Hayatta herkesin başına bir şeyler geliyor. Kırılıyoruz, yoruluyoruz, erteliyoruz, vazgeçiyoruz. Ama fark ettiğim bir şey var: Aynı şeyleri yaşayan iki insandan biri toparlanıyor, diğeri yerinde sayıyor. Aradaki fark şans değil, güç de değil. Aradaki fark kendini seçip seçmemek.
Kendini seçmek bazen çok sessiz bir şey. Büyük kararlar, köklü değişimler olmak zorunda değil. Bazen “bugün kendim için bir şey yapacağım” demek. Bazen hayır demek. Bazen de “artık bunu hak etmiyorum” diyebilmek.
Çoğu zaman başkalarını kırmamak için kendimizden vazgeçiyoruz. Güçlü görünmek için hislerimizi bastırıyoruz. Sabırlı olmak adına susuyoruz. Sonra bir bakıyoruz; yorgunuz, isteksiziz, motivasyonumuz yok. Çünkü kendimizi uzun zamandır seçmiyoruz.

Ama insan kendini seçmeye başladığında bir şeyler değişiyor. Aynaya bakışı değişiyor. Enerjisi değişiyor. Hayata tahammülü değil, iştahı artıyor. Kimse sihirli değnekle gelmiyor ama sen değişince etrafındaki her şeyin tonu değişiyor.
Bence en büyük devrim, bir gün durup şunu diyebilmek:
“Ben de önemliyim. Benim hislerim de kıymetli. Benim hayatım da bana ait.”
Ve işin güzel tarafı şu: Kendini seçtiğinde kimseyi kaybetmiyorsun. Sadece sana ait olmayan yükleri bırakıyorsun.
Bence asıl güç, tam da burada başlıyor.
Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Özel Gün & Sürprizler
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer