İnsan bazen neyi özleyeceğine gerçekten de bilmiyor olabilir mi?

İnsan bazen neyi özleyeceğine gerçekten de bilmiyor olabilir mi?

İnsan bazen neyi özleyeceğini bilmiyor belki de o yüzdendir hiçbir şeyi özleyemiyor...

Şimdi geçmişe git odanın kapısını açıp, annenin “Yemek hazır,” demesini… hatırla ve verdiğimiz tepkileri...

"Çıkar mısın" odamdan anne diye gereksiz çıkışlarını...

O an dünyanın en sıradan cümlesi gibi geliyordu. Ve rahatsız edici...

Hatta bazen cevap vermeye üşeniyorduk.

“Tamam anne…” ya da Tamam baba of ya

Ne büyük bir kelimeymiş meğer “tamam anne.”

Çünkü insan büyüdükçe, evin içindeki sesler birer birer azalıyormuş..

Mutfaktan gelen tabak çanak seslerini duymaz oluyor, koridorda yürüyen terliklerin sesi…

Babanın öksürüğü…

Bir odadan diğerine seslenen anneniz...

Ve bir gün fark ediyorsun, eskiden rahatsız olduğun o seslerin, hayatının en güzel fon müziği olduğunu.

Belki de insanın en büyük yanılgısı bu

Her gün duyduğu şeylerin, hep duyulacağını sanması.

O yüzden bazı seslerin kıymetini, sustuklarında anlıyoruz.

Bir gün annen başka bir odadan sana, “Çay koydum,” diye seslenmeyecek belki.

Bir gün baban, “Ne yapıyorsun?” diye kapının kenarından bakmayacak.

Ve sen, o zaman anlayacaksın…

Meğer özlediğin şey sadece bir insan değilmiş.

Bir evmiş. Bir çocuklukmuş. Kapısı açık bir odaymış. Mutfaktan gelen yemek kokusuymuş. Ve dünyanın bütün kötülüklerine rağmen, kendini güvende hissettiğin o seslermiş.

İşin en acı tarafı da şu, o gün geldiğinde, insan odaya dönüp cevap vermek isteyecek.

“Tamam anne, geliyorum…”

Ama ev sessiz olacak.

Ve insan, hayatında ilk defa bir zamanlar susturmak istediği o sesi dünyadaki hiçbir şeye değişmeyecek.

Çünkü bazı sesler, duyulduğu için değil…

Bir daha duyulamayacağı için değerlidir...

Hayat herkesi bizden bir bir alacak, zaman varken ve kokusu hâlâ geliyorken sarılın sevdiklerinize!

Küslükleri, sorunları bir kenara bırakın onlar sizi bırakmadan...

Bu yazıyı sizlere sesli de ulaştırabilirdim ama en güzel iletişimi kurun istedim kendinizle, arada paravan ve yabancı bir ses olmadan iç sesinizle okuyun...

Ağlayın.. hüngür hüngür ağlayın içinizde kalan ne varsa dökülsün o damlalarla..

Dokunsalar ağlayacaksan, dokunulmayan yer kalmasın istedim.

Yakın zamanda sevdiğini kaybedenler daha iyi anlayacak beni çünkü bir daha sarmayacak seni gidenin teni.

Göremeyeceksin istesen de yüzündeki beni!

Bilmiyorum belki acın biraz da yeni hakkını helal et ağlattıysam seni...

Benim yerime de ağlayın hepinizi ruhumla kucaklıyorum...

#kişilikkarakter

İnsan bazen neyi özleyeceğine gerçekten de bilmiyor olabilir mi?
Cevapla