Duyguya girmelisiniz!

''Oyuncu muyuz biz kardeşim?'' diyenleri duyar gibiyim... Eğer roman benzeri bir şey yazıyorsanız öyle olmak zorundasınız. Yazmak üzere olduğunuz karakter ağlamaklı ise gözleriniz dolmalı veya çok neşeli ise kahkaha atmalısınız kısacası; hissederek yazmalısınız. Zira karakterin duygularını hissetmek ve hissettirebilmek okuyucuyu kitaba bağlamada en önemli etkendir. Haliyle bir kitap tek bir karakterin duygularını barındırmadığından; karakterler arası duygu geçişleri hızlı olunca duyguya girmeden yazdıklarınız sırıtacaktır. Eksik veya abartı duygu da okuyanları yazdıklarınıza karşı uzaklaştırabilir.
Olaya kendini kaptırıp betimlemeye gerek yokmuş gibi yazmaktan kaçının!

Betimlemenin yazım türünde önemi malum.. Yazan kişiler bazen olayın gidişatına kendini öyle delice kaptırıyor ki, betimlemesiz salt konuşma veya düz anlatım içeren metinler çıkartabiliyor. Bir de bunun tam tersi betimlemeye kaptırıp konudan uzaklaşanlar var. Aradaki dengeyi sağlayabilmek adına benim önerim yazdığınız metni en az 3-4 kere baştan okuyun; 3-4 az oldu ama neyse.
-Gif ne alaka diyen KScanlar bu anı yazdığınızı hayal edin; olay gelişmek üzereyken kendinizi sadece olaya bağlı tutmak ve dışarıdan bakıldığında görünen o güzel manzarayı aktarmamak, ne büyük eksiklik olurdu değil mi?
"Bir şey eksik sanki..." hissini göz ardı edip aceleye getirmek size kaybettirir!

Arkandan atlı mı kovalıyor yavrum niye aceleye getiriyorsun? O hissi yakaladığınız an yazdıklarınızı eksik noktayı bulana kadar tarayın. Kesinlikle eksik bir şey vardır; bulamamak size pes ettirmesin. Eğer aldırış etmeyip yazmaya devam ederseniz ve bu hatayı okuyucu fark ederse sizin açınızdan hoş bir durum olmaz. Şahsen ben utançtan boyut değiştirmeye karar verirdim.
Gelişme kısmını çılgınlar gibi karıştırıp sonuçta içinden çıkamayacağınız düğümlere varmayın!

Onu da katayım bu da olsun... O-oh çorba ettikten sonra da ''İşin içinden çıkamıyorum.'' dersin. Bir hikayede elbette ki düğüm önemlidir ama önemli olan bir şey daha var; o düğümü hakkıyla çözebilecek ve bunu okuyucuya aktarabilecek misiniz? Taslak halindeyken halledilebilir gelebilir ama işin içinden çıkamayacağınızı hissettiğinizde kurcalamayı bırakın. Kendinizi zorlamak adına devam etmek istiyorsanız da bu düşüncenizi takdir ederim.
Olaylara okuyucunun gözünden bakmayı asla unutmayın!

Kurguya hakim yazar veya adayı, olayların sonuçlarına dair bir takım imalarda bulunur. Haliyle okuyucuyu memnun edecek ipuçlarını verdiğini düşünür. Lakin okuyucu tarafından yetersiz görülen ipuçları; giriş ve gelişmenin sıkıcı geçtiğini düşündürüp okuyucuyu yazdıklarınızdan uzaklaştırır. O yüzden her yazdığınız metin sonrası, yazdıklarınızı bir de bu açıdan okuyun... Emin değilseniz yardım alın lakin; yardım aldığınız kişi sizin önünüzü kesmeye değil açmaya yarayan biri olsun. Son olarak onaylıyorsanız devam edin.
Toplumsal yargılara takılı kalıp kelimelerinizi geri çekmeyin!

Sanat toplum için değildir, toplum için olduğunu iddia eden sanatkar değildir. Belki büyük ve ağır bir söz lakin sanat kişinin kendiyle; kendi özüyle alakalı bir durumdur. Hislerinin ve düşüncelerinin harmanlanıp özgürce dışavurumudur. Lütfen toplumsal yargılar sanatınızı susturmasın!
Okuduğunuz için teşekkür ederim. 💕
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar