Şöyle açıklayayım dünya ikilemler üzerine kuruludur. İnsan da öyle her bir duygunun, aklınıza gelebilecek her şeyin bir zıttı vardır. Kendimizi birbirine iki zıt duyguyla tanımlamak da hayatı, evreni, kendimizi anlamanın başlangıç noktası haline gelir. Ben kendimi "Yalnızlık ile sevgi arasında yanan insan" olarak tanımlıyorum...
Kendinizi birbirine iki zıt duygunun arasında tanımlacak olasınız bunu nasıl yapardınız?
Beni kategorize etme, benle oynama Yaftayı yapıştırıp, bana isim koyma Karikatürleştirme beni, ilahlaştırma Tabulaştırma sakın, tapulaştırma Ben seni öyle sevdim, öyle sevdim Ben seni öyle sevdim, böyle mi sevdim Matematikleştirme beni, çarpma, bölme Toplama, çıkartma sakın beni hesaplaştırma Mekanikleştirme beni, otomatikleştirme Yarıştırma sakın, onla bunla karşılaştırma Ben seni öyle sevdim, öyle sevdim Ben seni öyle sevdim, böyle mi sevdim Ben seni öyle sevdim, öyle sevdim Ben seni öyle sevdim, böyle mi sevdim Sıkıştırıp tıkıştırma beni, depolaştırma Duygularım yok oldu, yüreğimi nasırlaştırma Beni demoralize etme, depolitize etme Her işten kaçar oldum, illegalize etme Ben seni öyle sevdim, öyle sevdim Ben seni öyle sevdim, böyle mi sevdim
"Beni Kategorize Etme"Sezen Aksu' nun Seslendirdiği bu şarkıda Sözleri yazan Bülent Ortaçgil insanın bir kalıba sokulamaz bir varlıktır, Onu etiketleymezsin, İnsan ölçülüp biçilen, mekanik bir varlık değildir. İnsanın biresel özgürlüğünü, duygularını ve varoluşunu tek bir kategoriye indirgemeye çalışan toplumsal bakış açılarına karşı bir duruş sergiliyor.
Şiirin/ Şarkıda ana mesaj, sevgiyi ve insanı olduğu gibi kabul etmek gerektiği üzerine kurulu. Şair, sevmeyi bir hesap işine çevirmemeyi, bir yarışa sokmamayı, bir matematiksel işlem gibi artı ve eksilerle değerlendirmez olduğunu sötlüyor. Onu bir tanımla sınırlandırmak yerine, olduğu gibi kabul etmeyi ve anlamayı vurguluyor.
Bu söyledikleri doğru mu? Eğer insanı anlamak ve sevmek, ona olduğu gibi değer vermekse, bu bakış açısı son derece insani ve değerli. İnsanları kategorilere ayırmak, onlara önceden belirlenmiş kalıplar içinde anlam yüklemek, bireysel farklılıkları ve derinlikleri yok saymak anlamına gelebilir. Bu yüzden şiirin çağrısı, insanın özgürlüğüne, duygularına ve bireyselliğine saygı duyulması gerektiğini savunan bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Sen bu bakış açısına katılıyor musun? İnsanları kategorize etmenin onları anlamayı kolaylaştırdığı mı, yoksa onları sınırladığı mı düşünüyorsun?
Varoluş gibi derin meseleyi iki kelime ile tanımlamaya çalışıp bana da Hala anlamadın demeniz de çok kendini beğenmişce bir tavır peki ben anlayamadım iyi günler dilerim
Selamlar bir şey sorabilir miyim Yalnizlik ile sevgi arasinda tanimliyorsunuz eyvallah Fakat yalnizlik ve sevgi zıt duygular değil ki burada bir kere verdiginiz cevap soruya uymuyor Ayrica kendini beğenmiş birisi de değil !!! Hani bir laf varya sizin ne anlattiginizin bir önemi yok karsi tarafin anladiği önemli diye detayli anlatir misin bana ben anlamaya calisayim bir? @statüko
Bazen içimde taşan bir sevgi seliyle herkesi kucaklamak isterken, bazen de kendimi sessiz bir köşeye çekip dünyadan uzaklaşmak istiyorum. Hem aşırı duyarlı hem umursamaz olabilmek garip ama gerçek. Sevilmek isterken mesafe koymak, özlerken geri çekilmek… İşte tam bu dengeyi yaşıyorum.
Ben, hem dingin bir deniz hem de fırtınalı bir gökyüzü gibiyim. Bazen huzurun ve sakinliğin içinde kaybolurum, bazen de içimde kopan fırtınalarla dünyayı sarsmak isterim. Tıpkı geceyle gündüzün buluştuğu o an gibi, karanlık ve aydınlığın arasında bir yerde, kendi dengemi arar dururum.