Türkiye'de özellikle son yıllarda kadın-erkek eşitliği daha sık gündeme getiriliyor. Kadınların işe katılım oranları ve eğitim tahsilleri arttıkça eşitlik daha belirgin hâle geliyor ancak yine de bazı yerlerde sosyal eşitlikten bahsetmemiz biraz zor oluyor.
Bu Bence'yi özellikle kadınlar için yazıyorum çünkü bence onlar haklarını bilmiyorlar. Özellikle geçmişte kadının konumu hakkında birçoğu bilgisiz. Feminist havalarına girenlerin çoğu geçmişte kadınlara tanınan haklardan veya gördükleri ayrımcılıktan tamamen bihaber.
Tamamen öğretici olması babında sizlere iki kitap tavsiye edeceğim. Bu kitaplardaki bazı kısımlar sizi rahatsız edebilir ve varsa içinizdeki feminist duygular körüklenebilir. Tavsiye ediyorum çünkü Orta Çağ'dan bu yana farklı devirlerde yaşasaydınız hangi haklara sahip olacağınızı öğrenmiş olacaksınız. Bu hiç şüphesiz günümüzde sahip olduğunuz haklara anlam katacaktır.
ORTAÇAĞDA KADIN

Altan Çetin editörlüğünde hazırlanan bu kitap, çok sayıda farklı yazarların makalelerinden oluşmakta. Bu kitap İslam'dan Selçuklulara, Osmanlı'dan Memlüklere kadar birçok toplumda kadının konumuna değinmekte. Sadece bunlarla sınırlı değil; Orta Çağ Avrupa'sında, Japonya'da ve daha birçok yerde kadının konumuna işaret etmekte.
Orta Çağ, kadın açısından karanlık bir dönemdi

Orta Çağ'da imparatoriçeler ve hanedan mensupları dışında kadın olmak oldukça zordu. Köleliğin yaygın olduğu, kadının savaşlarda esir edilip parayla alınıp satılabildiği bir dönemden bahsediyorum. Bu durum Orta Çağ Avrupası'nda da farksızdı. Orta Çağ Avrupa'sında bunun temel sebebi Hristiyanlıktı. Çünkü şehvet uyandırdıkları için kadınların dışarıya çıkmalarına izin verilmezdi. Bunun biraz daha insancıl hâli İslam toplumlarında gözükse de İslam'ın da etkisiyle kadınlar hiçbir zaman hak ettikleri değeri elde edememişlerdi.
Türkiye'de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm

Orta Çağ Avrupası'nın karanlığından sıyrılan Mary Wollstonecraft adında bir kadın 18'inci yüzyılın sonlarında çıkarak bir kadının hem çalışabileceğini hem de iyi bir eş ve anne olabileceğini dile getirerek kadın haklarının ilk savunucularından biri oldu. İlk olarak Yeni Zelanda, akabinde Avustralya ve hemen ardından Finlandiya olmak üzere ülkeler kadınlara seçme hakkını tanıdılar. Türkiye'de bu hakların ilk olarak tanınması 1934 yılında oldu.
Ancak yine de kadın örgütlerini lağvetmek isteyen erkekler oldu

Nezihe Muhiddin öncülüğünde Kadınlar Halk Fırkası kuruldu ancak buna çeşitli gerekçelerle müsaade edilmedi ve resmiyet kazanamadı. Cumhuriyet'in ilanı kadının istikbalini doğrudan etkileyen bir adım oldu. 1909'daki seçim kanunlarının pençelerinden sıyrılıp sahip olması gereken haklara sahip oldular. Prof. Dr. Zafer Toprak tarafından kaleme alınan ''Türkiye'de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm'' adlı bu kitap, Cumhuriyet öncesi ve sonrası kadınların Türk toplumundaki konumuna, kurdukları örgütlere ve sahip oldukları haklara genişçe yer vermektedir.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar