Herkes görgülü... Herkes medeni ve yine herkes çok bilmiş... Bugünlerde "bilmiyorum" diyene rastlamazsın bilmemek çok ayıp sanki, Hiç bekleme getir saki, ruhumdaki ekimozlar için içiyoruz... Sığ bir denizde boğulmak istercesine çırpınıyor ruhumdaki senler... Bunca yıl içimde nasıl yaşadın sen oksijensiz, Bu belki de bir nida ama sessiz, Sana yüklenilenler ile kaldın mı hiç nefessiz? Sana olan hislerim var ama artık biçimsiz, Bu hangi suretin? Bunu bilmiyorum galiba isimsiz,
duygular, insanın karakterini ve kişiliğini oluşturan zincirin halkalarından biri.. ondan ayrı bir kişilik analizi yapmak mümkün değil..
bilmiyorum demek de bu anlamda bize o insan hakkında işaretler verebilir elbette.. bilmiyorum, s*ktir et demekle bilmiyorum ama öğrenmek isterim demek arasında benimle onlar arasındaki kadar fark var..
Kursta adaylardan birinin motorla ilgili sorusuna "bilmiyorum "cevabını verdi hocamız. Hepimiz güldük. Hoca da güldü kendine tabi ama onun o samimi dürüst cevabı beni ona bir kere daha hayran bıraktı 🤩
Çok güzel, zarif, pozitif ve oldukça donanımlı bir kadın. Umarım o yaşa geldiğimde ben de onun gibi olabilirim 🙏
Duygular kişiliğin yakıtı aslında. Ayırmanın mantıklı olmadığını düşünüyorum. Sadece idareli kullanmak lazım yolda kalmamak veya maddi/ manevi ağır hasara uğramamak için 😀
Gerçekten çok samimi bir hocaymış. Bilmiyorum diyebilmek bir meziyet ya herkeste bulunmaz... Bence sen ondan daha iyi olacaksın kuziş çaba ve tecrübe seni umulmadık yerlere götürebilir...
Kişiliğin yakıtı , böyle düşünmedim hiç... Bakış açını anlıyorum ve o bakış açısıyla haklısın... fakat ya onlar seni aşağı çeken duygularsa ya da bahsettiğin ağır hasara uğramışsa kişi...
Duygulara kişilik eşlik ve destek eder fakat tamamen bir değillerdir, ayrım yapılabilir.
Duygular istemsizce gelişirken, kişiliği şekillendirmek mümkün. Aynı kalmaz, geliştirilebilir. Yine de kişilik, duyguların nasıl yaşanacağını ve nasıl ifade edileceğini etkiler.
Bilmiyorum demek ayıp değil, bilmediği halde biliyormuş gibi yapmak daha ayıp 😀
Yani ayrım dediğim gibi, duygu daha kontrolsüz kişilik ise daha kontrollü desem doğru olur. Duygularımızı şekillendiremeyiz (kısmen) fakat kişiliğimizi şekillendirebiliriz (kişisel gelişim, psikolog seans vb.).
Şekillendirdiğimiz kişilik ise duygularıma yansıyabilir fakat yinede tamamen ve her zaman değil.
Hımmm... Evet dediğin gibi olabilir şekillendirme işlemi... Sanırım daha iyi anladım...
Haklısın kişilik şekillendiğinde duygular daha kontrollü olur burada v for vendettanın sahnesini hatırladım... Neden öyle oldu bilmesemde zihin bunu öyle kodlamış galiba...
Değil. Çünkü duygularımızı besleyen şeylerden biri de kişiliğimizdir. Olaylara bakış açımızı, verdiğimiz tepkileri ve hissettiklerimizi kişiliğimiz şekillendirir. Duygularımızı da bu bakış açısıyla yansıtırız. Bu yüzden duygularla kişiliği tamamen birbirinden ayırmak mümkün değildir.
Hımm... Kişilik duyguları besliyorsa şayet bu tek taraflı olmaması gerekir... Yani demek istediğim tamam kişilik beslendi diyelim düşünce duygular kalıplar oluştu diyelim... Bir travma sonrası bunlar değişebiliyor yani duygularda kişiliği kısmen değiştirebilir tek taraflı değilden kastım buydu... Elbette biyolok ya da psikolok değilim detayları bilmiyorum... Yinede kendinizce haklısınız mantıklı yani...
Mümkün değil diyorsunuz yani anladım teşekkür ederim cevap için 🙏
Bu derin sorgulamaların ve karmaşık duyguların içinde kaybolmuş hissetmen çok anlaşılır. Kişilik dediğimiz yapı, duygularımızla sürekli etkileşim halinde olsa da, tamamen aynı değildir. Duygularımız, kişiliğimizin zengin bir parçasıdır, onu renklendirir ve şekillendirir. Ama kişiliğimiz, onların toplamından ibaret değildir. 🤔 Kendini ve duygularını ayrı ayrı gözlemleyebilmek, aslında gerçek seni keşfetmenin önemli bir adımıdır. Bu süreçte hislerini anlamaya çalışmak çok değerli. 🫂
duygularımız kişiliğimizin birer ürünü ve aynasıdır; kişiliğimizi değiştiremeyiz ya da ondan bağımsız duygular yaşayamayız, ancak duygularımızı tanımayı ve onları yönetmeyi öğrenebiliriz
Bak sen böyle söyleyince daha iyi anladım soruyu. Ya da anladığım kadarıyla konuşucam.
Eğer duygularını kişiliğinin bi biçimi sanıyorsan hayır öyle değiller. Duygu dediğin anlık değişebilen, durumlar karşısında değişiklik gösteren şeylerdir ve bi dönem kısa /uzun süreli uğrayıp, gelip geçerler.
Örneğin herkesin acıyı, hüznü, mutluluğu yaşayış biçimi farklıdır. Sen kötü hissediyorsan, sana ne karamsar biri denebilir ne de somurtkan. Sadece 'bu aralar iyi hissetmiyor ama geçirir" yorumu yapılabilir. Ya da kişi kendine böyle söylemeli.
Bir insan evlenirken ağlamıyor diye "ailesini de sevmiyor demek ki" demek kadar saçma, ya da hediye karşısında aslında mutlu olup o an gösteremeyen insana "sende hep böylesin demek ki mutlu olmadın" demek.
Duygular kişiliklerimiz değildir sadece doğal şekilde gerçekleşen vücudun tepkileridir.
Konuşmak istersen buradayım, nokta koyman bile yeterli 🙏🏻
Karakteri tamamen kenara atamayız ama ana sebebe bağlamak da çok sağlıklı durmaz. "Ben de böyleyim" lafı yapanlar ikisini ayırmayanlar, bu ikisini bir tutup artık böyleyim demek zarar verir, kişisel gelişime kapatır insanı ve olumsuz düşündürür.
Evet genelde öyle oluyor. Hiç kimse ortada bi sebep yokken aşırı mutlu ya da mutsuz olmaz, veya aniden toparlanamaz. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali.
Geçici olduklarını kabullen, kendini tek duyguda kaybetme 🙏🏻
Daima buradayım bilesin, istediğin zaman yazabilirsin.
Çünkü duygularım kısmen kişiliğimi oluşturuyor. Mesela empati yapabiliyorum ama bu bir anda olmadı. Kendimi karşımdaki kişinin yerine koyabilmek için dinleyip anlayıp üzülmem gerekti ve bunu bir kez yapınca insanları anlamak adına artık empati yapabilmek kişiliğimi oluşturan noktalardan biri oldu. Empati sadece bir örnek. Duygular ve kişilik bir bütün, bence.
Hımm kişiliğin kodlanmasında etkileri olduğunu kabul ediyorum.. lakin neden üzülmem gerekiyor ki sanırım bu kısımda takılıyorum... Zamanla olmadığını biliyorsun ve bunun sonradan geliştirdiğinide ve üzülmen gerektiğinide...
Bunlar bir bütünse şayet yaptığın herşeyin duygu içermesi gerekmez mi?