öyle şiddetli bir şekilde akar ki, şehir kısa bir süre içerisinde lav ve küllerin altında yer yok olur gider. Şehirde yaşayan 30 bin kişi ne yazık ki bu patlamada hayatını kaybeder. Vetüm şehirde yaşam bir anda biter.

Dünyanın en büyük doğalafeti olarak kabul edilen bu bölgeye en kısa süre zarfında kurtama ekipleri gelir. Araştırmalar yapılır. Ve patlama son rasında sadec 3kişinin hayatta kaldığı tespit edilir. Ve bir şehrin yok olması ve 3 kişinin şans eseri yaşıyor olmasına çok şaşırırlar ve şaşkınlıklarını gizleyemezler.
Bu üç kişiden biri evinin hemen yakınında bir mağaraya sığınarak hayatta kalmayı başaran 10 yaşındaki bir kız çocuğudur.

İkinci kişi şehrin sınırında yaşayan ve patlama sırasında okyanusa atlayan bir adamdır. Ancak lavlarn kaynayan aular nedeni ile tüm bedeniçok ağır bir şekilde yara almıştır. Ama yapılan tedaviler sonucunda hayatta kalmayı başarmıştır. Ve gelelim asıl üçünçü ve hikayemizin kilit ismi olarak da tarihe adını yazdıran kişi.
Peki neden dersiniz?
Çünkü bu kişi o felaketten sağ kurtulan bir idam mahkumudur. İsmi Louis Auguste Cyparis. Louis 8 Mayıs idam edilmeyi beklerken ne yazık ki kaçma imkanı olmaz. Ancak kader ona öyle bir zeytin dalı uzatır ki. Öleceği günü belerken ölümünü dört gözle bekleyen öfkeli kalabalığın ve hatta idam emri veren onlarca kişinin ölümüne de tanık olur. Kendisi ise öleceğini bildiği o gün yaralı olarak da olsa kurtulmayı başarır.

İşte bazen hayat bize öyle oyunlar oynar ki, son dakikaya kadar hayatımzın rotasını kökten silip atar. Ve bu yüzden de hiçbir zaman umutsuz olmamak gerekiyor.
Ne zaman, nerede nasıl bir değişim rüzgarına kapılacağımızı; o rüzgarla savrulup yok olmakla, hayata sımsıkı tutunma arasındaki ince ve keskin çizgide nasıl yol alacağımızı; hiç unutmayalım derim ben.
Dostça ve sağlıcakla kalın.
Sibel Erdem - 03.04.2020
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar