Sizce insanın hayatını asıl değiştiren şey yaşadıkları mı, yoksa kendini seçtiği anlar mı?

Hayatta herkesin başına bir şeyler geliyor. Kırılıyoruz, yoruluyoruz, erteliyoruz, vazgeçiyoruz. Ama fark ettiğim bir şey var: Aynı şeyleri yaşayan iki insandan biri toparlanıyor, diğeri yerinde sayıyor. Aradaki fark şans değil, güç de değil. Aradaki fark kendini seçip seçmemek.

Kendini seçmek bazen çok sessiz bir şey. Büyük kararlar, köklü değişimler olmak zorunda değil. Bazen “bugün kendim için bir şey yapacağım” demek. Bazen hayır demek. Bazen de “artık bunu hak etmiyorum” diyebilmek.

Çoğu zaman başkalarını kırmamak için kendimizden vazgeçiyoruz. Güçlü görünmek için hislerimizi bastırıyoruz. Sabırlı olmak adına susuyoruz. Sonra bir bakıyoruz; yorgunuz, isteksiziz, motivasyonumuz yok. Çünkü kendimizi uzun zamandır seçmiyoruz.

Sizce insanın hayatını asıl değiştiren şey yaşadıkları mı, yoksa kendini seçtiği anlar mı?

Ama insan kendini seçmeye başladığında bir şeyler değişiyor. Aynaya bakışı değişiyor. Enerjisi değişiyor. Hayata tahammülü değil, iştahı artıyor. Kimse sihirli değnekle gelmiyor ama sen değişince etrafındaki her şeyin tonu değişiyor.

Bence en büyük devrim, bir gün durup şunu diyebilmek:
“Ben de önemliyim. Benim hislerim de kıymetli. Benim hayatım da bana ait.”

Ve işin güzel tarafı şu: Kendini seçtiğinde kimseyi kaybetmiyorsun. Sadece sana ait olmayan yükleri bırakıyorsun.

Bence asıl güç, tam da burada başlıyor.

Sizce insanın hayatını asıl değiştiren şey yaşadıkları mı, yoksa kendini seçtiği anlar mı?
Cevapla