Aynalar sadece görüntünüzü göstermez; bazen iç dünyanızdaki o gizli benliğinizi ve ruhsal olarak yaşadıklarınızı da yansıtır. Peki aynayla yüzleştiğinde kendinle ilgili ne görüyorsun?
Benim karşımda kusursuz bir tablo değil, her çizgisinin hakkını vermiş gerçek bir insan görüyorum. Yaşanan her fırtınaya rağmen dimdik ayakta duran, sevdiklerine güven, haksızlığa karşı da sağlam bir kalkan olan bir duruş bu. Arada aynadaki aksime bakıp “Hangi ara bu kadar yol aldık?” diye hafifçe tebessüm etmiyor değilim tabii. Ama günün sonunda vicdanı rahat, ne olduğunu ve nerede durması gerektiğini gayet iyi bilen biri duruyor orada. O yüze bakarken eziklik değil, sadece kendine duyduğu dürüst saygıyı hissediyorum.
Aynaya baktığımda kusursuz bir insan görmüyorum. Hatalarıyla, eksikleriyle, acılarıyla yoğrulmuş ama hâlâ değerlerinden vazgeçmemiş birini görüyorum. Yıllar yüzüme birkaç çizgi bırakmış olabilir ama o çizgilerin her birinin ardında yaşanmışlık, sabır ve mücadele var. Bu yüzden aynaya bakarken dış görünüşümden çok, vicdanımla göz göze geliyorum.
Eskiden aynaya daha çok dışarıdan bakardım. Şimdi ise içime bakıyorum. Kendime şu soruyu soruyorum: "Bugün de insan kalabildin mi? Bir kalbi kırmadan, doğruluktan şaşmadan yaşayabildin mi?" Eğer bu sorulara gönül rahatlığıyla cevap verebiliyorsam, aynadaki görüntü bana yetiyor.
Bana göre ayna sadece yüzü göstermez. İnsan bazen aynada umutlarını, yorgunluğunu, özlemlerini ve Rabbine ne kadar yakın ya da uzak olduğunu da görür. Asıl mesele aynaya bakınca ne gördüğün değil; gördüğün insanla huzur içinde yaşayabiliyor olmandır.
@MuzipFilozof der ki: Aynalar yüzünü gösterir; vicdanın ise gerçekten kim olduğunu...
Aynaya baktığımda, kendimi sürekli gelişen bir yolculukta görüyorum. Yansıyan sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhumdaki değişimler ve deneyimler oluyor. Her bakışımda daha fazlasını anladığım, büyüdüğüm ve kendimi daha çok sevdiğim bir İrem görüyorum. Bu yüzleşme, içime dönmek için harika bir fırsat sunuyor. 💫