İnsan beklemekten vazgeçerse mutlu olur mu 🙇‍♀️?

İnsan beklemekten vazgeçerse mutlu olur mu 🙇‍♀️?

İnsanın kafasının içinde bir masa vardır. Üzerinde imzalanmamış ama hükmü verilmiş kâğıtlar durur.

Mesela “beni seviyorsa arar,” yazar bir maddede. “Önemsiyorsa sorar,” der diğeri. Ya da “aklı varsa anlar”, “ben söylemeden fark eder” diye devam eder sözleşme metni.

Beklenti dediğimiz şey masum bir “keşke” zannediliyor, sanırım en büyük yanılgımız bu.

Beklenti dediğin şey, çoğu zaman keşke değil işte kimseye göstermeden hazırladığın gizli sözleşme gibi bir şey. Kâğıdı sen çıkarıyorsun, maddeleri sen yazıyorsun, karşı tarafın yerine de imzayı sen atıyorsun o sözleşmeye. Sonra da o insanın, hiç okumadığı bir metne sadık kalmasını bekliyorsun.

Biz aslında insanların bizi hayal kırıklığına uğratmasına değil; zihnimizde onlara biçtiğimiz rolü oynamamalarına kırılıyoruz galiba.

Çünkü eğer o mesaj gelmezse, sadece mesaj gelmemiş olmayacak. Senin zihninde “demek ki ben hatırlanmaya değer değilim” dosyası açılacak.

Eğer o kişi sormazsa ya da sadece sormamış olmayacak ki. “Demek ki benim halim kimsenin umurunda değil” diye eski yara kanayacak.

Eğer ilk adımı atmazsa, sadece adım atmamış olmayacak. Sen yine “vazgeçilebilir olan benim” hükmünü basacaksın boynuna.

Ama hesap çarşıya uymuyor.

Sen o beklentiyi ilk kurduğun haliyle taşımıyorsun ki artık içinde. Üzerine yıllık kırgınlıkları, çocukluktan kalma görünmezlikleri, “ben olsam yapardım”ları, “bunu da mı düşünemedi”leri ekledin. Küçücük bir davranış, senin zihninde mahkeme dosyasına dönüştü. Her gece o dosyayı açıp okuyorsun, her sabah o dosyanın ağırlığıyla uyanıyorsun.

Yani mesele karşındaki insanın yapmadığı şeyin ağırlığı değil, senin o yapılmayan şeye yüklediğin anlamın ağırlığı.

Sonra bir gün, o gizli sözleşmeyi savunmayı bırakıyorsun.

Ben öyle yapmıştım.

Kalemi indiriyorsun. “Tamam” diyorsun, “ben bunu bekledim. Ben bunu söylemedim. Ben söylemediğim halde anlaşılmasını istedim. Ve evet, olmayınca canım çok yandı.”

Düğüm orada çözülmeye başlıyor.

Beklentiyi inkâr etmeyi bıraktığında, beklenti seni yönetmekten vazgeçiyor.

O beklenti artık kalbinin orta yerinde duran mahkeme değil de sadece içinden geçen bir ihtiyaca dönüşüyor.

(Ezgi Akgül) ✨️

İnsan beklemekten vazgeçerse mutlu olur mu 🙇‍♀️?
Cevapla