Machiavelli şöyle der; İnsanlar nankör, değişken, içten pazarlıklı, korkak ve çıkarcıdırlar; iyilik yaptığın sürece yanından ayrılmazlar. Çünkü birçok insan sana değil; senden elde ettiği şeye bağlıdır. Çıkarlar örtüştüğü sürece sadakatten bahsederler, şartlar değiştiğindeyse fikirleri de değişir. Bu yüzden insanları iyi günlerde değil, artık senden bir şey kazanamayacakları zaman tanırsın. Çünkü çıkarın bittiği yerde karakter ortaya çıkar.
Birinin sizden işi düşünce yakınlaşıp işi bitince uzaklaşması, karakteri hakkında size ne düşündürür?
Machiavelli’den alıntılayarak konunun özünü zaten harika bir şekilde özetlemişsin... Bir insanın işi düşene kadar gösterdiği o yapay samimiyet ile işi bittiğinde takındığı o soğuk mesafe onun sana verdiği değeri değil... Aslında tamamen kendi sığlığını ve karakter zaafını gösterir... Bence
Çok haklısın, ilişkileri bir alışverişten ibaret gören profillerle zaman kaybetmemek en doğrusu... Ancak onlara nefret besleyerek enerjini harcamak yerine, hayatından sessizce eleyip nötr kalmak kendi huzurun için en büyük kazanım olur... Bence de.
Birinin sırf kendi işini gördürmek için kırk kılığa girip, işi bitince de selamı sabahı kesmesi insanı nankörlükten ziyade bir karaktersizlik göstergesidir. Fakat ben bu durumu fark ettiğimde çizgimi hiç bozmam. Hayat felsefem nettir: Bir insana yardım edebiliyorsam, bunu sırf Allahü Teala’nın rızasını kazanmak için yaparım. O kişinin iyilik bilmezliği, takınacağı sahte tavır ya da sonrasındaki vefasızlığı benim duruşumu değiştiremez. Ben amelimi kula değil, Yaradan'a göre ayarlarım.
Ha, bu demek değil ki kendimi enayi yerine koydururum... İşini halleder, rızamı gözetir, üzerime düşen insani görevi eksiksiz yaparım ama hemen ardından o kişiyle arama çok net ve kalın bir sınır çekerim. Sessizce, gürültü patırtı çıkarmadan, yavaş yavaş mesafe koyarım. Artık hayatımın özel alanına geçemez, bendeki kredisini tamamen tüketmiş olur.
Çünkü çıkarı bittiği an soğuyan adamın, benim hayatımda yeri sadece uzaktan bir tanıdık olmaktan öteye gidemez. Bırakırım, kendi küçük ve hesaba dayalı dünyasında yaşamaya devam etsin iyiliğimi Allah için yapıp cebime koyar, insanlığını satmış olanı da o mesafenin arkasında kendi yalnızlığıyla baş başa bırakırım.
Beni insan olarak değil, ihtiyaç duyduğu anda ulaşabileceği bir imkân olarak görüyordur. İşi düşünce yakınlaşıp sonra kayboluyorsa, samimiyeti şartlara bağlıdır; bu da benim için güvenilecek bir bağ değildir. Bir kere olabilir, hayat yoğunlaşmıştır. Ama sürekli tekrarlanıyorsa açıklama aramam, davranışa bakarım. Çünkü gerçekten değer veren insan sadece ihtiyacı olduğunda değil, hiçbir şeye ihtiyacı yokken de seni merak eder
Bir yere kadar görmezden gelirim ama patlayıp sadece işin düştüğünde ulaşma arada bir hâl hatır sor diye uyardıklarım oldu sonra ne mi oldu puf kayboldular başımız dinlendi 🙂
Hayatım böyle insanlarla geçti. Hukukumun sınırlı olduğu insanların ihtiyaç halinde samimi ve sıcak tavırlarıyla meramlarını anlatıp dertlerine çare beklediklerini görünce kişi hakkında içsel atıp tutmalardan uzak ihtiyaçlarını görüp tekrar gönderiyorum genel olarak. Oradaki motivasyonum kişinin karakterini iyi veya kötü ortaya koymasıdır.
Benim korktuğum şey ise hiç renk vermeyip bir gün şaşırtacak olanlar.
Benim için şunu düşündürür. Benimle sadece kendi çıkarları için konuştuğunu ve işi bittiğinde tekrar uzaklaştığını yine aynı şekilde tekrar işi düştüğünde geldiğini sonra tekrar gittiğini düşündürür. En sevmediğim insan tipidir. Hiç haz etmem böyle insanlardan. Onların şerrinden de onların iyiliğinden de ve yakınlaşmasından da arkadaşlığından da Allah uzak etsin. Öyle insanlarla birlikte olmaktansa yalnız kalırım daha iyi. Onların arkadaşlığı kendilerine kalsın.
Normal insan tipi insan zaten böyledir hayatını menfaatleri ve çıkarları üzerine kurar yani ben alışığım umursamam ışıklarda su satan çocuklar benim için daha değerlidir.
Bence koy işi düşünce arayan insan asalaktır benim gözümde ben olaya şöyle bakıyorum insan insandır ve insan insana herzaman lazımdır arada kendisini hatırlatmalı hal hatır sormalı sevmiyorum böyle canlıları beni arayaamzlar zaten.
Benim çizgim de orası; aylarca ortada olmayıp yalnızca ihtiyacı olduğunda kapıyı çalan biriyle karşılıklı bir bağ kurulmuş saymam. Arada hiçbir sebep yokken hatır sormak bile niyeti belli ediyor.
Benim için de çizgi, yardım istemesi değil; işi bittikten sonra seni yok sayması. Orada ilişkinin samimiyet değil kullanım üzerine kurulduğu belli oluyor.