Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar

Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Öncelikle iyi akşamlar arkadaşlar. Umarım hepinizin keyfi yerindedir çünkü yeni bir bence ile karşınıza çıkıyorum. Bu sefer daha farklı bir konuyu ele alacağım.


Bir roman yazmakla ilgili görüşlerimi anlatacağım.


Öncelikle bir yazar ya da edebiyatçı değilim fakat çok sayıda kitap okumuş gibi olarak az buçuk bilgim var diye düşünüyorum. Eh birkaç tane yazılı romanda tozlu raflarımda duruyor yani bu yazma süreci hakkında az da olsa bilgim var. İşte burada bildiklerimi size anlatmak istiyorum çünkü insanların çoğunda saklanmış bir yazarlık potansiyeli vardır.


Yazmak aslında insanlığın doğasında olan bir şey bana kalırsa. Bazıları bunu günlük olarak bazıları da bir hikâye ya da roman olarak ele alıyor. Sonuç olarak kalemimizden dökülen mürekkep, o kâğıtta bir anlam kazanıyor mu? Evet.


Peki, kitap yazmak isteyen ve nereden başlayacağını bilmeyen arkadaşlar için birkaç ipucuyla bence'mi açıyorum.


Umarım beğenirsiniz :)


Roman demek zaman demektir!


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Öncelikle bir roman yazmayı kafaya koyduysanız bunu bir haftada yapamayacağınızı bilmeniz gerekiyor. Roman yazmak zor ve zahmetli bir iştir. Yeri geldiğinde su gibi akan kalem tükenir. İşte bu duraklama evresidir.


Eğer böyle bir an içerisine girildiyse hemen klavyeyi ya da kalemi elden bırakmamız gerekiyor. Çünkü o durakladığınız andan sonra yazacağınız şeyler kolay kolay içinize sinmeyecektir ve unutmayın; Sizin içinize sinmeyen bir şey okuyucunun içine asla sinmez!


Romanınızın konusunu belirleyin.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Kırılma noktalarından biri de budur. Ne türden bir şey yazmak istiyorsunuz? Bu soruyu kendinize sormanız gerekmektedir. Aşk mı, bilim kurgu mu, fantastik mi, korku mu, polisiye mi... Bu liste uzar da gider. Bu noktada yazar her şeyi belirler. Hangi türe yatkınsanız ona yönelmeniz tercihimdir.


Konu seçildikten sonra kurgu yapılmaya başlar. Ne seçtiğinize bakar bu iş. Mesela bir bilim kurgu planlıyorsanız yapay bir dünya ya da ileride klonlamanın son boyutunu falan ele alabilirsiniz. Ya da bir polisiye romanı yazmak istiyorsanız esrarengiz bir cinayeti başka bir cinayetle ilişkilendirip ortak noktaları yavaşça ortaya çıkartabilirsiniz. Tabii, bunlar sadece örnek eminim eşsiz fikirleriniz vardır ben genel geçer örnekler verdim.


Unutmayın; seçeceğiniz konu ve kurgulayacağınız olaylar romanın kalbi olacaktır.


Karakter seçimi.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar



Başka bir altın olay da bu. Aslında buradaki maddelerin hepsi altın niteliğinde ya neyse. Gelelim buradaki olayımıza. Karakter seçimi bir romanın atan kalbinin damarları olacak. Yani tüm yük aslında bunlarda. Karakterden yoksun bir kitaptan çok bir şey beklenmez zaten.


Karakter seçimi oldukça mühimdir. Bir ya da iki ana karakter bence idealdir çünkü fazlası hem okuyucunun kafasını karıştırır hem de sizin yazma esnasında elinizi kolunuzu bağlar.


Ama böyle dedim diye aman şu hataya düşmeyin. Ben ana karakterlerimi geliştireyim yan karakterler simge olarak kalsın. Bu hataya çok sık düşüldüğünü gördüm. Ana karakter romanınızın atardamarı ya da toplardamarıysa, yan karakterler kılcal damarlarıdır.


Romanınızın ilk cümlesi.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Nasıl bir bebeğin ilk söylediği şey önemliyse, romanında ilk cümlesi öyle önemlidir. Bazı kitaplar vardır, daha ilk cümlesinden dersin ki: "İşte bu!" ve üç heyecanla okuyorsan bu beşe ya da ona katlanır. Bana bu cümleyi dedirten iki tane kitabın örneğini vermek istiyorum.


Birincisi Franz Kafka'nın Dönüşüm adlı kitabı.



Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.



İkincisi ise Dosyoyevski'nin Yeraltından Notlar adlı kitabıdır.



Ben hasta bir adamım.



Bu iki cümleyi okuduğumda garip bir heyecan sarmıştı beni. Nitekim heyecanım karşılığınıda buldu. İkisi de birbirinden güzel kitaplardır. Not olarak bunu belirteyim :)


Belki bu iki örnekten sonra biraz saçma kalacak ama şu an benim yazdığım kitabıpdaki ilk cümle şudur;



Sarp, ilk kez bu kadar çıkmazda hissediyordu. Karanlık dünyasına sızan ışık, mantığını kör etmiş olmalıydı.



Hahaha, kendi yazdığım cümleye alıntı koymak da garip hissettirdi.


Zaman ve yer kavramına dikkat edin.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Romanınız hangi dönemde geçecek, nerede geçecek? Bu soruları iyi bir şekilde cevaplamanız gerekmektedir. Olay Türkiye'de, Türk karakterlerin başından geçecekse yazma imkânımız daha fazladır. Çünkü buranın gelenek göreneklerini biliriz. Olayların geçeceği şehirleri daha rahat tahlil edebiliriz.


Ama... Eğer roman yabancı bir ülkede, yabancı kişiler arasında geçecekse geniş çaplı bir araştırma gerekir. Örneğin; olay Amerika'da gerçekleşecek ve yazar hiç araştırma yapmadan Amerika hakkında ufak bilgiler veriyor. İnanın bunlar çiğ kalıyor romanda. Ayrıca yazacağınız ülkenin dinine de dikkat etmeniz gerekiyor. Din, milletin ana unsurudur unutmayalım.


Bakış açısı.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Bu da bir başka kırılma noktasıdır. Aslında kitabın en önemli hatlarından biridir bu. Çünkü okuyucunun elenme noktalarındandır. Benim için fark etmez ama bazı insanlar birinci ağızdan kitapları okumayı sevmezken bazıları da o türü daha çok sever ve sahiplenir.


Peki, nedir bu bakış açıları? En çok kullanılan ikiliyi açıklayacağım.


İlahi Bakış Açısı: Romanda olan, olacak her şeyi bilen bakış açısıdır. Dışarıdan bir gözdür ve karakterlerin düşüncelerine dair her şeyin farkındadır. Şey diyebiliriz aslında, yazar bu türde anlatıcı oluyor.


Örneğin;


Kelimeler anlam kargaşasında boğuşurken, genç adam hırsla gözlerini kapattı.


Kahraman Bakış Açısı: Bu bakış açısının yer aldığı kitaplarda okuyucu, karakter ile özdeşleştirilir. Yani okuyucu gibi karakterde olaylardan habersizdir. Olacakları, karakterle birlikte öğrenir ve yavaş yavaş kitaptaki düğümleri çözerler.


Örneğin;


Oldum olası kaybetmeye alışkındım. Küçükken; kalemlerimi, silgilerimi kaybederdim. Şimdiyse; sevdiğim insanları.


Diyaloglar.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Karakterlerin arasında geçen konuşmalar, okuyucunun kitabı benimsemesine yardımcı olur. Nasıl mı?


Bir kitap okuyorsunuz ve diyaloglar öylesine basit, gerçek olamayacak kadar çiğ ki. Okurken bıkkınlık gelir bazen insana.


Peki iyi diyalog nasıl yazılır? Aslında bu konuda başarılı olan insanlar; kendini rahatlıkla ifade edenlerdir. Kelimelerle öylesine güzel oynarlar ki, gerçekten iki karakter bedene bürünür ve zihnimizde karşılıklı olarak konuşmaya başlarlar.


Roman, ağır bir tekerlektir.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Kurgu, karakter derken önemli bir noktayı atlamayalım. Roman; uzun bir yolculuktur. Zorludur ve hikâye gibi kısa değildir. Hikâye romana göre daha olay temalıdır. Olay gerçekleşir ve biter. Lakin romanda olayın gerçekleşmesi için bir hazırlık evresi gerekir. Hazırlık evresi bittikten sonra olay patlak verir ve sonuç yazılmaya başlar. Bu sonuç evresinde olayın getirilerinin etkileri anlatılır.


Yani demek istediğim şey, bir roman yazarken asla oldu bittiye getirmeyin. Çok ağır ilerlemesin ama çok da hızlı ilerlemesin. Okuyucu olayları özümsesin öncelikle. Önceliğimiz bu olmalı.


Final bölümü.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Olay kurgulandı ve o kaleminizin eşliğinde kelimelere döküldü. Her şey bitti derken aslında en zorlayan bölüm kitabın o son bölümü olur. Uzun bir zamanı aldığı için tatlı bir heyecan sarar yazarı. Karakterleri ister istemez benimser. Eh, kopmakta yazmak kadar kolay bir şey değildir.


Aslında burada bahsedeceğim şey farklıydı. İki tür yazar vardır.


Birincisi; kurgunun başını kurgular ve geri kalanını yazdıkça öğrenir. Yani finali, tıpkı karakterleri gibi habersizce bekler.


İkincisi ise; kurguyu yaparken finali belirlemektir. Başlangıç ve son belli olduğu için aradaki boşluğu istediği gibi doldurur. Sonunda karakter ölecekse, ölmeden önce yapmak istediği şeyleri yaptırır gibi.


Dışarıdan gelen yorumlara açık olun.


Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar


Kitabınızı yazdınız ve bitti zannediyorsunuz fakat bitmedi! Aslında en meşakkatli bölüme geldik. Kitabınızın, imkânınız varsa bir adet nüshasını edinin ve çevrenizdeki insanlara sırayla okutun. Dışarıdan bir göz, emin olun sizin göremeyeceğiniz hataları daha rahat bulacaktır.


Bu şekilde romanınız kusursuz olmasa da kusursuza yakın bir hale gelecektir. Eh, bundan sonrası da sizi fark edecek editörlere kalıyor.


Umarım bence'mi beğenmiş ve faydalı bulmuşsunuzdur. Okuduğunuz için teşekkür ederim. İyi akşamlar!

Roman Yazmak İsteyenlere Ufak Tüyolar
Cevapla