"Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı. Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı. Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı. Ne yarın ne de dün!"
geçmişe hasrettir cünkü iyi ya da kötü günleri secimleri kararları vardır gelecege özlem duyar herşeyin daha iyi olacagını düşünür.. Ancak bu anın kıymetini bilmediginden ötürü gecmişe hayıflanıp gelecege özlem duyarken bu günü boşu boşuna harcar
Kesinlikle öyle, başlıkta özetlemişsiniz durumu. Geçmişi özleriz, şimdiki halimizden hep şikayetçi oluruz, geleceği dört gözle bekleriz. Ama bugün şikayet ettiğimiz şey yarın geçmişimiz olacak ve özleyeceğiz, özlüyoruz
Evet geçmiş hasretim 1945'e kadar. Gelecek özlemim Irkçılığı benimsemiş bir toplumun geleceği ve dünyaya hakim olacağım gün. An itibariylede şikayetim malesef bu ruh yok hiçbir zavallıda.
geçmişinde güzellikler varsa hasret duyar. gelecek muamma bilinmeyen merakı cezbeder. yaşadığı an farklılıklar içerir yanında kim olduğu ve ne yaşadığı önemlidir. tabi bunlar benim düşüncelerim bu durum göreceli bir kavram her hayat farklılıklar içerir.
En İyi Cevaplar