Kendi adıma 3 saat ya da 3 dakika diyebilirim.
Aks bilemem. Başkası açısından konuşmak dünyanın en egzantrik işi.
Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Özel Gün & Sürprizler
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer Eskiden olsa 'ben kadar' derdim, süreç aynı zaman diliminde yaşanıyordu bence.
Birinin kim olduğuna bağlı, herkese tahammül seviyemiz farklı
Tahammül süresi yaş aldıkça ve kendimizi tanıdıkça kısalan bir çizgi aslında. Eskiden esnek davranıp karşı tarafı anlamaya çalışırken, zamanla kendi zihinsel konforumuzu koruma dürtüsü öne çıkıyor. Sınırlarımız ihlal edildiği an o süre tükenmeye başlıyor. Biri benim değerlerimi veya samimiyetimi zorladığında gözlem moduna geçer, hızla mesafe koyarım. Seninki daha çok yorgunluktan mı yoksa sınırlarını net çizmeye başlamandan mı kısaldı? 🧠🔍
Cevap
5Cevap
Diğer insanlardan daha uzun süre tahammül edebiliyorum
Ben tahammül ederim farklı beyinler sonuçta kimsenin beyni 100 100 değil
Eşitlik söz konusu haa
Anlamadım
Bilmem geriye kalan süreç sadece uzatma oluyor. Final hep aynı.
Bence başarı diyemem ama iyi cesaret. Bende deliyim ama o tür deli değil.
Başarıı birçok farklı yönde olabilir ama kendimizle yaşam için verdiğimiz savaş bir başarıdır mesela gibi gibi
Hepsi ben.
Kendine karşı savaşan kaç kişi kazanmış kaç kişi kaybetmiştir. Bana rağmen ben kazanmış olurum.
Ruhu besle gerisini sustur. Vicdanı dinle toplumu duyma. Sağlıklı/helal beslen şüpheliyi tatma. Kendinle ilgilen başkasıyla kıyaslama. Takdir et haset etme.
Yok bedende 2 kurt varmış biri beyaz ve temiz ikincisi kara ve pis hangisi güçlü derseniz hangisini beslersen diğeri güçsüz kalır. Biz beyazı beslemeli ama siyahı değil. Kimi etik der ben ahlak demeyi tercih ediyorum. Tam ahlaklıyım diyemem ama temel ahlaka sahibim ama gayret edersek olur inşaallah
Evet öyle olmalı. Ancak herkesin bu konu eşit olduğunu sanmam. Doğuştan, aile ve çevre de ahlâkli olanlar olmayanlardan çok şanslı olmalı. Kötülüğü bilmeyen birisi için iyi demek ne kadar doğru. Bu aynı kurdun kuzuyu yiyip kötü görünmesi kuzunun iyi olması gibi. Halbuki onlar görevlerini yaptı.
Ama 2 kurt arasında savaş müşterektir. İkisi de alfa olma derdinde eşit beslenirse içsel çatışmalar bitmez kaos ve mutsuzluk getirir. Grilik psikolojinin düşmanıdır -bazıları aksini söylesede günümüz bunun en iyi örneği- .. Biri ölmek değil ama boyun eğmek zorundadır. Kontrol iradenin olmalı. Eskiden olsa aile derdim ama şu an aileden çok sanal eğitiyor insanları. Sadece nereden neyi ne kadar alacağının ölçüsü gerekli bu da birden olmaz yaşayarak tecrübe ederek olur. Ama yok ben içgüdümle aklıma esenle yaşarım kimseye de uymam kendimi de kontrol altında tutmam diyorsa. aile bir yaşa kadar sonra kişinin kendine düşen şeylerdir -yaşamadığım hayatı yargılamak niyetinde değilim- ancak insan isterse her şey olabilir her şey de yapabilir. Neyi ne kadar isteyip uğruna neler yapabildiği mesele.
kaderde iradedir insan. İradesiz bir kader olduğuna tevekkül etmeden inanmak nedir ki. Tüm gayretini sarfedip Istediğine ulaşamazsa kader der tevekkül ederiz. Gayret eder Ulaşırsa yine tevekkül deriz. Arada ki irade gayrettir. Derler ki kader gayrete aşıktır. Sonra et tevekkül olsa da ondan olmasa da. Kader tahakkuk.
Evet size katılıyorum. Tabiki iktidar sahibi, güç sahibi gücü ele geçirdiği için sözünü dinletir. Aynı insanın uyuma ve uyanık olma hali gib. Beyindeki uyuma nöronları gibi. Uyumak isteyen nöronlar ve uyanık kalmak isteyen nöronlar arasında çıkan savaşta uyumak isteyen nöronların galip gelmesi ile kişi uyur. Zafer çok sürmez 8-9 saat sonra diğeri yani uyanıklık nöronları kazanır. Onlar yok olmamıştır. Kabul edemediğim onları yok sayıp bastırmak. Halbuki diğer arkadaşlar düzgün bir şekilde bunu sürdürürler. Olayın farkında olmadan onlara sahip ve mutludurlar. Bunu yaparken de hiç kürek sallamadılar. Çözüm şu mu? İsteklerden vazgeçmek mi yoksa onları yok saymak mi
Ben şuna inanıyorum birşeyi olduğu haliyle kabul etmek onun kontrol edebilmenin ilk aşamasıdır özellikle bu kendi iradeyle içgüdü arasında kalındıysa. Kabul et muhafaza et acele etme. Ben iradenin insanı en çok motive eden şey olduğunu düşünüyorum. Dışarıdan kimsenin erişimi olmadığı bir ülkeyi yönetmek gibi. Özerklik, özdenetim, özgüven, özleşme, özümüze sahip çıkma yolu bence bu. -toplumsal özlük değil saf o çocukluktan beri var olan insaniyet-
Ben dindar birisi hiç değilim. Sadece bugün olarak inançlı ve birisiyim, ve marjinal birisiyim. Düşünce dünyamda hiç Bir kuralı tanımaz itaat etmem, algılamadan. Hz Ömer dizisinde mecliste geçen konuda ki müslüman olanlara karşı alınması gereken tedbirler tartışılırkrn Ebu cehilin akıllı bir adam olarak şu sözü gibi, herkes bu konuda eşit değil demesi gibi, herkes bu konu da eşit değildir. Demek istediğim şu kötülük yapma potansiyeli olmayan birisi ile ben nasıl eşit olabilirim. Adam da potansiyel yok Bir kere
potansiyel desteklenen birşeydir aslında az önceden beri bahsettiğim de bu iyi de var kötü de içimizde. hiçbiri sonradan ve dişardan girmiyor var olan ya güçleniyor ya da zayıflıyor. burada neyin güçlendiği neyin zayıfladığı insanın ilgisine bağlı. bana sorarsanız inançsız zor. Etik sahibi profesyonel yapıcı anlayışlı olabilirsiniz ama içinizde bunu istemeyen birşeyi büyütürsünüz. He irade başa geçtiğinde bu inançlı ya da inançsız kudret göstergesidir. Ve bir çok kişinin aura dediği iradenin başka bir yansımasıdır. Biraz edebi yaklaşıyorum belki birşeye dayanan bilimsel açiklamalar değil bunlar ama tecrübelerde kısmı bir dayanak statüsü sayılabilir.
Seninle aynı aşağı yukarı şeyleri düşünürüz. Belli ki yakın yollardan geçtik. Evet doğru kabul edersen ortada bir sorun Kalmıyor. Haklısın Birşeyler için aceleci olduk biz acele ettikçe o elimizden kaçtı. İşin kötü tarafı diğerleri acele etmeden kondu o dala, zahmetsiz. İşin başka bir kötü tarafı var ki 20li yaşlarda yaşamak ve sahip olmak istediğin şeylere 40 yaşından sonra sahip olabilirsin, ancak o gün sen sen değil başka birisi olmuş, isteklerin azalmış aynı hazzı alamayacaksın. Çocukken oynadığın oyunu 40 yaşına da oynasan ne ki. Diğer bir ihtimal 40 yaşında çocuğu şeyi kavrayıp gerçekleştiri görüp istek ve arzularun peşinden koşmanın bir anlamı olmadığını anlamak, tam isteklerine kavuşmak üzereyken. Bu kötü gibi görünüyor bugün
o kadarını bilemicem. Ben 30 dan sonra ki zamanlarımı çok seviyorum. Ve gün geçtikçe de yaşama olan sevgim ve ilgim artıyor. Hayattan lezzet alabiliyorum. Kendi başıma yürümekte buna dahil. Kendime kahve ısmarlamakta tek başıma dondurma yemekte canım sıkılmıyor artık. Tedirgin olmuyorum çevreden ve toplumdan.
Sadece demek istediğim şu, herkes bu konuda eşit değil. Bir insanda bütün duyguların ne gibi, doğru olmak, ahlâkli olmak, içinden kötülükte Aktif olup, aynı zamanda vicdan sahibi olup, bir tarafı da kaddar gibi, hormonları çok olması, kadınları hayvan gibi sadece hayvan gibi becermek isteyip aynı zamanda ahlaklı güzel düzgün, güzel Bir aile çocuklar, ev hanımı aynı zamanda yatakta orspi gibi evin içinde annelik coşan birisini istemek, insanların çoğunu imha etmek isteyip bir o kaderıni da kurtarmak isteyen kişi bu zıtlıklarla nasıl hayat sürsün. Diğeri için ne güzel dünya %80 yükle iyilik ya da kötülük Bilgi ne varsa oradan gitsin. Benim gibi çoğu duyguların 50 -50 olması çok zordur. Demek istediğim bu.
İnanmayan için akışa güven denir biz inananlar için o akış kaderdir. Kadere inanmayan biri ona nasıl karşı çıkabileceğini düşünebilir ki.
İnançlı biriyim ancak bazı şeyleri farklı yorumlarim. Kaderle doğal akışın bir farkı yok. Muhtemelen evrime inanmazsiniz. Evrim sürecin de biyolojik olarak akrabamız olan hayvanlarda genel olarak algılanan Kadercilik kavramı çok yüksektir. Yani hayvanlar bu Kaderciliğe harfiyen uyarlar. İneğin kaderi ot yemek, arslanin ki et, yılanın ki sürenmek. Doğal kadınları olan Kaderciliğe boyun eğmişlerdir. Onların Kaderi bu. Daha insan olmamış insansı varlıkların kaderleri de onlar gibiydi. Daha sonra uzun asırlardır öğrenebildikleri taştan silahlarla bunu kırıp hele ki avcı toplayicodan üreten, koyun otlatan, bulundukları yerden başka yerlere gidip konuşmayı çok sonraki süreçte yazmayı da öğrenip onlara dayatılan doğa kanunları kaderlerini kırmaya başladılar taa ki bu güne kadar. Bu serüvenin adı insan olma serüveniydi. İnsan olmak içinde onlara sunulan kadere karşı koymak gerekiyordu. İşte insan olmak Kadere karşı koymaktır. Aynı onlar gibi. Ancak onlardan Kalan çok güçlü iç güdüler hâlâ çok güçlü şekilde devam ediyor. Bu iç güdü ve gen aktarımı. Demek istediğim Genetik ve özellikle yetişme olarak çok güçlüler. Ve bunu ne kadar dönüştürürsek insan oluruz. Kadere karşı koymak dediğim bu.
Evrime inanıyorum ama var oluşsal manada değil. İnsan sabahtan akşama bile evrim geçiriyor iç ve dış olarak. Kader aslında daha ilahi bir şey sizin dediğiniz fıtrat fizyolojik bir mesele bir yere kapalı da olsa hiç yaşama dahil olmasa da ördek yuvasında kuğu da olsa yemek ihtiyacı duymak gibi doğasında yapısında var. Genlerin ve biyolojinin de etkilerini tartışmasız kabul ediyorum. Mizaç dediğimiz şey ya da burç dediğimiz şeyler insanın kendi artı ve eskilerini görmesi artıları donanım için eksikleri de mücadele için dikkat etmesi lazım. Yoksa bı benim genimde var mizacım böyle ben böyleyim diyip salmak değil mücadeleye nereden başlayacağını bilmeyen için yol haritası eksilerden başlamak.
Anlıyorum sizi, kolay değil tabi İnsanın Havvandan geldiğine inanmak. Benim içinde zor oldu kolay değil süreç ve algı ister. İnançta çok çok kuvvetli birşeydir. Taviz vermez bazen düşünmeye. Kesin ne nettir. Çünkü kesin ve netlik Kur'an'ın Kerim deki anlatımlarlardir. Bir de 100 binlerce işlemiş inançta deveye girince malum. Ancak öyle sanıyorum ki ileride inanacaksiniz. Evet fıtrat. Fıtrat çok güçlü. Evet doğru salmak. O burçlara eskiden inanırdım ancak daha çok inanmaya başladım. Oğlak burcu olarak en belirgin özelliğim inatçı olmamda ve başak ve boğa burçlu kadınlarla anlaşabildiğimi görünce çok daha inandım. Hepsi tutmuyor tabi de. Ondandir ki inatçı olmamdan dolayı asla salmam. Salmak yok. İtiraf etmeyelim ki özelikle son 1 aydır şerlerin hayır olduğuna inanmaya başladım ve öykü düşünüyorum.
artık sıfırin altında
5 dk falan.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
En İyi Cevaplar