Bu kitap derbeylik düzeninin kapitalizme nasıl yenildiğini ve kapitalizmin bu topraklarda nasıl filizlenip kök saldığını adım adım anlatan çok başarılı bir eserdir. Demirciler Çarşısı Cinayeti ve Yusufçuk Yusuf olarak iki kitaptan oluşur. Her ne kadar İnce Memed serisinin gölgesinde kalmış gibi görünse de en az onun kadar belki daha bile muhteşem bir eserdir.
Romanın ana kahramanı Sarıoğullarından Derviş beydir.

Sarıoğulları adana dolaylarında yaşayan konar göçer bir Yörük Obasıdır. Kozanoğlu isyanına destek vermiş devlet tarafından yenilgiye uğratılmış ve yerleşik hayata geçmeye zorlanmışlardır. Kendileri gibi bir Yörük Obası olan akyollu obasıyla birlikte devasa bir arazi olan akçasaz bataklığına komşu uçsuz bucaksız arazilerin olduğu ovaya yerleşmişlerdir. Bu iki oba da geleneklerine bağlıdır. Beylerine canı pahasına itaat eden köylülerdir. Fakat akyollular ile sarıoğulları arasında kan davası vardır. Yıllardır sürüp giden bu kan davası iki tarafa da saçma gelse de gelenek ve göreneklerden dolayı vazgeçmezler. Köylüler beylerinin kendilerine tahsis ettiği topraklarda yarıcı (çıkan mahsul bey ve köylü arasında yarı yarıya bölüşülür) olarak çalışmaktadır. O dönemlerde ağaların pek çok suçları cinayetleri devletin ileri gelenleri tarafından oy kaygısı ile örtbas edilirdi. bölgenin kontrolü neredeyse tamamen bu ağaların elindeydi. Bölgede bulunan 150 bin dönüm gibi devasa bir arazi ise bataklıktı. Bu bataklık devasa sivrisinekleri üretir bu sivrisinekler bölgede yaşayan köylüleri sıtmanın pençesinde inim inim inletirdi. Sarıoğulları ile akyollular kendi aralarında didişirken, bölgede ufak tefek yeni yetme toprak sahipleri belirmeye başladı. Bunlar o dönemde bölgeden sürülen Ermenilerin mallarını kendi üzerine yazdırmayı başarabilen birkaçkişiydi. Hacıkurtboğa, Süleyman Aslansoypençe, Avrupa'da okumuş olan Mahir Kabakçı, Tüccar Rüstemoğlu, ve bu diğerlerinden farklı olarak herşeyşeyini çalışarak kazanmış Alatemir vardı bu kişiler bu bölgede bulunan akçasaz bataklığına gözünü dikmiş. Burayı kurutup ekilebilir alan haline getirip topraklarına katmak istiyorlardı. İnsan eksen insan biter dedikleri bereket fışkıran topraklardı buralar. Fakat böyle devasa bir araziyi kurutmak ancak devletin kudretiyle olabilirdi üstelik kurtulsa bile buraları sahiplenmek o kadar da kolay değildi zira bu araziye komşu sarıoğulları ve akyollular gibi iki büyük ailenin binlerce dönüm arazileri vardı bunlar izin vermeden buradan toprak almak imkansızdı. Bu iki aile bu hesaplardan habersiz kendi aralarında çekişip duruyorlardı. Yeni yetme ağalar bu ağalardan önce akçasaz bataklığına bitişik küçük topraklar alacaklar sonra bataklıktan kuruttuğu toprakları da kendi topraklarına katacaklardı. Akçasaz bataklığına komşu arazileri rica minnet almayı başaran yeni yetme ağalar bataklığın kurutulması için, bölgeyi kasıp kavuran sıtma hastalığını bahane ederek bataklığı kurutması için devletten yardım istediler. isteklerinde başarılı olamadılar devlet bataklığı kurutmak için bölgeye iş makinelerini gönderdi fakat iş makineleri görevini yerine getirmeden geri gittiler bunda Sarıoğulları ve akyollular'ın parmağı vardı. yeni yetme ağalar, bu bölgede bu iki aile olduğu sürece burada bir şeye muvaffak olamayacağını anlayınca kan davasını bahane ederek ağaları bölgeden sürmek istediler. Bu ağalar garip köylülere eziyet ediyor, kan davası ile çok insanın kanına giriyorlardı. Savcı ve jandarma kumandanı ile işbirliği yaparak bu ağaların bölgeden sürülmesi için dava açtılar. Zaten kanun da bunu emrediyordu. Fakat mahkeme reisinin sayesinde sürülmekten kurtuldular. Bu sırada Akyollu Mustafa bey derviş beye yenilmiş ve çocukları bu kan davasını saçma bulduğundan devam etmek istemediği için çiftliği bırakıp şehre taşınmışlardı. Bölgede tek güç olarak Sarıoğullarından derviş bey kalmıştı. Akyollu Mustafa beyin oğlu obasını dağıtmış ve modern tarıma geçmişti. artık traktörler vardı bir traktör yüz köylüye bedeldi. Fakat Derviş bey oğullarının ısrarına rağmen gelenekçilikten vazgeçmiyor, obasını sokağa atmaya razı gelmiyor, hala yarıcı sistemle tarla ekmeye çalışıyordu fakat artık eski usül yapılan tarım köylüye ve beye yetmiyordu bu yüzden derviş bey sürekli toprak satıyor ve sürekli zayıflıyordu fakat bölgede hala sözü geçen bir kişi olduğundan.
Yeni yetme ağalardan biri olan Mahir Kabakçıoğlu Derviş beyin bu nüfuzundan yararlanıp Akçasaz Bataklığına sahip olmak istiyordu.

Bu yüzden kendisiyle barışıp dost olmak istiyordu fakat araya kimi koyduysa bir türlü barışmaya muvaffak olamıyordu. Mahir Kabakçıoğlu avrupada tahsil görmüş aydın biriydi vekil hatta bakan bile olabilirdi fakat o toprak ağalığı istiyordu ona göre derviş bey cahil bir gelenekçiydi her ne kadar nefret etse de amacına ulaşmak için dost olması gerekiyordu. Sonunda Dervişbey kendisine bir teklifte bulundu Türkmen geleneklerine göre barışmayı kabul ederse barışabilirdi. Bunun için Mahir Kabakçıoğlu'nun kefen giyip elinde bir kılıçla derviş beyin konağına kadar yalın ayak yürüyecek ve kılıcı ona verecekti. Sonra davul zurnalarla barışacaklardı mahir bey baştan kabul etmese de sonunda amacına ulaşmak için kabul etti ve dediğini yaptı. Ama bütün kasabaya da rezil oldu. Ama intikam planları yapmaya koyuldu. Kasabanın delisine bütün kasabasının önünde derviş beye küfür ettirecek o da dayanamayıp çekip vuracak ve hapsi boylayacaktı. Dediği gibi oldu deli geldi küfür etti fakat derviş bey deliyi vurmadı. Mahiri bir korku aldı. derviş bey Mahirin küfür ettirdiğini öğrenirse Mahir'i öldürürdü fakat derviş bey en iyi adamlarından biri olan usta bir silahşör olan Kürt Mahmut'un oğlu 17 yaşındaki Yusuf'tan deliyi öldürmesini istedi. Zaten Yusuf'tan başka bu işi yapabilecek kimsesi kalmamıştı derviş beyin. Bütün köylüler bataklığa üşüşmüş herkes kendine 1 parça toprak kapmaya çalışıyordu herkes kazmalar küreklerle bataklığın suyunu boşaltmak için su yolları açıyor dağdan taşıdığı toprakla doldurmaya çalışıyordu. Devlet iş makinelerini de göndermiş onlarda su yolu açıyordu jandarma köylüyü bölgeden uzaklaştırdı. Derviş beyin oğlu ile Akyollu Mustafa beyin oğlu yanlarına sermaye sahibi Temirağa ile fabrika kurmaya girişmiş ve devletten yüklü krediler almıştı. Bu sırada Yusuf beyine hakaret eden meczubu öldürüp kaçmıştı. Mahir jandarma komutanına azmettirenin derviş bey olduğunu söylemiş ve derviş beyden kurtulmaya çalışmıştı Yusuf yakalanırsa işkenceyle konuşturulacak Derviş bey hapse girecekti fakat Derviş bey Yusuf'u jandarmadan önce buldu ve konuşmaması için öldürdü. Artık eski gücü kalmamıştı yanındaki adamını bile koruyamıyor derviş bey artık düzen değişmişti savcılar ve jandarma kumandanları devletin mutlak otoritesini ve kanunları hissettiriyordu. Derviş bey Yusuf'un cansız bedenini kurtulmaya başlayan bataklığa bırakıp atını ovaya sürdü. 3. Kitabı yazmadan aramızdan ayrıldı yaşar kemal. Yazılsaydı ismi anavarza olacaktı.
2 saatte zor yazdım uzun bir yazı oldu.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar