Hepinize selamlar kıymetli dostlar,
Bugün size epeydir aklımda olan bir konuyu dile getirmek istiyorum. Şarkılar ama hangileri? Şuanda yaşları genellikle 20-30 olan yani Y Kuşağı (aslında 14-33 yaş arası) dediğimiz insanların hafızalarına kazınmış şarkılardan bahsetmek istedim. Hep şuanda yaşayamayız di mi, bazen insan geçmişe de gitmek istiyor; ister de normal. Anılarımız, hayal ve umutlarımız bazen şarkılarla kodlanıyor çünkü. Bir şarkı dinleyip sevinmemiz bir şarkıda hüzünlenmemiz ve çevremizdekilerin bu durumu anlamaması bu yüzden. Şarkılar bence bir çeşit DUYGU KODLAMASI.
O halde bu kadar düşünme ve düşündürme yazısından sonra sizleri geçmişten bazı şarkılara getireyim…
RAP’in küskün 2 prensinin eseri: Neyim Var ki…
Lise yıllarımda rastladığım bu şarkı, pardon rap eseri hatta şaheseri arkadaşlar arasında bir anda hızla popüler olmuştu. Herkes birbirine ‘’Neyim var ki Rapten gayri’’ derken o dönemler ben, bunlar neyden bahsediyor diye düşünüyordum. Meğer ki neler neler oluyormuş, ne mesajlar veriyormuşlar hızlı kelimeler cümleler arasında. Meğer cümleler cümlelere karışıyor, anlam denizlerinde bir o yandan Ceza bir öbür yandan da Sagopa Reiz kürek sallıyormuş.

Bu iki RAP Prensinin neden birbirlerine küsüp ayrıldıklarını bir kenara bırakalım ama şunu da demeden geçmeyelim.
Abi yapmayın etmeyin; bir gün yine barışın da bizi böyle anlam denizlerinde kayıksız bırakmayacak başka RAP eserleri üretin… Siz birlikteyken yıkılmazsınız!
Bu yüzden her gece ben… O müzik dünyasının Usain Boltu! O müziklerin Arşidükü Mirkelam Abimiz!
Şimdi arkadaşlar kimse kıvırmasın açık açık söylesin; evde sokakta bu şarkıyı dinleyen her insan evladı en az bir kere bu şarkıyla birlikte koşmuştur :D :D Ya da koşmayı düşünmüştür. Müzik hafif mutluluk verici bir ezgiyle başlıyor. Amma velakin öyle değildir diyesim geldi. Siz şarkı ezgilerinin öyle mutlu ve hareketli olduğuna bakmayın. Aslında bu sese, hayalleri yıkılmış aşıkların kendini avutma sesi de diyebiliriz. Hareketli ezgilerle ‘’ay gözüme toz kaçtı ‘’ demenin ezgicesidir bu bence.
Öyle günler oldu ki senle
Konuşmasam olmaz ki
Resimleri bir yana, atmak hiç olmaz ki
Seni unutturmaz ki
Söyle sevgili hadi söyle
Hiç mi mutlu olmadık, martıları sayarken
Hiç mi hayal kurmadık, denizlere bakarken
‘’Ah be abi, ne de yalanmış o sevmeler’’ dedirtmiyor mu bize bu sözler? Sanki bu umutsuzluktan kaçarak kurtulacağını umarmış gibi koşuyor Mirkelam abimiz, kalbi yanmış aşığın koşarak kaçmasını simgelemiş. Lakin su yok :D Kaçmakla koşmakla geçmez abi, geçmez; biz de denedik geçmiyor :) Kaçtıkça kaçıyor, yandıkça yanıyorsun :)
Yıldızların Altında; Dede Kargo Yorumu
Sevişmeden falan bahsetmiyorum, orası biraz sakat bir konu :D Benim konum başka arkadaşlar.
Kaderi değiştirme düşüncesinin gereksizliği ve sonuçlarının kötü olabileceğini düşündüm bu klibi izlerken. Kaderini iyice zorlamanın aslında insana pek de bir şey kazandırmadığını, olacağı varsa olur demenin şarkıca hali de diyebilirm bu klip için. Bazen hayatta bazı şeyler için ısrar etmememiz gerektiğini, aceleci olmamamız gerektiği izlenimini uyandırdı bende. Özellikle de gönül ilişkilerinde. Bak işte acele ettin aşk kazası geçirdin :)
Yapmayın; Aşk kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım der Dede Kargo
‘’Neden bu kadar erken gittin gönlü güzel abimiz’’ dediğimizde aklımıza gelen… Bakışlarıyla şarkı söyleyen Barış Akarsu…
Oysa… Oysa gitmeseydin ne de güzel şarkıların olurdu dediğimiz abimiz; Barış Akarsu. O da Barış Manço gibi erken gitti aramızdan. Daha doyamamıştık şarkılarına. Islak ıslak baksaydın da keşke gitmeseydin…

Hala şarkılarını dinliyoruz. Hemde her birini. Kaza geçirdiğin o yoldan da her geçtiğimde tekrar tekrar aklıma gelir. Az mı yürürken, evde şarkılarını dinledik be Barış Abi… Kısaydı bu dünyadaki zamanın ama bizi çok mutlu ettin, ama gidişin de bizi üzüntüye boğdu be abi… Az olan şeyler değerli oluyormuş dedirttin…
''Beni Bırakma'' demenin en naif örneği, biz ondan öğrendik naifliği: Feridun Düzağaç!
Melankolik bir umudu bize aşılayan insan, Feridun Düzağaç. Beni klibin sıcaklığı bağlamıştı kendine. Daha sonra ise sözleri.

Sözleriyse bağlıyordu insanı;
Belki güneş bi' gün, ikimiz için doğar
Belki korkuları, hayallerimiz boğar
O masal günü, gelinceye kadar
Susuyorum, susuyorum
Susadıkça yüzün düşer aklıma
Korkar oldum düşlemekten
Adını anarım, çoğalır sesim
Konuşmaktan, düşünmekten, özlemekten
Gel bak bir elimde gökyüzü var, hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar, la la
Korkular da benim, umutlar da
Beni bırakma, beni bırakmaKimse kimsenin, her şeyi olamazmış
Dili geçmişten, tek yaramsın sen
Sensiz kimse mi? kimsesiz miyim bilmem (he)
Hiç bilmek istemem, hatta düşünmem
''Kimse kimsenin her şeyi olamazmış'' diyordu. Ve ekliyordu; '' Di'li geçmişten tek yaramsın sen'' Hakikatten de öyle. Kimse istese de kimsenin her şeyi olamaz; olamazdı da. Düşünmekle düşünmemek arasında gidip geliyordu insan bu şarkıda. Bir umut edip bir üzülüyordu. Adeta askıda bırakıyordu bizi Feridun DÜZAĞAÇ.
Serinin ilk yazısına burada bir virgül atalım bence, diğer Bencelere de biraz şarkımız kalsın değil mi :) O zaman bu yazı serisinin ilkini burada bitirelim. Diğer seride devam etmek üzere diyelim KScanlar :) Umarım severek okumuş ve dinlemişsinizdir Size biraz geçmiş seyahati yaptırmak istedim. Serinin devamında da sizi yeni sürprizler bekleyecek haberiniz olsun :) ;)
Şimdilik kendinize iyi bakın.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar