Kadına Şiddet, Kader Kısmet mi?

KızlarBirAdımÖne a

DNA canlılık işlevleri için gerekli olan genetik kodları taşıyan bir nükleik asittir. Bizim dış görünüşümüzü belirler. RNA* ise insanların fiziksel özellikleri dışındaki kişilik, karakter gibi davranışsal özelliklerini belirler.

Bizler sadece ırsi özelliklerimizi fiziksel olarak geçmişimizden almayız; atalarımıza ait iyi ve kötü bilgileri ve yaşanmışlıkları da taşırız genlerimizde.

Kaderimiz, ailemizden bize geçen bu kodlarla şekillenmeye başlar.

Kadına Şiddet, Kader Kısmet mi?

Kişi bu bilgi ile kendisini inceler; ailesine, çocukluğuna ve yaşadıklarına farkındalık ile bakabilirse geleceğini ve içinde bulunduğu durumu daha başarılı şekilde anlar.

“Kader motifi” denen şey esasen budur. Eskilerin alın yazısı dediği gibi… İnsan başına gelecekleri değiştiremese de sahip olacağı bu farkındalık, başına gelenlerin sebeplerini ve sonuçlarını daha iyi anlamasını sağlayacaktır.

Peki ne değişecek?

Kadına Şiddet, Kader Kısmet mi?

“Ben çile çekmeye gelmişim bu dünyaya” veya “benim kaderim böyle” mi diyorsunuz?

İnsanlar falı neden çok merak eder? Çünkü geleceğini öğrenmek, bilmek ister. Kader motifini bilmek insana geleceğini şekillendirme gücü verir.

Mesela ailesinde şiddet gören bir anne ve bu annenin dünyaya getirdiği bebeği düşünün...

Kadına Şiddet, Kader Kısmet mi?

Anne fiziksel ve psikolojik şiddet görmüş; şiddet ailede iletişim-sorun çözme şekli haline gelmiş olsun… Bu ortamda yetişen çocuk erkek ise babasını örnek alarak sorunlarını şiddet ile çözmeye çalışmayacak mı? Bu ailede doğup büyüyen kız çocuğu zamanla şiddete maruz kalmasını normal karşılamaya başlamayacak mı?

Elbette böyle olacak çünkü insanın ilk öğrendikleri ve hayatı boyunca kalıcı olan bilgiler akıl ile değil hisleri, bilinçaltı ile olmakta. Böyle olmasaydı ülkemizde çok iyi eğitim almış, çok iyi yaşam şartlarında olan ailelerde şiddet olmazdı. Kadın cinayetleri yaşanmazdı. Şiddet görmüş, aile baskısı altında kişiliği tam olarak gelişmemiş kız çocukları da şiddet düşkünü erkeklerden uzak dururdu. Ailesinden yeteri kadar göremediği sevgiyi yanlış insanlarda aramazdı.

Kadına Şiddet, Kader Kısmet mi?

Filmlerde izleyip, kitaplarda okuduğumuz psikolog danışan seansları vardır. Doktor danışanına ailesini çocukluğunu sorarak anlatmasını ister. Hepimiz bir şekilde böyle bir sahne hatırlarız. Peki bu neden böyle merak ettik mi hiç? Çünkü çocukluğumuzda yaşadıklarımız, gördüklerimiz, bi şekilde bize öğretilenlerdir. Şimdiki halimiz, başarımız veya takıntılarımız; hepsinin temeli çocukluk hatta anne rahmindeki aldığımız kodlar üzerinde var olurlar. Çocukların maruz kaldığı şiddet, aile içinde tanık oldukları şiddet, sokakta, televizyon ekranında izledikleri şiddet… Bunlar unutulmaz! Unutuldu sanmamız, hatırlamak istemememiz, onları zihnimizden çıkarıp yok etmez. Sevgilimiz terk ettiğinde, iş hayatında haksızlığa uğradığımızda ve daha bir çok zor zamanda bizi avlamak için bilinçaltında hazır beklerler. Ne zaman öfkemiz kabarsa kontrolü ele almak için harekete geçerler.

Hiçbir aile çocuklarının hasta olmasını ve hayatını hastalıkla geçirmesini istemez, onları korumak için her şeyi yapar!

Kadına Şiddet, Kader Kısmet mi?

Peki geçmişimizden bize aktarılan bazı kötü kodlar var ise bunların çocuklarımıza geçmesine ve onları hasta etmesine nasıl engel olacağız?

Anne karnında çocuğa geçen genetik özelliklerin bebeklik ile doğup geliştiği ortadayken bu kalıtsal hastalığı nasıl önleyeceğiz?

Çözüm kendimizde başlıyor! Unutmayalım biz kaderimizi değiştiremesek de, tercihimiz dışında başımıza gelen her şeyden kötü etkilenmeden bu kapandan kurtarabiliriz.

Şiddet sadece maruz kalana fiziksel hasar vermez. Ruha işler, çocuklara, geleceğe zarar verir. Hele ki şiddet, kader kısmetten değil kalıtsal mirastan kaynaklıdır. Geleceğin kadınlarını şiddetten korumanın yolu, bugünün çocuklarının şiddete şahit olmasını önlemekten geçiyor.

Şiddete karşı durup farkındalığımızı artırarak yaşamlarımızı güzelleştirip, geleceğimiz olan çocuklarımızı daha mutlu, daha başarılı ve çok daha sağlıklı yetiştirmemiz mümkün.

* İnsan dahil canlı organizmalardaki fonksiyonların yerine getirilmesinde protein ve enzimler çok önemli roller üstlenirler. Bu protein ve enzimler DNA üzerindeki bazı dizilimlere göre kodlanıp üretilirler. Ancak, -şimdiki bilgilerimize göre- DNA diziliminin tümü değil küçük bir kısmı RNA ve protein üretimine katılır. İşte DNA’nın, RNA ve protein üretiminde rol alan belli harf dizilimlerine gen adı verilir. Bir protein yapılacağı zaman DNA üzerindeki genin harf dizilimi örnek alınarak onun benzer bir RNA kopya dizilimi çıkarılır. Kopyalanan RNA mesaj taşıyan anlamında haberci RNA (mRNA)’dır. mRNA’lar diğer RNA’lar tarafından çekirdek dışına çıkarılıp yine başka RNA’lar ve enzimlerin yardımıyla protein ve kimi enzimlerin kodlanmasını sağlarlar. Kısacası, DNA’daki genden RNA, RNA’dan da protein yapılır.

Kadına Şiddet, Kader Kısmet mi?
126 Görüş